İnsan eylemlerin sözünü verebilir, duyguların değil; çünkü duygular istem dışıdır.
Birisine onu her zaman sevme ya da nefret etme ya da sadık olma sözü veren kimse, gücünün dışındaki bir şeyin sözünü veriyordur.
Gerçi genellikle sevginin, nefretin ve sadakatin ürünü olan ama başka güdülerden de doğabilen eylemlerin sözünü elbette verebilir: Çünkü bir eyleme götüren birden fazla yol ve güdü vardır. O halde birini her zaman sevme sözü şu anlama gelir: seni sevdiğim sürece sana sevgi eylemlerini göstereceğim, seni artık sevmezsem başka güdülerle de olsa aynı eylemleri görmeye devam edeceksin benden.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanları gündelik yaşamlarında ne için genellikle hakikati söyler? Bir tanrı yalan söylemeyi yasakladığı için değil elbette. Tersine ilkin: daha rahat olduğu için; çünkü yalan: buluş, rol yapma ve bellek gerektirir. (Bu yüzden Swift der ki: bir yalan söyleyen üstlendiği ağır yükü nadiren fark eder; çünkü bir yalanı sürdürebilmek için, başka yirmi yalan daha bulmak zorundadır)
Din kurucularını, dolandırıcılardan ayıran, bu kendi kendini aldatma durumundan kurtulamamalarıdır. Çünkü insanlar, çok güçlü bir biçimde inanıldığı bariz olan şeyin doğruluğuna inanırlar.
Mutsuz kişi acıma gösterisinin onun bilincine çıkarttığı bu üstünlük duygusundan bir tür haz elde eder; kendini beğenmişliği kabarır, hâlâ dünyaya acı çektirecek kadar önemli biridir.