6/10
·194 syf.··
2026 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 03:25
Yazar Bakara suresi 177. ayetten yola çıkarak ayette yapılan iyilik tanımını parça parça inceleme gayreti göstermiştir. Bir nevi ilgili ayetin geniş bir yorumunu yapmış oluyor. Yazar önce iyilik kavramının tanımını ve müslüman biri için oturması gereken mantığı izah ettikten sonra iyilerin özellliklerini yine ayetten yola çıkarak her kavram için ayrı bir bölüm ayırmak suretiyle inceliyor. Kitabın isminden yola çıkarak daha dolu ve başka minvalde bir içerik bekliyordum. Aynı zamanda kitabın konusu ile ilişkili olan kısımları kitabın ancak yarısını kapsadığını söylemek gerekir. Yazar diğer kalan kısımda "derkenar" denilen başlıklar altında muhtelif konulardaki görüşlerini, anılarını yazmış. Yazarın vaiz olmasından kaynaklı olsa gerek kitap sanki karşınızda biri sizinle konuşuyormuş gibi bir dille, sohbet havasında yazılmış. Velhasıl kelam; doğru beklenti ile okunduğunda verim alınabilecek bir kitaptır.
İyiler Yalnız DeğildirFatma Bayram · TK Yayınları · 20241,091 okunma
5/10
·194 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 00:00
Kitabın isminden hareketle daha çarpıcı ve daha motive edici bir içerik bekleyebilirsiniz. Yani okumaya, kendinizi iyilerden varsayarak; “Evet, yalnız değilim, benim gibi iyiler de var herhalde yeryüzünde. Bakalım başka kimler bunlar?” gibi bir hisle başlamayın. Benim için kitabın ismi böyle bir çağrışım yaptı. Yani iyilerin yalnız olmadığı, iyi örneklerin aslında görünenden daha çok olduğu; “İnanmıyorsanız buyurun bakın, yalnız değilsiniz.” gibi bir mana bekledim ama neyse. Kitapta iyilik kavramı, yani Kur’anî tabirle “birr” kavramı, Bakara Suresi 177. ayet temel alınarak detaylandırılmaya çalışılmış: “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmenizden ibaret değildir. Asıl iyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta, savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar doğru olanlardır. İşte bunlar Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” Fakat genel anlamda her şeyden biraz biraz, hiçbir şeyden tam değil gibi bir kitap olmuş. Bana kalırsa bu ayeti saf hâliyle okuyup üzerinde bir miktar tefekkür etmek, kitaptan alacağınız verimi sağlar. Giriş kısmında ahlak kavramı açıklanmaya çalışılmış fakat hocamız, vaize olması hasebiyle sanırım meselelere çok kürsü tadında değinmiş. Elbette bunun da bir karşılığı vardır fakat ben bir noktadan sonra yoruldum. Ahlak kavramıyla meselenin temelini attığı 9 sayfalık kısım çok tatmin edici bir açıklama gücüne sahip değil. Şöyle ki insanlar iki türlü fikirsel tatmin yaşarlar zannımca. Birinci grup, yaşanan somut olayların
İyiler Yalnız DeğildirFatma Bayram · TK Yayınları · 20241,091 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 00:00
