Deniz Elçin

Deniz Elçin
@denizelcin
Dorian Gray'in Portresi
Puan vermedi·280 syf.··
2021 26. kitabı
"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendisini ve inançlarını keşfetmesini, en sonunda yine kendisiyle olan savaşına yenik düşmesiyle, hikayesinin hazin bir şekilde sonlanmasını işleyen Dorian Gray'in Portresi için Oscar Wilde, 'bir ruhun hikâyesi' demişti. Aslında ilk bakışta bu hikaye için ters düşen bir yakıştırma olduğu düşünülse de, Dorian Gray’in Portresi tam da bir ruhun hikayesidir. Dorian Gray, oldukça dikkat çekici bir görünüşe sahip, bulunduğu her ortamda diğer insanlardan kolayca ayrışmayı başarabilen, karakteri ve özellikle dış görünüşüyle çevresindeki her insanı etkisi altına alan genç bir adamdır. Basil ise daha içe dönük, ruh güzelliğine önem veren ve hayatını buna göre sürdüren bir ressamdır. Ancak Dorian Gray’i görür görmez, diğer insanlar gibi ondan çok etkilenir ve onun portresini resmetmek ister. Her gün tabloyu tamamlamak için Basil Hallward, yakın dostu Lord Henry ve Dorian Gray bir araya gelirler. Bu süreçte Gray, kendi güzelliğinin daha da farkına varır. Onun için artık güzelliğinden, gençliğinden daha değer verdiği hiçbir şey yoktur. Hayatının aslı amacı zevk, heyecan ve sonsuza dek sürmesini dilediği güzelliğidir. Şuursuzca dilediği bu dilek gerçek olur ve yıllar içinde tablodaki silueti yaşlansa da Dorian Gray daima genç ve yakışıklı kalmaya devam eder. Ancak ruhunu şeytana satmış, hayattaki heyecanın kötülük yapmakta olduğunu zanneden bir adama dönüşmüştür. Zamanla işlediği günahlar, yaptığı kötülükler portreye yansımaya başlar ve yaptığı her kötülükte portre daha da çirkinleşir. Güzelliğinden başka hiçbir şeye değer vermeyen bu adamın ruhunun çirkinliği portresinde belirmeye
1000k
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·272 syf.··
2021 27. kitabı
Frankenstein, Gotik Edebiyata yön veren öncü romanlardan biri olarak bilinir. Aslında Mary Shelly tarafından felsefi bir roman olarak kurgulanan roman, tüm dünya tarafından bir korku romanı olarak hafızalara kazınmıştır. Victor Frankenstein annesinin ölümüyle yaşadığı derin üzüntü ve duyduğu ölüm korkusuyla, yaşam ve ölüm üzerine bilimsel araştırmalar yapmaya başlar. Çeşitli mezarlardan aldığı ceset parçalarını birleştirerek devasa bir yaratık meydana getirir. Ancak daha sonra kendi elleriyle can verdiği o yaratıktan, çirkin olduğunu düşünüp tiksinerek uzaklaşan ilk kişi de yine kendisi olur. Peki yaratıcı yaratığından ve onun yaptıklarından sorumlu mudur? Yaratıcı yarattığı o canavara sırtını dönmekte ne derecede haklıdır? Aslında doktorun yarattığı o dev canavarın, cüssesine hiç uymayacak kadar hassas duyguları vardır. Sadece sevgiye ve kendisine doğruların öğretilmesine ihtiyacı vardır. İhtiyacı olduğu sevgiyi kendisine vermeyen yaratıcısından tek bir isteği olur; kendisine uygun bir eş. Çirkinliği sebebiyle insanlar tarafından o kadar dışlanır ki, yalnız hissetmemek için tıpkı kendisine benzeyen, kendisi kadar çirkin bir mahlukatın yaratılmasını ister. Ancak bu isteğine de olumsuz yanıt veren Frankenstein, ilkinde sadece oldukça çirkin bir yaratığın var olmasına sebep olmuşken, bu sefer korkunç bir düşman yaratır kendine, belki de tüm dünyaya. Hikayenin buradan sonrasında ise bu intikam mücadelesinde hangi yaratığın galip geleceğini okuruz nefessiz bir şekilde. Yazım dili açısından, birçok klasik gibi bu romanda da oldukça karışık bir dille karşılaşırız. İlk sayfalarda olayların nereye gittiğini anlamak için yoğun çaba sarf etsek te hikayenin içine nihayet girmemizle sayfaları çevirebilmek için sabırsızlanmaya başlarız.
