Talha Dereci

Talha Dereci
@derecitalha
Ev mi dünyamız olsun yoksa dünya mı evimiz?
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
Bilindiği üzere Gilman, Türkiye'de daha çok feminist edebiyat bağlamında tanınan ve meşhur öyküleri birden fazla yayınevi tarafından basılmış ve çok satmış bir yazar. İşin ilginç yanı Gilman'ın teorisyen yanı kurmaca yazarlığından önce gelir ve hatta kadın hakları bağlamındaki aktivist yanı da. Ama içinde yaşadığı dönem itibarıyla geçimini kurmaca çalışmalar yazarak kazandığı için edebiyatçı kimliği her zaman daha baskın geldi. Öte yandan şunu biliyoruz ki Gilman'ın edebiyatçı kimliğini besleyen her daim teorik / kuramsal yanı vardı. Nedendir bilinmez Gilman'ın teorik metinleri Türkçede uzun bir süre yayımlanmadı. Ta ki Temmuz 2022'ye kadar. O dönemde Akademim Yayınları, Gilman'ın Türkçedeki ilk teorik kitabını bastı: "Erkek Yapımı Dünya." Devamında da bu kitap Türkçe litartürde Gilman'ın ikinci teorik metni oldu. Alanda okuma yapan kimseler muhakkak aşinadır; feminist araştırmalar bir yandan kadınların ev idaresindeki payına yönelik çalışmaları sürdürürken diğer yandan kadın kültürünü merkezi, güçlü ve inşa edici vesikalar olarak ortaya koymaktadır. Felsefesini, kadınların sosyal statüsünün ekonomik temeli üzerine inşa eden Gilman da bu kitapta ev teorisini ortaya koyuyor ve toplumsal ilerlemenin, ev dışında tamamen erkekler tarafından sağlandığına yönelik eleştirisiyle alandaki tartışmalara müdahil oluyor. Ona göre, kadının ev yaşamından özgürleşmesi yalnızca bir eşitlik mücadelesi değil aynı zamanda evin savurganlığı ve verimsizliği nedeniyle bir tür zihniyet meselesi olarak gündeme getirilmelidir. Kadının evdeki yeri, bu yüzyılda da çok az değişmişken, gündelik yaşamdaki erkek formlarını yeniden tasarlayarak tüm insanlığa uygun hâle getirmeye çalışan Gilman’ın ev teorisi ve meydan okuyuşu şu soruda kendini bulur: “Ev mi dünyamız olsun yoksa dünya mı evimiz?”
Sosyoloji
Ev: İşleri ve EtkileriCharlotte Perkins Gilman · Akademim Yayıncılık · 20228 okunma
Reklam
Yoga İçin Bir Turnusol İmkânı
10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
Açık konuşmak gerekirse hayli zor bir metin. Alana ve terminolojiye aşinalığım olmadığı için beni ciddi yordu. Yoga yapan insanlar, sahiden böylesi devasa anlatı ve birikime haiz ve bunun bilinci doğrultusunda yoga yapıyorlar ise kayda değer bir saygıyı hak ediyorlar. Sıkı bir disiplin hâli ve ciddi bir yaşam felsefesi. Kitap için en mühim not bence şu: Annie Wood Besant, Teosofi Cemiyeti'nin önde gelen isimlerinden. Ve bu alanda en saygın isimlerden biri. Bu kitap esaslı bir yoga felsefesi imkânı sunuyor. Yoganın teorisine ve felsefesine dair üstünkörü ve yanlış bilgiler veren (ya da hiçbir şey vermeyen) ve kişisel gelişim sosuna bulanmış metinlerle, yoga kitapları ile karıştırmamak lazım. Hatta bir adım daha ileri gidersem diyebilirim ki, Türkiye'de yoga yaptığını dile getiren insanların ezici çoğunluğu ne bu yazar hakkında ne de kitabın içeriği hakkında fikir sahibidir. Yazar ve bu alanın temel metin ve kavramlarına aşina olanlara ne mutlu.
Felsefe
Yogaya GirişAnnie Besant · Akademim Yayıncılık · 20225 okunma
İnsanın Koşulları ya da Toplu Katliam ve İntihar
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
İnsan ve Teknoloji, Alman filozof Oswald Spengler'in kısa ve yoğun bir felsefi bir çalışmasıdır. Kitap 1931 yılında Münih'te C. H. Beck tarafından yayımlanmıştır. Kitap, Spengler'in 6 Mayıs 1931'de Münih'teki Deutsches Museum'da kültür ve teknoloji üzerine verdiği bir konferanstan önce yayımlanmıştır. Söz konusu metin teknik süreçlerin modern dünyadaki konumu ya da kültür temelli eleştirisi üzerine salt bir değerlendirme değildir. Spengler daha ziyade, günümüz teknolojisinin, kökleri Batı düşüncesinin derinliklerine uzanan Faustvari bir yaşam dürtüsünden zorunlu olarak doğduğunu ve bu dürtüyle birlikte yok olacağını göstermeye çalışmaktadır. Spengler, eğitim, gelenek ve insani değerlerden oluşan 'gerçek kültürü' gerçeklik, devlet, ekonomi ve siyaset alanından kesin bir şekilde ayırmanın hata olduğunu söyler. Spengler'e göre, ilerleme ideolojisinin işaretinde teknoloji, insan mutluluğunun (hiçbir şey yapmama ve keyifli bir yaşam sürme) sonuna giden bir araç olarak görülmektedir. Ancak, insan bu koşullar için yaratılmamıştır; bu koşullar "kısmen bile gerçekleşse toplu katliam ve intihara yol açacaktır." Ancak teknolojinin özü, onu modern makine dünyasına indirgemekle ortaya çıkmaz. Aksine teknoloji, insanlık tarihinin çok eskilerine uzanan ve hatta hayvanlarda bile bulunabilen bir yaşam taktiğidir. Doğadaki serbest hareketlilik, yaşamla başa çıkmak için özel 'araçların' geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Almanca aslından Türkçeye çevrilen bu çalışmayı teknoloji felsefesi ile ilgilenen herkese tavsiye ederim.
Felsefe
İnsan ve TeknikOswald Spengler · Akademim Yayıncılık · 202225 okunma
Aydınlanmanın Totaliterliği
Puan vermedi·390 syf.··
2022 4. kitabı
Bu metnin, insanlığın en büyük kazanımlarından biri olduğunu dile getirmeliyim, bedeli ağır olsa da. Adorno ve Horkheimer, totalitarizmin istilasına maruz kaldıkları bir dönemden bildiriyor. Çeşitli açılardan ortak bir zeminde bir araya gelmiş üç büyük anlatı ve bunların yarattığı insanlık durumları söz konusu: Komünist Parti tarafından kontrol edilen Sovyetler Birliği, Naziler tarafından kontrol edilen Almanya ve ekonomik tekeller ile sermaye tarafından büyük ölçüde biçimlenen kültür tarafından kontrol edilen/inşa edilen Amerika. Frankfurt Okulu'nun önde gelen iki temsilcisinin aydınlanma eleştirisi, topyekûn bir aydınlanma karşıtlığından öte "kanonu sayı olan, hesaplanabilirlik ve yararlılık ölçütüne uymayan her şeyi kuşkulu gören" ve insanı nesne kılan aydınlanmaya dair ve bu "aydınlanma totaliter"dir. "Nesnelere karşı tutumu, diktatörün insanlara karşı tutumuyla aynıdır." Ve böylesi bir aydınlanmanın Hitler gibi birini yaratması (onun artıklarının tüm dünyada bir bir gün yüzüne çıkması) şüphesiz şaşırtıcı değil. Hitler'i yaratan aydınlanmanın totaliterliğini anlamak adına oldukça önemli bir baş yapıt.
Felsefe
Aydınlanmanın DiyalektiğiTheodor W. Adorno · Kabalcı Yayınevi · 2010444 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2022 5. kitabı
Teorisyen Badiou değil de polemikçi Badiou var. Akademik yazım biçimine alışmış bir okurdan çok popüler yazına kayan bir üslup var. Gelgelelim, bu metnin "kolay" bir metin olduğu anlamına gelmez. Badiou, insan hakları kavramlarına dayanan modern etiği paramparça ediyor, Levinas'ta bulunan başkalık etiğine karşı çıkıyor ve ardından özne, olay ve sadakate dayanan bir etik için tartışmayı sürdürüyor.
EtikAlain Badiou · Metis Yayınları · 2019144 okunma
Reklam