Başka bir kişi için duydukları empati ve kaygı yüzünden hastalık hastası olan insanlar vardır; bu sırada ortaya çıkan acıma türü bir hastalıktan başka bir şey değildir.
İyilerden biri yine de iyilere yakışmayan bir şey yaparsa bahanelere sığınılır; örneğin suç bir tanrının üstüne atılır ve iyinin gözünü bağladığı ve onu çıldırttığı söylenir.
Karakterin değişmez olduğu kesin anlamda doğru değildir. 80000 yaşında bir insan düşünülseydi onda mutlak değişken bir karakter bulunurdu, öyle ki ondan art arda sayısız değişik birey gelişirdi. İnsan yaşamının kısalığı insan özellikleri hakkında bazı yanılgılı iddialarda bulunulmasına yol açıyor.
İçimizdeki canavar kandırılmak ister; ahlak beyaz bir yalandır, o bizi parçalamasın diye. Ahlakın kabullerinde yatan yanılgılar olmasaydı, insan hayvan kalırdı. Fakat böyle yapmakla, insan kendini daha yüksek bir şey olarak kabul etti ve kendine daha katı yasalar koydu.
Hiç kimse kendi edimlerinden sorumlu değildir, kimse kendi özünden sorumlu değildir; yargıda bulunmak da bir tür adaletsizliktir. Bu durum bireyin kendi kendisi hakkında yargıda bulunması için de geçerlidir.