Dünyamız çocukluğun fiziksel, ahlaki ve cinsel sorunlarıyla saplantılı bir şekilde uğraşıyor... Aile ve okul el ele vererek çocuğu yetişkin toplumundan uzaklaştırdılar...
Çocuklar ve gençler emek pazarından uzaklaştırılıp okula yerleştirildiğinde daha uzun bir dönem için aileye bağımlılaştırıldılar.
…
Okul bazı işlevlerini üstlenerek aile yapısını zayıflatacağı yerde aile çocuğun ve gencin artan bağımlılığıyla muhtemelen güç kazandı.
…
Eğitimin artan süresi çocuğun aile yapısına bağımlı olma süresini uzattığı için aile reisleri kendilerine bağımlı olanlara çocuklar ya da ailenin diğer para kazanmayan üyelerine bakmak için kişisel ihtiyaçlarının üzerinde gelir elde etmek zorundalar.
Ortaokuldu, çocukları işçi sınıfından alıp memuriyet, öğretmenlik, doktorluk vb. mesleklere, beyaz yakalı işlere yerleştiren okul. Böylelikle işçileri en iyi erkeklerinden ve kadınlarından yoksun bıraktı...
Dünyanın sorunlarının kaynağı ve çocukların eğitimiyle ilgili asıl problem doğal dürtülerin bastırılmasıydı. Neill, The Problem Child’da (Problem Çocuk) bunu açıkça ifade ediyordu: Çocuğu kötü yapanın ahlaki eğitim olduğuna inanıyorum. Bunu, kötü bir çocuğun aldığı ahlaki eğitimi parçaladığımda onun otomatik olarak iyi bir çocuk olmasından anladım. Neill’e göre insanlar sık sık kendilerini doğalarının parçası olan ‘yaşam gücü’ ile ahlaki eğitimin yarattığı benlik arasındaki bir çatışma içinde buluyorlar. Her eylem bu iki öge arasındaki gerilim açısından ele alınmalıdır. Ahlaki eğitim, bu durumda, karşıtını üretme eğilimi taşır. Öreğin, bir çocuğun bencilliğini bastıran bir anne çocuğun bencil olmasını sağlar.
Neill, uygarlığın sorunlarının kaynağı olarak ahlaki otoritenin ve vicdanın varlığını göstererek, Max Stirner gibi anarşistlerin geleneğini izlemektedir.