İnsanlarda özgürlük fikrini uyandırırsanız, o zaman özgür insanlar sürekli olarak kendilerini özgürleştirmeye devam ederler; aksine insanları yalnızca eğitirseniz, o zaman onlar en yüksek biçimde eğitilmiş ve zarif bir tarzda kendilerini daima koşullara alıştıracaklar ve itaatkar dalkavuk ruhlara yozlaşacaklardır.
Hümanistlerin hayvanat bahçesinden yalnızca bilim adamları, realistlerinkinden yalnızca ‘yararlı yurttaşlar’ çıkar, bunların ikisi de aslında itaatkar insanlardan başka bir şey değildirler.
…
Öyleyse okul hayatının sonu cehalettir.
Uygarlık ilerledikçe saldırgan içgüdülerin bastırılması gerekecek ve bu da kendi kendine yönelik saldırganlığa ve suçluluk duygularının artmasına yol açacaktır.
Freud toplumsal düzenin ancak saldırgan ölüm içgüdüsünün bastırılması ve kontrol edilmesi yoluyla korunabileceğini iddia ediyordu. Bu kontrol otoriter kurumların göreviydi. Freud'un uygarlık tasviri haz ve umut verici değildir.
Bir iktidar olarak eğitim, ona sahip olanı ondan yoksun olan zayıftan üstün kıldı ve eğitilmiş insan, ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun kendi çevresinde kudretli, güçlü, egemen bir kişi sayıldı: Çünkü o bir otorite idi.