​ Kınalı Serçe - Şermin Yaşar & İlber Ortaylı ​"Unutma, bizim şimdi Osmanlı İmparatorluğu dediğimiz, eskinin Osmanlı Beyliği'dir. O Türklerin beyliğiydi, bu da Türklerin imparatorluğudur. Yarın adı belki aynı kalır, belki başka bir şey olur; ama ne olacaksa yine Türklerin olur."     ​ Kınalı Serçe... Ne kadar zarif bir isim. Hele ki bu ismin hikâyesini öğrendikten sonra,  zihnimde çok daha anlamlı bir yere oturdu kitap. Şermin Yaşar’ın gerek yetişkinler gerekse çocuklar için kaleme aldığı tüm eserleri severek takip ediyorum. Okuru kah güldüren kah ağlatan ama her zaman derin derin düşündüren bir kalemi var.       ​Bu kez Kınalı Serçe’de Şermin Yaşar’a İlber Ortaylı eşlik ediyor. Okurken kendimizi bir anda Topkapı Sarayı’nın bahçelerinde, tarihin tozlu odalarında onlarla birlikte gezerken buluyoruz.       ​Kitap bizi 1840 yılına götürüyor. Topkapı Sarayı’nda henüz 9 yaşında olan —on yaşından gün aldığını belirtmezsek ayıp olur— meraklı mı meraklı bir "şamaroğlanı" vardır. Lala, şehzadeye kızacağı ya da bir hata yapıldığında uyarıda bulunacağı zaman şehzade yerine onu azarlardı. Bu küçük kahramanımız; yerinde duramayan, tez canlı ve meraklı mı meraklı bir çocuktur. ​Sarayda herkes bir "Kınalı Serçe"den bahseder; ancak bu serçe in midir cin midir, uçar mı kaçar mı, konuşur mu yoksa sadece öter mi kimse tam anlatmaz. Kahramanımız yıllarca bu gizemin peşinden koşar. Peki, sonunda cevabı bulur mu dersiniz?      ​Şermin Yaşar, çocuklara Topkapı Sarayı’nı gezdirirken onların hayal dünyasına dokunacak her türlü detayı ustalıkla işlemiş. Yedi yıl boyunca Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü yapmış olan İlber Ortaylı’nın verdiği tarihi bilgilerin derkenar olarak eklenmesi ise kitabı çok anlamlı bir esere dönüştürmüş. Her ne kadar bir çocuk kitabı olarak geçse de biz yetişkinlerin de
Kınalı Serçeİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20251,781 okunma
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Eleştirel Dipnotlar ‎ ‎Yazar Ali Celep'in "Eleştirel Dipnotlar" * kitabında, on şairin on şiir kitabının şiir tahlillerini ve şiir eleştirilerini okuyoruz. Bu on şiir kitabının şairleri kimler bir bakalım; "Gökhan Akçiçek, İlhan Kemal, Yaşar Akgül, Şahan Çoker, İlkay Coşkun, Şerif Tezgörenler, N. N. Koçi, M. Ali Özdoğan, Cevat Akkanat, Ahmet Sezgin" ‎ ‎Bu şiir kitaplarındaki şiirler üzerinden yazarın şiire bakışını ve iyi - kötü şiir tasvirlerini okuyoruz. Yazarın, şiire bakış açısının en azından bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz. Mesela yazar, fahiş ses tekrarlarına, aşırı benzetmelere ve bulanık melanjlara pirim vermeyi matah görmektedir. Şiiri hem bir soylu yaşam uğraşısı hem de yazarak yaşayan şairlerin şiir üzerine daha çok düşünmeleri gerektiğine inanır. Şairin daha çok şiirde temayüz etmesi en önemli arzusudur. ‎ ‎Şiirin dili, imaj, retorik, eleştirel bilinç gibi çok yönlü bakış açılarıyla şiirleri ele alıp irdelemektedir. Şiirlerde noktalama işaretleri çok gerekli değil ise okuma hızını düşürdüğüne inanır ve gereksiz bulur. Şiir kitaplarında önsöz - sunuş gibi yazıların şair ile okur arasına önden konulmaması gerektiğine inanır. Şiirleri kesip biçme, estetik filtreler koyma, boylarını kısaltma ve huylarını düzeltme gibi gerekliliklere inanır. En önemlisi de şiir üzerinde çok çalışılması gerektiğini düşünür. ‎ ‎*Eleştirel Dipnotlar" Günümüz Şiirine Derkenar, KDY Yayınları, Aralık 2025, 118 sayfa. ‎ ‎İlkay Coşkun ‎23.04.2026
