Osmanlı da ilk gözlemevi
Padişah kuyrukluyıldız hakkında bilgi istiyor. Yanlış anlamayın; gökcisminin ne olduğuyla, neden parladığıyla, nereden gelip nereye gittiğiyle filan ilgili değil. Merak ettiği, kuyrukluyıldızın gelecek hakkında neler söylediği. Takiyüddin hemen göklerin müjdelerle dolu olduğunu, ülkeyi bir mutluluk devrinin beklediğini, İranlılara karşı ordumuzun başarılı olacağını uyduruyor. Ne yazık ki o sıralar Takiyüddin'in saraydaki en büyük destekçisi olan Hoca Sadettin, Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi'yle çekişme halinde. 1578'de İstanbul'da görülen ve saraydan da birkaç can alan veba salgını şeyhülislama bir koz veriyor. "Takiyüddin ve ekibinin yıldızlara bakma bahanesiyle meleklerin bacaklarını gözlediği" söylentisi cehalette kimseden aşağı kalmayan saray kadınlarının da etkisiyle padişahın kulağına gidiyor. Şeyhülislam yemiyor içmiyor, padişaha konuyla ilgili bir "rapor" sunuyor. Raporda gözlem yapmanın uğursuz olduğu, gökyüzünün sırlarını bulmaya çalışan devletlerin hepsinin battığı, bir memlekette zic (gökbilimsel almanak) hazırlanacak olursa o memleketin mamur iken harap, devletin binalarının da deprem ile toprak olacağı ifade ediliyor. Ödü patlayan padişah, kendinden beklenen kararı hemen veriyor. "Derhal yıkıla!"
Sayfa 109
Puan vermedi·104 syf.··
2026 18. kitabı
Oyun Değil, Ayla Burçin Kahraman'ın 9 öyküden oluşan 2. öykü kitabı. Son öyküyü ve öykülere serpiştirilen benzer yahut aynı kişileri düşündüğümde yazarın öykülerini ortak paydada buluşturma
Oyun DeğilAyla Burçin Kahraman · İthaki Yayınları · 202611 okunma
Reklam
SAİT FAİK'TEN "SON KUŞLAR"
__Sabahattin Ali hikâyeciliğinden farklı olarak, klâsik vak’â tarzını bir kenara bırakıp, “durum hikâyeciliği” diye adlandırılabilecek olan duygu ve düşüncelerin ön plânda yer aldığı, modern tarzın
Sait Faik Abasıyanık
Kur’an’ın ilahi kaynaklı olduğuna işaret eden en güçlü bilimsel unsurlar, önceden verilmiş bilgi (prior knowledge) ve uzun vadeli tutarlılık üzerine kuruludur. 7. yüzyıl Arabistan’ında
Puan vermedi·496 syf.··
2026 66. kitabı
Bir Mimar Sinan romanı. Yazarın yoğun bir araştırma sonucunda yazdığı bir kitap olmuş yine. Tekvinle konu olarak birbirinden bağımsız olsa da o kitaptaki iki kahraman bu hikayede de birlikte hareket ediyorlar. Sanatı, mimariyi ve tarihi aynı kitap içerisinde güzel bir kurgu içerisinde bizlere sunuyor yazar. Yerli Dan Brown lakabını fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Langdon serisi gibi bir seri olarak devam etmesini isterim. Üç semavi din ile ilgili bir çok bilgi içeren, Mimar Sinan hakkında bildiğimiz bilgileri sorgulatan ve onun eserleriyle ilgili kapsamlı içeriklerden oluşan bir kitap. Yazarı eleştireceğim bir nokta, kitapta çok az da olsa ırkçı söylemlerde (zenci) bulunmuş olması. Çok yoğun bir emek harcadığı ve araştırma yaptığını kitap boyunca gördüm. Kitap 2035 yılı İstanbulunda yaşanan bir kurgu. Pandeminin yeniden hortladığı, İstanbul’un büyük bir deprem yaşadığı ve bu depremden sonra yurt dışından gelen tarihi eserleri korumak, bulunduğu yerden kaldırıp daha “güvenli” yerlere taşımak isteyen bir kuruluşun asıl amacının çok farklı olduğundan bahsediyor. Olaylar ne kadar İstanbul’da geçse de içerisinde Vatikan da dahil olmak üzere bir çok ülkenin dahil olduğu olaylar örgüsüyle devam ediyor. İstanbul ikinci bir kurtuluş savaşı mücadelesi veriyor işgal güçlerine karşı. Bu mücadeleye ilk romanın kahramanı Kenan Ruzly de bir süre sonra dahil oluyor. Çözülmesi gereken bir şifreye ve durdurulması gereken işgalci bir donanma kuvvetine karşı yoğun verilen mücadeleyi anlatan kitabı elimden düşürmeden okudum. Bir yerde bir işgal varsa mutlaka ihanet de olacaktır. Kenan ve arkadaşlarının işi hiç kolay olmadı kitap boyunca.
GizlenenArif Ergin · İthaki Yayınları · 2025469 okunma
Deprem, sel, yangın gibi doğal afetler veya uçak kazası, gemi batması, savaş, katliam, maden ocaklarının çökmesi sonucu meydana gelen toplu ölüm gibi vakalarda kimliği olmayan meçhul cesetlerin parmak izi ve DNA örneklerinin alınarak kimlik tespiti yapılması; sahte belge kullanımından kaynaklanan kişisel mağduriyetlerin engellenmesi, belge ve bilgi güvenliğinin sağlanması amacıyla kayda alınması için herkesin parmak izi ve DNA'sı alınmalıdır..
Sayfa 237 - İlmek Kitap·Kitabı okudu
Anı
Reklam
Reklam