Öğrenme gelecekteki bir toplumsal role ve okulun toplumsallaştırma sürecine tabi kılındı. Bilgi toplumsal ve ekonomik güçleri anlamanın ve eleştirel bir gözle çözümlemenin bir aracı olarak değil, toplumsal yapıya hizmet etmenin bir aracı olarak sunuluyor.
Okulun ortadan kaldırıldığı varsayıldığında önümüze gelen acil sorunlardan biri şudur: Yoksullara ne olur? Okul onların tek umudu değil midir? Okul olmayınca daha da büyük toplumsal sınıf farkları olmayacak mı? Buna verilecek yanıt da şudur: Okul eğitimi geçmişte yoksulluğu ortadan kaldırmadığı gibi gelecekte de kaldırmayacaktır.
Mavi gözlü insanlar mavi göz pigmentine sahip olan insanlar değildir. Sadece bu insanlarda pigment daha az olduğu için göz maviymiş gibi bir izlenim bırakır.
Öğretmen yetiştirme, öncelikle, kişiyi bir devlet okulu sınıfında standart konuları öğretmeye hazırlamak üzere tasarlamıştır. Eğitim derslerinin yapısına devlet sertifikasının gereklilikleri yön vermektedir. Eğitimdeki bir disiplin olarak eğitim psikolojisi, dershane idaresi psikolojisinde yoğunlaşma eğilimindedir. Kendisini, dershane içinde öğretim ve zoraki bir dinleyici olan öğrenciler kitlesini idare etmenin bilimsel araçlarının sağlayıcısı olarak görür. Araştırma da, öğretimin içeriği de dershane çerçevesi içinde öğrenme üzerine yoğunlaşmıştır. Eğitim sosyolojisi de aynı yolu izleme eğilimindedir ve özellikle dershanedeki ve okuldaki toplumsal etkileşimle ve okul içindeki kültürel farklarla ilgilenir.