Puan vermedi·272 syf.·
2026 33. kitabı
İlhami Algör ‘den Aziz İnsanlık Kitap içeriği P24 internet sayfasındaki “Okumalar, değinmeler” isimli yazı dizisinden alınmış. Kitabı bitirince p24 blog sayfasını da ziyaret edip oradan da inceledim. “İlhamice” yorumlar olarak isimlendiriyor bunları. Bu kitabı kendisiyle çay içerken imzalattığımı da belirtmek isterim ve ayrıca paylaşım fotoğrafındaki genç ve dinamik yazarımızın ta kendisi. İçeriğinde bir çok kitap hakkında düşünceleri, incelemeleri okuyoruz ve bir sürü kitap önerisi almış oluyoruz. İncelemeyi de kendine göre yorumluyor ve kafamda girdaplara sebep oluyor (Bu iyi yönde bir girdap). Sadece kitaplar değil elbette; tarih, film ve elbette olmazsa olmazımız birazcık, ucundan siyaset. Aman mazallah fazla siyaset bize çimdik falan atar. Neyse… Okurken keyif aldım; haftalık, aylık dergi/gazete takip etmenin güzel olacağını düşündüm. Bir yerden başlamak lazım. Selam sevgiyinen…. “Korku, bu gezegen canlılarının temel ihtiyaçlarından biridir.” “Tapınak, iktidarını insanlara terk etmek zorunda kalan Tanrı'nın yaldızlı hapishanesidir.” “Herkes nabzının attığı zaman ile meşgul. Fakat bazı hallerde geriye dönük bir sağırlık ve hatta ileriye dönük bir körlüğe yol açıyor şimdicilik.” “Bazılarımız ruhları rüzgârlı insanlardır. Risk algıları farklıdır. Onlar için "uyumsuz" derler. Belki de uyulması istenen nasıl bir hayat örüntüsü ise, o örüntünün rollerine ikna olmamışlardır.”
Aziz İnsanlıkİlhami Algör · İletişim Yayınları · 20247 okunma
Rezil herif Necib
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:51
Öncelikle aslında başka bir kitap okuyordum ama maalesef bayram sürecinde Kırıkkale’de unutmuşum kitabı o yüzden de Eylül’e başlamak zorunda kaldım. Kitabımı aldığım zaman diğer kitabı da bitiricem inşallah alana kadar başka kitaplarla devam. Kitabımızın konusu Süreyya ile Suad evli bir çifttir. Süreyya ailesinin yaşadığı konakta yaşarken sıkılıp bunaldığı için kendilerine Beyoğlu taraflarından bir yalı tutarlar Suad’ın babası sayesinde ve bu yalıya arkadaşlık etmek için sürekli Necib gelir. Bu arada bilgilendirme olsun Süreyya erkek Suad ise kadın. Ve bu yaz tatili sürecinde Suad ile Necib arasında önce gizli sonra ise alenen ikisinin bildiği bir şekilde aşk gelişir. Kitap ahlaksızlığın vücut bulmuş hali aslında bence doyumsuz ve narsist insanların kitaplaştırılmış hali. Süreyya; doyumsuz bir adam, karısıyla ve evliliği ile asla ilgilenmeyen, karısının hobilerine karşı alaycı yaklaşan, karısının iyiliğini suistimal edip hep ben yapan bir adam. Necip, gece hayatına düşkün, kadınlara düşkün, ahlaksız her şeye düşkün olan düşkün bir adam; kendi içsel pisliklerini kadınlara yansıtan ve sadece kadınlar kötü imiş gibi kadın düşmanlığı yapan kendi yaptığı ahlaksızlıkları örneğiniz; arkadaşının karısına aşık olma ahlaksızlığını asla görmeyip, evlilik üzerinden ben asla evlenmem çünkü kadınlar şöyle kötü böyle ahlaksız diyip kendini dev aynasında gören ama o aynaya bile tam bakmayan iğrenç bir adam. Suad ise namus timsali olmuş ama namustan uzak, kocasına veya etrafındakilere problemi anlatmak yerine susarak yaşamayı tercih eden bir dilsiz, kocasının arkadaşına aşık olup namussuzluk yapıp sonra da Süreyya’nın kız kardeşi Hacer’i kötü bulan iki yüzlü bir kadın. Evet Hacer kötü, iyi demiyorum kesinlikle ama iğneyi madem başkasına batırıcaksın o zaman çuvaldızı da kendine batır
EylülMehmet Rauf · Panama Yayıncılık · 201950bin okunma
Reklam
9/10
·856 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:26
Kitap 1994 yılında yazılmasına rağmen olayları açıklama becerisi oldukça kuvvetli. Avrupa düzeni ve onun dağılışını anlatarak başlayan bu kitap Çin’in yükselişini tahmin ederek bitiriyor. Ne yazık ki Osmanlı ve Türkiye hakkında değerlendirmeler çok az bu da gösteriyor ki aslında ne kadar güçten düşmüşüz. 1. Dünya savaşında bile bizden çok az bahsediyor. Siyaset akademisyenden değil belli dönem devlet kademelerinde çalışmış insanlardan dinlenince daha kıymetli oluyor. İşin teorisi değil gerçeği. Hem ne derler bilirsiniz akademisyen belirlediği konuda çözüm bulmaya çalışır politikacı ise sorunu önünde bulur ve onu çözmek zorundadır. Bu anlamda dünya tarihini Birleşik devlet nasıl yorumluyor onu anlamak için kült olmuş bir kitap.
