Ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilir sen mutlu bir insan olursun.
.. Herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. Ne var ki hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez...
" ..
Artık tüm hayatınız boyunca oynadığınız o rolün aslında boş olduğunu çünkü hiç kimsenin sizi algılanmak istediğiniz biçimde algılamadığını fark ediyorsunuz.
..
İnsanlar kendi dünyalarında, kendi filmlerinde, kendi hikayelerini yaşarlar.
O hikaye onlara göre gerçektir. Ancak görece gerçektir. Çünkü size göre gerçek o değildir. Sizinle ilgili tüm görüşlerin sizin değil, onların filmindeki karaktere dair olduğunu görebilirsiniz.
Sizin adınıza yargıladıkları, kendi yaratmış oldukları bir karakterdir.
..."
İşte bu nedenle hiçbir şeyi kişisel algılamayın. Edilen hakaret de güzel söz de karşı tarafın mutluluğuna hüznüne bağlıdır. Kendi filmindeki olaylar sonucu sizi algılayış şekline bağlıdır. Siz siz olduğunuz için değil o sizi öyle algıladığı içindir her şey.
Kimse sizi, gerçekten siz olan sizi, sizin filminizi, arka planda neler yaşadığınızı, bu günlere nasıl geldiğinizi bilmez. Anlatsanız dahi kendi algılayış şekli ile farklı yorumlar. Tıpkı sizin de karşınızdakinin filmini, algılayış biçimini bilmediğiniz gibi.
İşte bu yüzden; anlaşma iki: kişisel algılamayın.