Puan vermedi·200 syf.·
2026 527. kitabı
Ahraz uzun zamandır okuma listemde olan ancak yeni okumaya fırsat bulabildiğim bir eserdi. Genel itibariyle de kitabı beğendiğimi en başından belirteyim. Toplum tarafından dışlanan, ötekileştirilen, lanetli olduğu düşünülen ve kağıt toplayarak hayatta kalmaya çalışan bir anne ve onun oğlunun hikayesi. Küçük kasabalarda, köylerde yaşayanlar daha iyi bilirler; toplum içerisinde bir kaç kişinin suçlayıcı parmağı herhangi birini gösterdiğinde o kişi tüm toplum tarafından da yaptığı herşeyle göze batar, suçlanır her zaman günah keçisi ilan edilir. Kimseye zararı olmayan, daha önce de belirttiğim gibi sadece kağıt toplayarak hayatta kalmaya çalışan bir anne ve oğlu da yaşadıkları toplum içerisinde, tüm toplumun başına gelen felaketlerde suçlu gösterilmiş, dışlanmış hatta öldürülmeye bile kalkışılmıştır. Halbuki kitabımıza ismini veren ahrazımız küçük İsrafil, işitememesini, konuşamamasını kendine hiç dert edinmemiş, yüreğiyle duyan ve konuşan tertemiz, yardımsever, kötülük nedir bilmeyen melek gibi bir çocuktur. İsrafil'in küçük bir kasabada yaşadıklarının anlatıldığı bu hikaye bir çok okuru hüzünlendirecek, yer yer hayata tutunuşu bizlere ilham olacak, kendisine yapılan kötülüklere karşı duruşuyla da bizlere örnek olacak niteliktedir. Ben Ahraz'ı çok sevdim, umarım sizler de okur ve seversiniz.
İnceleme
AhrazDeniz Gezgin · Can Yayınları · 20195,7bin okunma
10/10
·320 syf.··
2026 40. kitabı
Bu kitapta o kadar çok fazla ters köşe var ki hangisinden bahsedeceğimi, hangisine şaşıracağımı inanın ki çok şaşırdım. Kesinlikle kusursuz bir zihin oyunu okuyacaksınız. Yazarın diğer kitaplarını okuduğum için ki okuyanlar da bilir. Asla tahminleriniz çıkmıyor. Karakterler üzerinden ikinci bir kimlik oluşturuyor resmen ve asla tahmin edemiyorsunuz. Kitamız iki farklı kadının yaşadıklarıyla ilerliyor... Eden ve Birdy. İlk başlarda aralarındaki bağlantıyı çözmeye çalışırken kendimi sürekli yanlış tahminler yaparken buldum. Sonra bıraktım bunu yapmayı. Çünkü resmen beynim error verdi. Tamam ben hemen anlatıyorum. Eden Fox, eşi Harrison ile birlikte yeni bir başlangıç yapmak adına ve deniz manzaraları da çizen biri olduğu için Hope Falls'a taşınmış ve Spyglass'ı satın almışlardır. Eden, her şeyi bir kenara bırakarakta kendi sanatına adapte olarak bir resim sergisi düzenler. Hazırlığına başlamadan önce de yanına evinin anahtarlarını alarak kısa bir koşuya çıkar. Evine dönünce eşinin de seyahatten döndüğünü görerek kapıya yönelir. Gelin görün ki, evden çıkmadan yanına aldığı anahtarı kapıya uymaz. Ve kapıyı da ona tıpa tıp benzeyen ve onun akşam için giyeceği kadife elbise ona tıpa tıp benzeyen bir kadının üzerindedir. Durun bu kadarla da sınırlı kalmıyor... Çünkü, eşi Harrison da kapıyı açanın kendi karısı olduğunu söylüyor. Buradan itibaren öyle senaryolar kurdum ki... Ama hepsi de puff elimde patladı. Daha sonra karşımıza Birdy çıkıyor. Kendisi, Londra'dan anneannesinin ölümü üzerine ve Spyglass'ın satılmasından sonra geliyor. Ve açıkcası anneannesi gibi onunda ölümünü tahmin eden Thanatos adında bir ilaç firmasından ölüm tarihi alır. Ve kendisi aslında bir Başmüfettiş. Hope Falls'a da tam olarak bu sebeple geldiğini ve polis memuru olan Carter'ın başına geldiğini
