Onlara yan gözle bakan Asa, Bir daha doğarsam ağaç olmak istiyorum, diye düşündü.Japon hurması ağacı, şeftali ağacı, elma ağacı, mandalina ağacı, incir, yenidünya ve kiraz ağacı. İki kolunda bir sürü tatlı meyve verirdi ve orman hayvanları onları yemeye gelirdi. Ağaç olmak istiyorum. Lütfen ağaç olayım, diye kendi kendine tekrar ederken bilinci giderek uzaklaştı ondan ve nihayetinde Asa'nın yaşamı sona erdi…
Ne yazık ki Asa meyve verememişti. Çünkü Asa, ancak sedir ağacı olmuştu.
Sedir ağacına dönüşen Asa, bir gün kesildi. Etrafındaki sedir ağaçlarıyla birlikte bir kamyona kondu, esen rüzgâr altında gri renkli fabrikaya taşındı. Orada dev bir kesiciyle parçalara ayrıldı, ne oluyor deme fırsatı bulamadan daha küçük parçalara ayrıldı. Bir taşıma bandına kondu, kurutma odasına götürüldü, sonra tekrar bir taşıma bandına konup başka yere taşındı, oradan bir kez daha taşınacağını düşünürken nihayetinde ince, saydam bir torbaya kondu. Kesildikten sonra bir hafta bile geçmeden bir çift tek kullanımlık yemek çubuğuydu artık…
…Onlara yan gözle bakan Asa, Bir daha doğarsam ağaç olmak istiyorum, diye düşündü.Japon hurması ağacı, şeftali ağacı, elma ağacı, mandalina ağacı, incir, yenidünya ve kiraz ağacı. İki kolunda bir sürü tatlı meyve verirdi ve orman hayvanları onları yemeye gelirdi. Ağaç olmak istiyorum. Lütfen ağaç olayım, diye kendi kendine tekrar ederken bilinci giderek uzaklaştı ondan ve nihayetinde Asa'nın yaşamı sona erdi…
Ne yazık ki Asa meyve verememişti. Çünkü Asa, ancak sedir ağacı olmuştu.
Sedir ağacına dönüşen Asa, bir gün kesildi. Etrafındaki sedir ağaçlarıyla birlikte bir kamyona kondu, esen rüzgâr altında gri renkli fabrikaya taşındı. Orada dev bir kesiciyle parçalara ayrıldı, ne oluyor deme fırsatı bulamadan daha küçük parçalara ayrıldı. Bir taşıma bandına kondu, kurutma odasına götürüldü, sonra tekrar bir taşıma bandına konup başka yere taşındı, oradan bir kez daha taşınacağını düşünürken nihayetinde ince, saydam bir torbaya kondu. Kesildikten sonra bir hafta bile geçmeden bir çift tek kullanımlık yemek çubuğuydu artık…
İyi düşünceleri olan bir insan asla çirkin olamaz. Düşünceleriniz iyiyse, yüzünüzden güneş ışını gibi fışkırır bu düşünceler ve her zaman çok hoş görünürsünüz.
Seni seviyorum. Sen de beni sevme.
Bir portakal ağacının hayatı boyunca yetiştirdiği 18.000 portakaldan sonuncusu ol ve C vitamini olarak girdiğin vücuttan büyük bir fikir olarak çık; Esatir-i Yunaniye seni de yazsın.
Benim için… Bir zeytin fidanı dik, zamanla ‘ölmez ağacı’ olur adı; en az 3.000 yıl yaşar ve yaşadığı zaman boyunca da hiç kimseyi öldürmez.
Benim için bir cümleden ibaret olacağına, işçiliğiyle göz kamaştıran bir ana fikir ol.
Eski balıkçılardan dinlediğin bir efsaneyi hatırla ve suyun altında burun buruna geldiğin bir orfozun gözlerine bakıp “Neden öyle büyük büyük bakıyor?” derken, suyun altında bir denizkızı gördüğü için öyle bakıyor olabileceğini düşün.
Kaz Dağı‘nın eteklerinde sakız reçeli, mor kekik, kuru incir, zeytinyağı, limon kekiği ve ada çayı satarak ailesini geçindiren ve okul masraflarını dahi kendisi çıkartan 12 yaşındaki bir çocuk ol.
Bir çocuk ol ve kafiyelere uyma.
Sigara tütününden deniz atı yap.
Senden daha iri cüsseli bir adamla güreş tut.
Adı “Sefil” olan mutlu bir fil çiz.
Hava kararsın.
Assos antik kentine, “tarihi eser kaçakçısı” şüphesiyle tutuklanabileceğine aldırmadan, kapıları kapandıktan sonra tel örgülerinin altından sürünerek kaçak gir.
Tüm Athena Tapınağı senin olsun.
Hayatının en güzel manzarasına karşı o gece kırmızı şarap iç; yıldızlar altında Zeus‘a bir dal sigara kurban et.
Bir kitapçıya uğra ve daha önce okuduğun ve sevdiğin ve bu yüzden bir arkadaşına da okusun diye ödünç verdiğin bir kitabı, sana geri dönmeyeceğini bildiğin için yeniden satın al.
Bu kitabı bir başkası istiyorsa da, onun gözlerine baka baka o kitabı ver ona ki alnında kocaman kocaman harflerle ENAYİ yazsın.
Enayi ol çünkü bilgelik enayilikten doğar.
Enayiliğinle gurur duy; şark kurnazları için hayatın kontenjanı hiç dolmaz.
Gecekondularla onur