Çocukların tek isteği; fark edilmek :)
Telefonların bir kenara bırakıldığı, gerçek temasın kurulduğu, ilgi ve şefkatin hissedildiği kısa bir zaman dilimi bile çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilir.
Sayfa 27
Dergi
Bir başka baskı, “her an ulaşılabilir olma” kültüründe büyür. E-posta, anlık mesajlaşma uygulamaları, akıllı telefonlar... İş ile dinlenme arasındaki sınırlar erir. Beynin kendini toparlaması, deneyimi işlemesi, yeni fikirler üretmesi için ihtiyaç duyduğu Varsayılan Kip Ağı geçişleri çoğu zaman yarıda kesilir. Zihin dışsal taleplerle sürekli meşgul tutulur. Bu durum, beynin restoratif “boş vites”ini elinden almak gibidir. Dinlenme anı, sahiden dinlenme olmaktan çıkar; dinlenme, “yarım bekleme”ye dönüşür. Sonuçta kronik stres, tükenmişlik (burnout) ve yaratıcılıkta belirgin bir azalma ortaya çıkar. İnsan, bir yandan durmadan üretmeye zorlanır; öte yandan üretimi mümkün kılan içsel alanı koruyamaz hale gelir. Verimlilik söylemi de bu gerilimi büyütür. Odaklanmayı ölçen uygulamalar, zaman yönetimi teknikleri —özellikle yanlış anlaşıldıkların- dabeynin doğal kopuşlarını kusur gibi göstermeye meyleder. Mola vermeden, hayale dalmadan, pencereden dışarı bakmadan geçen bir çalışma günü “ideal” diye sunulur.
Sayfa 61·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayat irade ya da niyetle yönetilmiyor. Hayat bir sinir ve lif sorunudur, hücre sorunu. Düşüncelerimiz, bu ağır oluşan hücrelere girip gizlenir, tutkularımız buralarda düş kurar. Sen kendinin güven içinde olduğunu sanırsın belki, güçlü olduğunu düşünürsün. Ama hayatımız, bir odanın ya da bir sabah göğünün rastgele rengine; bir zamanlar sevdiğimiz, anı yüklü bir güzel kokuya, bir şiirin unutulmuş bir dizesine, çoktandır çalmadığımız bir parçanın kadansına bağlıdır.
Sayfa 306 - XIX·Kitabı okudu
Alıntı
Her gün bir süre iş, görev ya da internete girmek dışında bir şeyler yapın. Dans edin. Top oynayın. Dürüm yapın. Müzik malın. Pac-Man oynayın. Köpek sevin. Bir müzik aleti çalmayı öğrenin,. Bir arkadaşınızı arayın. Yogadaki çocuk duruşunu yapın. Dışarı çıkın. Yürüyüş yapın. Rüzgarı yüzünüzden hissedin. Ya da yere uzanıp ayaklarınızı duvara dayayın ve yalnızca nefes alın.
Sayfa 229·Kitabı okudu
Kendin için, kalbin ve ruhun için.
Gitmen gerekiyor, kalacak yeterli bir sebebin yoksa. Affetmen gerekiyor, seni geceleri uyutmayan çok şey varsa. Dinlemen gerekiyor, susmuyorsa kalbin. Kabullenmen gerekiyor, ağırlık varsa üstünde, dolduruyorsa durup dururken gözlerini. Vazgeçmen gerekiyor, huzur terk etmişse bedenini. Unutman gerekiyor, hatırlamak çare olmuyorsa. Başlaman gerekiyor, bitmişse bir şeyler. Kendin için, kalbin için.
Son zamanlarda geceyi ve uykuyu sadece fiziksel bir ihtiyaç olarak görmeyi bıraktım. Kamil İçöz’ün Uykunun Formülü kitabı, bu konuda gerçekten farklı bir bakış açısı kazandırdı bana. En çok da uykuyu bir teslimiyet ve ibadet bilinciyle ele alış şekli beni etkiledi. Özellikle zihnimi susturmakta zorlandığım gecelerde, kitaptaki o manevi reçetelerin ve uyku adabının gerçekten zihinsel bir detoks etkisi yarattığını fark ettim. Kitap oldukça sade ve samimi bir dille yazılmış, sanki bir arkadaşınızla oturmuş geceyi konuşuyormuşsunuz gibi akıp gidiyor. Yastığa başını koyduğu an zihni 'yükleniyor' diyenler, uykuya daha huzurlu bir niyetle geçmek isteyenler mutlaka göz atmalı. Gerçekten küçük hacimli ama etkisi büyük bir başucu rehberi oldu benim için.