Dürdane Aksoy Dolu

Sevdiğimiz birinin ölümü, çok korkunç bir yas sürecidir. Bir zamanlar sevdiğimiz, değer verdiğimiz, değer gördüğümüz birini kaybetmek bizde geri dönüşü olmayan bir kırılma noktası yaratır. Bu öylesine büyük bir kırılmadır ki, hayatımızı o günden önce ve sonra olarak ikiye ayırır. Bu olaydan sonra ya bir boş vermişlik ya da korku hissi kendini gösterir. Ya artık kaybedecek bir şeyimiz kalmamıştır, ya yine kaybedersek korkusu ele geçirmiştir bizi. Sesini, kokusunu, dokunuşunu kızarken ağlarken tebessüm ederken yüzünün her çizgisini bildiğimiz birinin artık orada o odada olmayacağını bilmek her zaman kolay değildir. Ama bundan da zor olanı yarım kalmışlık hissidir esasında. Yaşanacak en güzel olasılıkların yarım kalmış olması hissi. O yanımda olsaydı her şey daha farklı olabilirdi hissi. Belki de olmazdı, ama bunu bilemeyecek olmak bile yeterli gelir insanoğluna. Yine de birini kaybetmiş olmak insana bir hikaye verir, nedense sonradan elmasa dönüşecek bir kömüre benzetirim bunu. Hayata yeni bir pencere açar, daha olgun, daha sakin ama geniş bir pencere. Düşünceleri değişir insanın, artık yaşamak için de ölmek için de geçerli sebepleri vardır. İnsan bir kere bile içindeki acıya rağmen o ışığı görebilirse artık bambaşka farklı bir benliğe kavuşur. Hayatta hiç bir şeyin yok olmadığını, sevginin, şefkatin, iyiliğin ne kadar kalıcı olduğunu, birini sevmenin o yanındayken ona hissettirmenin ne kadar mühim olduğunu anlar...Kalanları, gidenleri, gelecek olanları ve kendini sevmeyi tekrar öğrenebilirse artık daha güçlü bir insan olduğunu da fark edebilir... Sevdiğimiz birinin ölümü, çok korkunç bir yas sürecidir. Bir zamanlar sevdiğimiz, değer verdiğimiz, değer gördüğümüz birini kaybetmek bizde geri dönüşü olmayan bir kırılma noktası yaratır ve bunun için onu toprağa gömmüş
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Küçük Prens
Acın hafiflediğinde, -ki her zaman hafifler- beni tanımış olduğuna sevineceksin. Her zaman benim dostum olarak kalacaksın. Bazen, benimle birlikte gülmek isteyeceksin, pencereni açacak ve mutluluk içinde güleceksin. Senin gökyüzüne bakıp güldüğünü gören dostların çok şaşıracaklar. Onlara şöyle diyeceksin: “Evet, bu yıldızlar beni hep güldürür!” Senin delirdiğini düşünecekler. Başına güzel bir çorap örmüş olacağım. Sanki sana yıldızlar yerine, gülmeyi bilen bir sürü küçük çan vermişim gibi...
Ben bu kainatın çorak topraklarında Başıbozuk bir alfabeydim Ektiğim şiirdi, mısraydı biçtiğim, Oysa bir hoyrat yel esti Nicedir dilsiz kalemim. Peki ya sen? Hangi karanlığın çiselediği yağmur, Hangi bardağın taştığı yersin Sabrın hangi taşta çatladı da Ne vakit bilendi yüreğin? DD.
Şiir
Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telâşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vakit olmadı...