Eleştirel DipnotlarAli Celep · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2019 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2019 17:54
Romanın kalbi, düğün gecesinin sabahında sevdiği kadının kanlar içinde cesedini bulan Kara Şahin’in göğsünde atıyor. O ilk anda yaşanan şok, çaresizlik ve çığlık… Şahin’in Nakşıgül’ü kaybettiği o an, sadece bireysel bir trajedi değil; aynı zamanda bir devrin, bir medeniyetin, masumiyetin ve saflığın kaybedilişinin simgesi haline geliyor. İskender Pala burada aşkı öyle bir yerden yakalıyor ki: Kavuşulduğu anda kaybedilen aşkın acısı, en yakıcı olanı. Düğün yatağında başlayan hikâye, tomruklarda, külhanlarda, lalezarlarda ve saray entrikalarında devam ederken, her adımda Şahin’in içindeki yangın büyüyor. Ama en acısı ne biliyor musun? O yangının küllerinde bile hâlâ bir umut kırıntısı taşıması.. belki bir yanlış anlama, belki bir sır, belki de sadece kaderin zalim bir oyunu. Kitabın en dokunaklı yanı, matem damlası metaforu üzerinden işlenen yas duygusu. Katre-i Matem, sadece bir lale çeşidi değil; mor rengiyle hüznü, damla damla akan gözyaşını, bir devrin çöküşünü temsil ediyor. Lâle Devri’nin savurganlığı, Batı taklidi, lale soğanlarına ödenen servetler… Hepsi fonda akarken, asıl matem bireysel kayıplarda, kırılan güvenlerde, bozulan adalette tutuluyor. Okurken fark ediyorsunuz: Bu sadece Şahin ile Nakşıgül’ün aşkı değil; kaybedilen değerlerin, yitirilen masumiyetin matemidir. Üslup ise tam bir İskender Pala klasiği: Divan edebiyatının naif zarafetiyle modern romanın gerilimini harmanlıyor. Osmanlıca kelimeler, şiirsel cümleler, derkenar açıklamalar… Okurken kendinizi 18. yüzyıl İstanbul’unda, bir lale bahçesinde ya da zindanın nemli taşlarında hissediyorsunuz. Ama bu zarif dil, acıyı daha da derinleştiriyor; çünkü hüzün ne kadar süslü anlatılırsa anlatılsın, yine de yakıyor. Bazı okuyucular karmaşık bulabilir, olay örgüsünün dallanıp budaklanmasını yorucu
Edebiyat
Katre-i Matemİskender Pala · Kapı Yayınları · 202525,5bin okunma
Bahçıvan ve Ölüm Üzerine Bir Derkenar
Puan vermedi·208 syf.··
2026 1. kitabı
Yaşanmış bir olaydan esinlenilerek yazılmış bir eser olsa da yazarın da dediği gibi artık bize ait olmuş bir hatırlatma kitabı. Neyi mi? Tabii ki ölümü... Duygusal sade bir dil kullanılmış. Fakat oldukça sembolik. Semboller sanki daha iyi öğretiyor gibi bize hayatı. Bahçe hayat, bahçıvan insan ve tek gerçek ölüm. Bahçıvan gitse de güller uzamaya,kirazlar büyümeye devam edecektir. Kimse olmazsa olmaz degil elbet ama tüm gerçeklere rağmen ayrılık hele de ölümün sağladığı ayrılık inanılmaz zordur. Bugün altında yattığı toprağı işleyen adamın ölümü uzerinden hayatin geçiciliğini anlatan bu kitabı herkese tavsiye ederim. Yalnız babasını kaybetmişler hariç. Zira ölüm kedinin mama kabının bakımsız olmasıyla bile kendini gosterebilirken yetimlere babasızlık her yerden büyük büyük ağrılarla gelecektir. Ölüm sizi ayırana dek okuyun ondan sonra degil.
Duygu ve Düşünce
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma