Kızılelma dergisinin 11. sayısında Tevfik Noyan tarafından kaleme alınmış olan ve CHP’yle ilgili fikirleri açıkça ortaya koyan bir yazı neşredilmiştir. Yazının temel konusu Hamdullah Suphi Tanrıöver’in CHP’den istifası olmakla beraber, CHP’ye yönelik sert eleştiriler dikkat çekmektedir. Yazısına; CHP’nin memlekete hemen hemen hiç faydası olmadığını söyleyerek başlayan Noyan, CHP’nin halkı hiçe saydığını, halkın iradesine karşı koyduğunu, açlık ve sefalet önünde duygusuz kaldığını, millî dertlere kayıtsızlık gösterdiğini, itiraz ve tenkit seslerini insafsızca boğduğunu, milliyetçiliği söndürdüğünü, milliyetçileri sindirdiğini ve susturduğunu, iktidarı elinde tutmak hırsıyla her günahı işlediğini söylemiştir. Tanrıöver’in bu mahiyetteki bir partide bulunmasına daima şaşırdığını belirten Noyan, CHP’nin Tanrıöver’in istifasıyla büyük kan kaybettiği yorumunda bulunmuştur. Akabinde Tanrıöver’in görevinin CHP’den istifa etmekle bitmediği, CHP’nin güvenilmeyecek, inanılmayacak, hayır ve hizmet beklenilmeyecek bir müessese olduğu söyledikten sonra Tanrıöver’in Türkçüleri bir araya getirerek CHP’nin karşısına ahlaklı, ülkücü ve atılgan bir cephe kurması gerektiği belirtilmiştir. Bu cephenin kurulmasının ve CHP’nin iktidardan indirilmesinin gerekçesi olarak; CHP iktidarının devamı halinde memleketin başında bulunan tehlikeleri atlatmasının, ileriye doğru yürümesinin ve milletin huzura, refaha kavuşmasının mümkün olmayacağı gösterilmiştir. Ayrıca gönülleri hürriyet, medeniyet ve milliyet aşkıyla tutuşmuş olan Türk gençlerinin, CHP’ye karşı savaşmak ve CHP’nin “hudutsuz saltanatına” son vermek için Tanrıöver’in liderliğine ihtiyaç duyduğu söylenmiştir. **Davran dergisinin ilk sayısında ise CHP’nin, “siyasette Atatürk’ün, Türkçülükte ise Gökalp’in yolundan ayrıldığı”, bu
Aşk dediğimiz şey, kabul etmek gerekir ki, insan icadıdır. Biz icat ettik aşkı. Yerleşik düzene geçtikten sonra gelişen toplumsal kültürün biyolojiye etkisi sonucu aşık olmak üzere evrimleştik. Öncesinde genlerin devamı için aşka gerek yokken, zamanla bu bir zorunluluk haline geldi.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Halbuki her iki kavram, farklı farklı olaylarla alakalıdır. Ancak tarihi süreç içerisinde isrâ ve mirac hadiseleri birbirlerine karıştırıldığı için onları ifade eden isra ve miraç kavramları da bir arada kullanılmış ve böylece bu kavramlar iç içe geçmiş veya geçirilmiştir. Yine bu anlayışın bir sonucu olarak isra ve mirac hadiseleri adeta birbirlerinin devamı veya tamamlayıcısı iki olay gibi algılanmıştır."
Sayfa 33·Kitabı okudu
"İslam kültüründe var olan isra ve miraç algısı veya inancı iki aşamalı bir süreci ihtiva eder. Buna göre ayette ifade edildiği üzere Hazreti Muhammed'in el- Mescidü'l-Haram'dan el-Mescidü'l Aksa'ya götürülmesi isra'yı, buradan sonraki aşama ise rivayetlerde dile getirildiği üzere ilahi aleme yükseltilm eyi, yani mi'racı ifade eder. Esasen birbirinden tamamen ayrı olan bu iki hadise, İslami gelenekte birlikte ele alınmış ve adeta birbirlerinin devamı veya tamamlayıcısı iki olaymış gibi sunulmuştur."
Sayfa 32·Kitabı okudu
Devletlerarası ilişkiler, güçlerin karşı karşıya gelmesinin ve sınanmasının sonuçlarına göre kurulur. İlişkilerin devamı bu gücün korunmasına bağlıdır.
Sayfa 216·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim. Zi­ra aşk başlarda arzuyla şekillendiği gibi devamı da ancak acı verici bir kaygıyla getirilebiliyordu. Albertine'in yaşa­mının bir kısmının elimden kaydığını hissediyordum. Aşk mutluluk verici bir arzuyla doluyken olduğu gibi ıstıraplı bir kaygı içindeyken de bütünün peşindedir. An­cak fethedilecek bir şeyler kaldıysa doğar ve varlığını sürdürür. Tamamıyla sahip olamadığımızı severiz ancak.