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202657 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·376 syf.··
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:37
Uzun zamandır okuduğum en iyi macera kitaplarından biri sanırım. Bana adeta çocukken bana kitap okumayı sevdiren deniz maceralarını hatırlattı. Kahramanımız Humphrey Van Weyden yani Hump bir deniz kazası sonrası Kurt Larsen isimli kaçak fok avlayan acımasız, otoriter ve zalim bir kaptanın gemisine düşer. Romanın anlatıcısı Hump ise edebiyat eleştirmenliği yapan, yumuşak başlı bir entelektüeldir. Kaptan hayatı sadece güçlü olanın hayatta kaldığı materyalist bir felsefeyle yorumlarken merhametten yoksun bir karakterdir. Hump ise insan onurunu ve ahlakı temsil eder. Hump hayatta kalmak için Hayalet isimli gemide fiziksel olarak güçlenmek ve vahşileşmek zorundadır. Ancak bu sırada Kaptanın aksine ahlaki olarak yozlaşmaz ve insanlık onurunu kaybetmez. Jack London diğer tüm kitaplarında olduğu gibi bu kitabına da kendi hayatından imgelemeler yerleştirmiştir. O da daha henüz 17 yaşındaylen fok avlamak için Japonya kıyalarına gitmiş ve sert deniz koşullarında hayatta kalmayı başarmıştır. Öte yandan Jack London’ı bugüne kadar hep Levent Cinemre çevirileriyle okumuştum. Başka bir çevirmen tarafından çevirisini okuyunca Levent Cinemre’nin çevirilerine ustalıkla eklediği dip ve son notlarının eksikliğini hissetmedim değil.
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
UYANIŞ ‘U’ KIYAM-ET
5/10
·344 syf.··
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
“Ezber edilmiş” değil ”ögrenilmiş” sevgiler yaşayın… Böyle doğan “hakiki sevgi” sizi önce kendiniz ile buluşturur. Arayış içerisinde olan insanın yolunu,çokluğu bulabilmek için hayat yolculuğunda Kur’an ayetleri ile kendi hayat yolculuğumuzda,hayallerimizi dışarıda ararken karşılaştığımız güçlüklerde,acılarda,aldığımız yaralarda,mutluluğumuzda kendi özümüze giden, kendi hicretimize giden yolculuğumuzu yazarımız açıklarken; Her gelen güzellikleri de iyilikleri de mucizelerin de tesadüf olmadığını bize bir yaşatan olduğunun bilincinde olarak sevgiyle,sabırla kabul ettigimizde hayatımızın değişecegini,hayallerimizin,özlemlerimizin,sevgilerimizin,başarılarımızın birçok nedenle aradığımız hazinenin aslında kendimizde,nefesimizde,aklımızda,kalbimizde olduğunu keşfettiğimizde bütün güzellikleri bize bağışlayan bir elçinin,verenin oldugunu gördüğümüzde işaretleri okumaya başladıgım DENİZ ERTEN’in kaleminden sade,anlaşılır bir dilde okuyoruz.__
Kıyam - Et UDeniz Erten · Mona Yayıncılık · 20201,697 okunma
7/10
·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:48
