Sen asla yalnız kalmayacaksın, çünkü senin kitapların var. Senin yuvan kitapların çocuk, evin kitapların, ailen kitapların. Senin saçtığın o göz kamaştırıcı ışık kitapların...
"Sen sevgi dolu bir çocuktun" dedi bana. "Sevgi dolu bir çocuk olmanın bedeli bu muydu?" demedim, içimde geri dönüşü olmayan hasarlar bıraktıklarını, hatalı bir yazılım gibi üretimden geri çekilmesi gereken bir robot gibi hissettiğimi söylemedim. İçimde sevgiye dair ne varsa kırdınız demedim. İçimin fırtınalarından bir haber gibi sakince "öyleymiş" dedim. Sanki o çocuk ben değilmişim gibi, benimsemeden, miş'li geçmiş zamandan bir cümle döküldü dilimden. Şimdi hala, evet hala toparlayamadığım parçalarım var orası kesin. Oturup kendime acımıyorum. Bilakis, gurur duyuyorum en çok kendimle. Bugün hala sevgi dolu bir çocuğum, biraz yıpranmış bir çocuk ama olsun. Bugün hala iyilik dolu içim, kötü niyetler benim yazılımıma uygun değil. Bugün hala kalbim öyle ya da böyle kırılıyor, evet. Ama ben içimdeki huzura güveniyorum. "kuşun güvendiği dallar değil, kendi kanatlarıdır." Kalbim kırık, bozuk ya da hatalı olabilir ama kanatlarım sapasağlam. Şükür. Hem hep dediğim gibi kalbin kırık olması kurak olmasından iyidir.