Canımız fazla yandığında yaralarımızı iyileştirmek yerine onları unutmaya çalışırız derler.
Sayfa 35·Kitabı okuyor
...‘yalnız, sen bana dünyayı iyi ve kötü karışımı olarak yaratacağına neden tüm iyi olarak yaratmadığını anlatmadın daha. Benim daha iyisini yaratıp yaratamıyacağımı sormak bir cevap değil. Ben Tanrı olsaydım, çeçe sinekleri olmazdı. Halkım ateşli nöbetlerle yerlere serilmez, korkunç şişler çıkarmaz günah işlemezdi. Başka yılanlar bal gibi zehirsiz geçinip gidebildiği halde, neden mambanın ağzına zehir kesesini koydun? Neden maymunları o kadar çirkin, kuşları o kadar sevimli yarattın? ‘Neden yaratmıyayım? Sen buna cevap ver,’' dedi yaşlı bey. Kara kız, ‘Yaramazlıktan hoşlanmadıkça, neden yara tasın?’ dedi. Yaşlı bey, ‘Kelime oyunları yaparak soru sormak, tartışma değildir.” dedi. ‘Mızıkçılık derler buna.’ Kara kız, ‘Sorularıma cevap vermiyen bir Tanrı bana yaramaz,’ dedi. ‘Hem, her şeyi sahiden de sen yaratmış olsaydın, balinayı niye resimlerindeki gibi çirkin yarattığını da bilirdin.’ ‘Onu komik görünüşlü yaratarak gönlümü eğlendirmek istedimse, bundan sana ne?’ dedi Tanrı. ‘Sen kim oluyorsun da bana, neyi nasıl yaratacağımı öğretiyorsun?’ ‘Canımı sıktın artık,’ dedi kara kız. ‘Her seferinde aynı edepsizliği ele alıyorsun. Senin bir şey yaratmış olabileceğine inanmıyorum. Eyub aptalmış ki, senin iç yüzünü anlamamış. Bu ormanda da, tanrılık iddiasında bulunan ihtiyarlardan geçilmiyor.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hani, ne derler: ınsanın canı çıkmadıkça umudu da yok olmazmış.
Alıntı
Dünyada bunlardan zalimi olamaz. Balta sapını kesmez derler ya yalandır. Bütün ağaçları kesen baltanın sapı da ağaçtandır…
Sayfa 87·Kitabı okuyor
"Tatilin son hafta sonu olması çok kötü," dediğinizi farz edin. "Evet, ama hayatımızın geri kalanının ilk hafta sonu!" derler.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Alıntı
“Ne derler bilirsiniz, İngiltere enfiye çektiğinde Fransa hapşırır.”