Melih Cevdet Anday Mikado’nun Çöpleri Eserde; kucağında bebeği ve gidecek yeri olmayan bir kadın, bir kış gecesinde yoldan geçen bir erkek ile karşılaşır ve erkek, kadını evine davet eder. Konuşma ihtiyacında olan bu iki karakter de o geceyi birlikte sabaha erdireceklerdir. Değindikleri konuları, yaptıkları çıkarımları ve daha nicelerini duymaya ve dinlemeye davet ediyorlar okuru. • KADIN: ... Çünkü bir insandım yalnız başıma iken, buraya gelince bir konu oldum. Siliniverdim. Bir hiç yapıp çıkardınız beni. Vücudum bile küçüldü sanki, küçüldü, küçüldü, kilimin altına girecek kadar, pire kadar küçüldüm. (Sayfa 36) • ERKEK (merakla): Yani bu sahne daha önce de geçti mi? KADIN: Hiçbir sahne aynen geçmez elbet. Değişe değişe geçer. (Sayfa 47) • Kaçacak yerim yok ki... Dapdaracık oldu dünya... Tek ayak üstünde bile duramam artık... (Sayfa 51) • ERKEK: Rastlantı demek istiyorsun. Rastlantı yok bu dünyada, yok. KADIN: Öyleyse ne bu? ERKEK: Aradık birbirimizi. (Sayfa 51) • Düşünüyorum düşünüyorum, bulamıyorum. Her şey karmakarışık, hiçbirinin içinden çıkamıyorum. Ne yapacağım ben? (Sayfa 58) • KADIN: Sevginin kökünü kazımışsın içinde... Sade yalnızlığın için çalışmışsın, büyük duvarlar örmüşsün çevrene ama sonra bir de bakmışsın ki duvarların içinde kimse yok. (Sayfa 96) • ERKEK: Gözlerinin içinde bir deniz görüyorum. (Sayfa 101) • Bir gün az kaldı mutlu oluyordum. (Sayfa 109-110) Okurken bazı şeylerden şüphe etmeme ve bazı şeyleri de sorgulamama sebep oldu bu tiyatro eseri. Tiyatro okumayı özlediğimi hissettirdi bana. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyat
Mikado’nun ÇöpleriMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 20212,033 okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Duyguların bedenden taşarak kaleme aktarılması denilebilir bu eserdeki şiirler için. Bu duyguların anlatılıp okuyucuya sunulması gerekiyordu. Şairin önsöz yazısında da belirttiği gibi şiirleri okuyucunun duygularına ortak olmak için sayfalara aktarılıp onlarla buluşturulmuştur. "Benim tek bildiğim sevgili, Bu şair sadece bir şiiri sevdi. Bir şiir uğruna çok kalem tüketti, Ve bu şair Bir şiir uğruna, Hayatını kaybetti..." Şiiri tıpkı sevgiliyi sever gibi aşık olan veya sevgiliyi değerli bir varlık olarak görülen şiire benzeten mısralar ile kalbinden taşanların dile gelişi denilebilir. Şiir gibi sevme... Ana hatlarıyla şiirsiz veya sevgilisiz kalınan bir dünyanın onda hissettirdiklerini kendisine has bir dil ile sunuyor. Bu dil anlaşılır olduğu için şiir okumaya yeni başlayacak kişilerin de rahatlıkla sayfaların içerisinde kendisinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum. "Yüreğimden mantığıma giden yolda Bir deniz manzarasıydı varlığın Bu yolda inip sadece seni izledim Ben imkansızı değil seni sevdim İmkansızda umut vardı Sende şiir" İmkansız aşk, umudun kırıntısı, sevdiğine duyulan özlem ve bekleyişin sabrını ilmek ilmek kağıdına damlayan mürekkebine ruhuyla işler. "Seninle aynı şiirde geçmeliydi adımız Farklı kitaplardan okumamalıydık birbirimizi Çok devrik bırakmışlar seni Bütün yüklemleri de almışlar üstelik Yarım bir cümle olup kalmışsın belli Sevdiğim Ben seni tamamlayacak olan şairim Gözlerine baktım güldüğün vakit Gözlerinde bir şiir var ki ışıl ışıl
Şiir TutkusuTutku Yılmaz · Kalan Yayınları Yayınevi · 20263 okunma