ÖDÜLLERİN EN BüYÜGÜ
Bir buçuk yıllık öğretmenlik serüvenimin sonuna gelmiştim. Terhis olacaktım. (Bizim dönem yedek subay öğretmenleri, askerlik eğitimi yapmadan okuldan terhis oldu.) İşin kötüsü, aylardan marttı. Okulun kapanmasına iki ay vardı daha. Dördüncü sınıftan aldığım öğrencilerimi beşinci sınıfa getirmiştim. Mezun edecektim onları. Daha doğrusu, edemeyecektim. Tezkere gelmişti. Müdüre, "Yeni bir öğretmen atayacaklar mı yerime?" diye sordum. Hikmet Bey yanıt vermedi. "Bu çocuklar ne olacak peki?" "Bilmem" gibilerden boyun büktü. "Peki," dedim, "ben öğretmenliği sürdüreyim. Para mara istemiyorum. Yeter ki, çocukları mezun edeyim." Bildiniz! "Mevzuat hazretleri" çıktı karşımıza. Aklıma bir şey geldi, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne koştum. "Müfettiş raporu var," dedim. "Dilersem bu meslekte kalabilirmişim. Öğretmenliği sürdürmek istiyorum." Dosyamı açıp incelediler. "Doğru," dediler. "Meslekte kalabilirsiniz. Ama bunun işlemleri birkaç ay sürer. Yaz sonuna doğru öğretmen olabilirsiniz." Yaz sonuna doğru! Benim derdim sınıfımı öğretmensiz bırakmamak. Okula geldim. Müdürle konuştuk. Tamam! Hiç olmazsa arada bir "çaktırmadan" geleceğim, çocuklar yalnız kalmayacak. Ayrılık günü. Öğrencilerimle vedalaşacağım. Ne mümkün! Hepsi hüngür hüngür ağlıyor. "Yapmayın," diyorum. "Bakın, sık sık geleceğim buraya." Dinleyen kim! Kapının önüne yattılar. Üst üste. Bir tepecik oluşturdular. Hem ağlıyorlar, hem dövünüyorlar. Beni bırakamıyorlar. Çantamı, paltomu masaya koydum. "Bunlar kalsın. Birazdan döneceğim," dedim.
Sınıftan çıktım. Doğru Müdürün odasına. "Ağlıyorlar. Bırakmıyorlar beni," dedim. "Ne yapayım?" Hikmet Bey celallendi. "Ben şimdi sustururum onları!" "Aman" dememe kalmadı, öfkeyle odadan fırladı. Ben de peşinden seğirttim. Ya şimdi iki tokat patlatırsa bir
Prof Nemur amaliyyat işe yararsa ve kalıcı olursa ozaman benim gibi başka insanlarıda akıllı yapacaklarını söyledi. Belkide bütün dünyadaki insanları. Ve bu benim bilim için büyük bi katkı yaptığım anlamına geliyomuş meşşur olucakmışım ve adım kitablara geçicekmiş. Benim meşşur olmak gibi bir derdim yok. Ben sadece diyer insanlar gibi akıllı olmak ve beni seven bisürü arkadaşım olsun istiyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mutsuz muyum ben? Değilim. Mutluyum o zaman. Mutlu muyum? İnsan şıp diye tanıyabilir mi mutluluğu? “Ah işte bu mutluluktur!” Kim diyebilir? Mutluluk durağan bir şeyse eğer, evet mutluyum. İçimde sessiz bir çöl, hiçbir yere gitmiyor. Mutlu olsam çöl mü derdim? İçimde çöl var demek, nereden çıktı bu? Mutlu olsam deniz mi olmalıydı; neşeli sesiyle dalga dalga köpüren, gün batımında bir deniz...”