DiplomasiHenry Kissinger · İş Bankası Kültür Yayınları · 2007443 okunma
Firuze Kehribar Ateşi Kitap Yorumum
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:42
"Her yara kabuk bağlar derler ama bazı yaralar sanki kalp için yaratılmıştır… Onunla da olmuyor, onsuz da… " ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha önce MH serisiyle kalemiyle tanıştığım Mehsa'nın, beni ilk sayfadan itibaren içine çeken yepyeni kitabı Firuze: Kehribar Ateşi ile geldim. ‎ ‎Seneler önce birbirlerini çok severek evlenen Arjin ve Rohat, aşiretin ve çevrelerindeki insanların baskısı yüzünden çok büyük bir yara alıyorlar. Rohat, deliler gibi sevdiği karısı Arjin'in üzerine kuma getiriyor. Arjin ise yaşadığı acılara daha fazla dayanamıyor. Hamileliği sırasında son derece zorlu bir doğum geçiriyor ve üç gün üç gece suda kaldıktan sonra büyük bir lanet savuruyor. ‎ ‎"Bir daha bir Koçak, bir Saruhan'ın yari olmayacak ve onlardan dünyaya çocuk gelmeyecek…" ‎ ‎Ancak o an, bu lanetin yıllar sonra Firuze ve Ezra'nın hayatını altüst edeceğinden habersiz. ‎ ‎Bir kadın düşünün… Kız kardeşinin başına gelenlerin intikamını almak istiyor ve bunun için sınırlarını zorlamaya hazır. Üstelik bu kadın bir avukat: Firuze Koçak. ‎ ‎Firuze, gözü gibi sevdiği kız kardeşi Dildar'ın yaşadıklarından sonra hem yıllardır sevdiği adamdan hem de yaşadığı şehirden büyük bir ihanetle ayrılıyor. Ta ki üç yıl sonra Arjin Saruhan tarafından geri çağrılana kadar… ‎ ‎Mardin'e gitmesine on gün kalmışken beklenmedik bir şekilde erkenden dönüyor ve bir daha asla karşılaşmayacağını düşündüğü imkânsız aşkı Ezra Saruhan ile yolları yeniden kesişiyor. ‎ ‎Ama aralarında çok ağır bir cümle var: ‎ ‎"Bir daha gözün gözüme değmeyecek." ‎ ‎Ezra, ilk başlarda Firuze'nin yüzüne bile bakmıyor. Fakat zaman geçtikçe Firuze'nin davranışlarındaki gariplikleri ve Mardin'e geliş sebebini sorgulamaya başlıyor. Geçmişin sırları birer birer ortaya çıkarken bakalım Ezra, Firuze'yi
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202646 okunma
10/10
·800 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:55
Ben ne okudum öyle! Bildiğiniz tüm okuma deneyimlerinizi unutun. Hatta kitabı düz tutup okumayı bile... Yapraklar Evi yalnızca bir roman değil, okuma alışkanlıklarına karşı açılmış küçük bir isyan. Sayfaları soldan sağa takip etmeye, anlatıcının peşinden güvenle yürümeye alışmışsanız bu kitap sizi ilk fırsatta yoldan çıkarıyor. Zaman zaman kitabı döndürmeniz, sayfalar arasında ileri geri gitmeniz, dipnotların peşinde kaybolmanız gerekiyor. Bir sayfada tek bir kelimeyle karşılaşırken, bir başka sayfada metin sizi bilinçli olarak yoruyor. Üstelik bütün bunlar bir gösteriş denemesi değil. Biçim ve içerik birbirine öylesine sıkı bağlanmış ki, karakterlerin yaşadığı yön kaybını okur da fiziksel olarak deneyimliyor. Kitabı okumuyorsunuz; içinde dolaşıyorsunuz. Korku edebiyatından, deneysel metinlerden ya da postmodern oyunlardan hoşlanmasanız bile, Yapraklar Evinin sınırlarını zorlayan yapısına hayran kalmamak zor. Çünkü bu kitap hikâyesini sadece anlatarak değil, sayfanın kendisini kullanarak kuruyor. Ve sonunda geriye bir evden çok, zihninize yerleşmiş bir labirent kalıyor. Derler ya, delilikle dâhilik arasında çok ince bir çizgi vardır diye. İşte o çizgide yol alıyorsunuz 702 sayfa boyunca. Bazen ne diyor bu diye düşünürken bazen yazarın dehasına hayranlık duyuyorsunuz. Gregory Maguire kitap için; "Peter Pan'nın asıl düşmanının Kaptan Kanca değil de Var Olmayan Ülke olduğunu şöyle bir hayal edin, yahut da Yunus'u yutan balinanın Moby Dick olduğunu; işte o zaman bu kitabın ne anlattığını anlamaya başlayacaksınız. Korkuyla bekleyin onu, sımsıkı tutup kavrayın." diyor
Yapraklar EviMark Z. Danielewski · Monokl Yayınları · 2018228 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 140. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:42
Selam kitap dostlarımm bugün yazardan okuduğum ikinci kitapla karşınızdayımm. Yazarın kalemi çok güzel, hani bazı kitapların ruhu vardır derler ya, işte bu kitap da öyle. Ayrıca yazarın okuduklarım dışında bir kitabı daha var. Onu da okumak için sabırsızlanıyorum. Bazı hayatlar sessizlikle şekillenir. Kimi insanlar konuşamadıklarıyla, kimi ise kaybettikleriyle yaşar. Barış, genç yaşta babasını kaybetmiş, aidiyet duygusunu yavaş yavaş yitirmiş bir adamdır. Fabrikanın bitmeyen gürültüsü içinde çalışırken, aslında kendi içindeki sessizliği bastırmaya çalışır. Günleri birbirinin aynısı gibi geçerken, karşısına çıkan İpek ona uzun zamandır unuttuğu bir şeyi hatırlatır: Umudu. Bazen bir bakış, bazen yarım kalan bir cümle, insanın içinde yıllardır kapalı duran kapıları aralayabilir. Öte yandan Semih, dışarıdan kusursuz görünen hayatının içinde kendine ait bir yer bulamamaktadır. Sahip olduklarının çokluğu, içindeki boşluğu doldurmaya yetmez. Yolunun eski kitaplarla dolu bir sahaf dükkânında Elif ile kesişmesi, onu ilk kez kendi hayatını sorgulamaya zorlar. Bir fabrikanın yorucu koridorlarından bir sahafın tozlu raflarına uzanan bu hikâyede; Barış, Semih, İpek ve Elif kendi yalnızlıklarıyla yüzleşirken, insanı insan yapan kırgınlıkları, özlemleri ve değişimleri de keşfederler. Sahaf'taki Gölgeler, görünmeyen hayatların, yarım kalmış duyguların ve sessizce taşınan yüklerin romanı. Bazen bir dostlukta, bazen bir kitap sayfasında, bazen de beklenmedik bir karşılaşmada saklanan umutları anlatıyor. Çünkü bazı gölgeler karanlığı değil, ışığa ulaşmaya çalışan insanların hikâyelerini taşır. Kesinlikle okumalısınız çok güzeldi
Sahaftaki GölgelerSelim S. Sezer · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20261 okunma
Reklam
Reklam