Tarih bilimi, yüzlerce, belki de binlerce kenarı olan çok boyutlu bir şekle benzer. Her bir kenar kendi gerçekliğini yansıtırken, diğer kenarlarla olan bağlamından asla kopmaz. Bir kenardan diğerine geçtiğinizde, yeni karşılaştığınız gerçeğin aslında bir eskisinin nedeni ya da sonucu olduğunu fark edersiniz; hatta bazen bu yeni gerçek, bildiğiniz birkaç doğruyu tamamen bertaraf edebilir. Ancak asıl mesele tarihin ne olduğundan ziyade, her toplumun veya bireyin kendi inançları doğrultusunda onu nasıl şekillendirdiği veya manipüle ettiğidir.
İşte tam bu noktada, Orta Asya medeniyetleri uzmanı S. Frederick Starr, Kayıp Aydınlanma adlı eserinde yüzlerce farklı kaynağı ve araştırmacının tespitlerini referans alarak bizi manipülasyonlardan uzak, salt gerçekliğe yakın bir tarihi sahneye davet ediyor.
Neden Bu Kitap? Neden Şimdi?
Tarihçilerin satır aralarında bildiği, meraklılarının araştırarak ulaşabildiği bu meseleleri Starr neden geniş kitleler için yazma ihtiyacı duydu? Kendi ifadesiyle bu araştırmanın başlangıç noktasını bizzat "olayların kendileri" oluşturuyor. Yazarın şu sorusu kitabın asıl belkemiğini teşkil etmekte:
"Nasıl oldu da İbn-i Sina ve Biruni gibi dünya tarihinin en büyük beyinlerinin neredeyse tamamı, aynı zaman diliminde ve aynı coğrafyada (Orta Asya) ortaya çıktı? Ve daha da önemlisi, bu ışık neden söndü?"
Bizler genellikle tarihi olaylar üzerinden değerlendirir ve doğrusal bir ilerleme bekleriz. Ancak Orta Asya’da tarih, bu olağan akışın aksine seyretmiştir. Yaşayan medeniyetlerin yerini yenileri almamış, o zengin kültürü yaşatacak ve geleceğe aktaracak eserler zamanla yok olmuştur.
Dünyanın Merkezi: Büyük Orta Asya
Yine de coğrafyanın kaderi bir dönem için tüm dünyayı aydınlatmıştır. Orta Asya'da başlayan bu "Aydınlanma Çağı", dünyanın geri kalanı