Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ayıp, rezalet, namussuzluk, hakaret, ancak zarar vermesini isteyenlere verir.
Bir dert, onu önemsemeyene dert değildir.
Herkes sana ıslık çalıyor; sen kendini alkışladıktan sonra sana ne? s32
Ben devran‘ın bir çok bela ve felaketine uğradım ve derin acılar çektim. Fakat onlardan bana en ağır gelen üç taneydi. Biri Resulullah’ın vefatıydı, o benim yegane sığınağım dayanağım ve tüm sıkıntılarımda umut kapımdı. Onun vefatından sonra acı ve sıkıntılar beni terk etmedi. İkincisi Fatma’nın vefatıydı. Resulullah’ın vefatından sonra tek sırdaşım ve o olup bitenlerde bana destek veren ve çare gösterendi. Onun gidişiyle dert üstüne dert yağmaya gelmeye başladı. Üçüncüsü ise Allah Resul’ünün verdiği haberle evlatlarım Hasan ve Hüseyin’in şehit edileceklerini bilmiş olmamdı.
"Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem...
Değil!
Ekmek parası desem...
Değil!
Bir dert ki...
Dayanılır şey değil."
Aştığımızı sandığımız konuları, aslında aşamadığımızı anladığımız anlarda yaşanan öğretici bozgunlardan biriydi bu; üzerinde konuşmamaya, düşünmemeye başladığımızda, dert etmediğimizi sandığımız sorunların, günün birinde nasıl da yerli yerinde durduğunu, hiçbir yere gitmemiş olduğunu fark ettiğimizde, yaşadığımız o köklü bozgunlardan biri.