Bu kitabı okumadan önce biraz geç kaldığımı düşünüyordum. Oysaki yanılmışım tam zamanında okumuşum meğer. Ve bu bana nefes aldığımız sürece ve sevdiklerimiz yeryüzünde olduğu sürece hiçbir şey için geç kalmadığımızı öğretti. Tabi bizi bırakıp gitmek istiyenlerden bahsetmiyorum. Aslında onlara kapıyı biz kendimiz açmalıyız madem gitmek istiyorlar. Bazı cümlelerde kendimi buldum. Bende avuç avuç kelime olmasına rağmen cümleye kuramıyordum. Miraç Çağrı benim kuramadığım cümleleri çok güzel kağıda dökmüş... :)
Çok para insanı acizleştirir, elindekilerle yetinmemene neden olur. Çok para insanı yanlış yola sürükler Irene de bunlardan biri. Monoton hayatından sıkılıp ilgiyi dışarda arar ve bulduğunu sanır ama kendini bir oyunun içinde bulur. Çok beğendiğim söylenemez ama rekler ve zevkler tartışılmaz yine de okumanızı tavsiye ederim... :)
Ne kadar yanlış karar versekte doğru olan şey yani aşk (!) mutlaka bizi buluyor. Her aşkın imtihanı farklıdır. Leyla ile Mecnunun, Doruk ile Asya'nın. Senin ve Sevdiğinin... :)
Biz insanlar ne kadar da acizmişiz bu kitap bana bunu tekrar harırlattı. Kendimizi kabullenmek , kabul ettirmek için çok farklı yollara başvuruyoruz . Kendi içimizde savaş verdiğimiz yetmiyormuş gibi bir de kendimizi beğendirmek için türlü yollara giriyoruz bunlardan birkaçı ; moda , yiyecekler , estetik vs. Tanrıyı yok edip yerine merkeze Ben'i koyuyor medya bunlar ; hastaneler , eğitim kurumları "her şey sen var olduğun için var ." başlığı altında uyutuluyoruz...
Mehmet Bey in ikna etme kabiliyeti gerçekten çok yüksek . Bazen güldürüyor , güldürürken de aynı zamanda düşündürüyor. Benim kafamdaki birçok soru işaretinin cevabını bu kitapta buldum . Umarım sizde okursunuz ve kafanızdaki soru işaretlerine cevap bulursunuz. şiddetle tavsiye ediyorum ... :)