Edebiyat
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2021 20. kitabı
"Bazı insanların sırf normal olabilmek için olağanüstü çaba sarfettiklerini kimse bilmez." Cinayet işlemekle suçlanıp, annesinin ölümüne ağlamadığı için idam cezasına mahkum edilen bir ‘Yabancı’ nın hikayesi… Mersault’un hikayesi için, varoluş felsefesine ve toplumun değer yargılarına dair insanı derin düşüncelere sürükleyen bir eser demek fazla olmaz herhalde. Karakterimiz bu dünyaya neden geldiğini, neden yaşamakta olduğunu ve neden öleceğini hiçbir şekilde düşünmeyen, nedensiz ve acabasız sadece kendi zihninin içinde yaşayan kaygısız ve umursamaz bir adamdır. Annesinin ölümüne bile kayıtsız kalması, topluma ve çevresinde yaşanan her şeye bu derece duyarsızlaşması onu belli başlı kalıpların içine soksa da bence bu hikaye, Mersault’un garip olarak algılanan karakterini değil, toplumun ‘normal’ olarak algıladığı davranışları sorgulayan bir hikaye. Kitapta da açıkça görürüz ki, insanlar kendileri gibi olmayan, farklı düşüncelere sahip olan ve duygularını yine herkesten farklı yaşayan insanları aralarında barındırmak istemezler. Anlatım tarzı açısından, okuyucuyu yavaşlığıyla yoran bir dili olsa da, üzerinde her düşündüğünüzde kendinizi farklı bir noktada bulacağınız bir kitap. “Dünyayı kendime bu kadar eş, bu kadar kardeş bulunca, anladım ki, eskiden mutluluğa ermişim. Hatta hâlâ da mutluydum. Her şey tamam olsun, kendimi pek yalnız hissetmeyeyim diye, benim için artık, idam günümde bir sürü seyirci bulunmasını ve beni nefret çığlıklarıyla karşılamalarını dilemekten başka bir şey kalmıyordu.”
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2021 33. kitabı
"Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar.” Zweig ve kısacık gibi görünen ancak içine dev gibi hikayeler sığdıran müthiş eserleri… Bence tüm okurlar için Stefan Zweig çok farklı bir yerde duruyor. Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig dediğimizde akla gelen ilk kitaplardan biri olsa gerek. Olağanüstü Bir Gece, kendi içinde kendisini sorguya çeken, tüm hesaplaşmalarını tamamlayıp içindeki gerçek ‘ben’i gün yüzüne çıkaran bir adamın yolculuğu aslında. Zengin, aynı zamanda da oldukça yalnız bir adam olan karakterimiz, o zamana kadar istediği her şeyi elde etmiş ancak belli bir zaman sonra erişecek bir hayalinin olmaması onu hissiz ve hayattan keyif almayan bir adama çevirmiştir. Talihsiz bir gecede işlediği bir suç ise yeniden insan olduğunu hissetmesine ve insanlarla yeniden iletişim kurmasına vesile olur. Genel olarak herkes gibi benim de keyifle okuduğum kitaplardan biridir Olağanüstü Bir Gece. Stefan Zweig’in ise, yalnızlığın insan ruhundaki yansımalarını bu kadar muazzam ortaya koyması, betimlemeleri ve karakterler üzerinde yaptığı analizlerin derinliği kendisinin bir Freud hayranı olmasının bir getirisi olsa gerek. "Denizde susuzluktan ölen biri gibiydim."
Edebiyat
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023172bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2021 18. kitabı
“Peki ya gelmeyince ne mi oldu? Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten. İki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır.” Uzun bir süre önce okumuş olsam da yine uzun süre etkisinde kaldığım Doğu’nun Limanları, en sevdiğim yazarlardan biri olan Amin Maalouf’un ,60’lı yılların sonuna doğru tanıştığı bir kişinin hayatından esinlenerek yazdığı romanıdır. O kadar etkilenmiştim ki, soluk almadan okurken bir ara gerçeklikten kopup Kitabdar’ın hikayesinin büyüsüne kapıldığım oldu. Kısmen gerçek bir hikaye olması ise, olaylara daha farklı bir yerden bakmama sebep oldu. Yazarın okurlara geçirmek istediği düşünce, insanları milliyetlerine göre ayırmak yerine özünde herkesin insan olduğu ve bu dünyada kardeşçe yaşamamız gerektiğiydi. 1998 yılında yayımlanmasına rağmen, bir takım olayların hala güncelliğini koruduğu gerçeğiyle karşılaşmak ise yazarın öngörüsüne hayran bıraksa da, bunun üzücü bir durum olduğu hakikatini de değiştirmiyor tabii. Gerçek insanların gerçek hikayesinin anlatıldığı kitapta Amin Maalouf’un muhteşem yazım diliyle harmanlanması mutlaka okunması gereken bir kitap haline getirmiş Doğu’nun Limanlarını. " Okumak için uzaklara gitmekten çok, uzaklara gitmek için okumaktaydım. "
Edebiyat
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma