dargın bir adam; iğneler, pullar, ve kadınlar biriktiren kafasında
sonra lavanta kokuları, sonra eskimiş ayva lekeleri - sonra
içimde bir çayır sevinci, olmayan kuşlarıyla bir çayır
belirsiz, uzak, daha söylenmemiş bir şarkı tutarında
belki de bir azizin bir tavşana ustaca gülmesi, iyi
belki de bir org, bir çalar saat, ya da bir çocuğun
şaşırmış, durgun, ve tuhaftır ölüvermesi
sonra bir süre kendini dinlemek, gene bir boşluk
ya da bir başka deyimle “hiçbir şey olamayan” a yolculuk.
Edip Cansever
Muhtemelen değil, ama eğer öyleyse, benim gibi insanlara tıpkı eski evler gibi ortadan kaybolmalarının veya mecburen tadil edilmelerinin bildirilmesi gerektiğini düşüneceğim yine. bu hissiyat sıkça içimi kaplayan bir duyguya bağlanıyor sonra: dünyada kendi icazetim olmaksızın bulunduğum duygusuna.tam olarak söylemem gerekirse birinin bana burada olmayı gerçekten isteyip istemediğimi sormasını bekliyorum hâlâ.