19 Tini O Doku
Reçetesini kaybetmiş bir hastanın doktora yeniden reçete yazdırmaktan başka çaresi yoktur.
Reçete yüz yıl önce yazılmıştı yurdun her köşesine her insanın belleğinin ve yüreğinin içine yurtta barış dünya da barış şiarı ile kazınmıştı.
Barışı bozmak için kimler kimler ile yarıştı?!
19. yüzyılın birikmiş kirini 19 kişi, 19 Mayıs 1919’da yola çıkarak yıkadı.
Yeniden o bin yıllık kini kim kin ile kuşandı?
Göklerde görünen istikbal yetişmişti yine imdada bulutun yuttuğu düşmanlar hala aranıyor!
Türk şifresi nerede diye gökyüzünü bombalıyorlar. Ay hala karanlığı güneşi ile birlikte ışığın son merkezi Anadolu da aydınlatıyor..
İstikbal göklerdedir, gün gelir o yardım göklerden yine gelir diye Türk önce uyardı boğulmasın kimse bir kaşık susuz tufan suda
Reçete ne diye mi soruyorsun
Gençliğe Hitabe, Bursa Nutku orada
Nutuk ve devamı fatura kitap Mobbing Bank Türk Fırtınası orada
Anadolu da Türk'te
Neden okuyup kendine gelmiyorsun?
Ey ellerini ovuşturan ve düşman iştahını aynı suikast için artıran gerici ve bölücüler
Siz nasıl çıktınız Anadolu gibi bir bağırdan?
Durgun deniz, ışıldayan güneş, bulutsuz hava, yaz, bunlar güzel şeylerdir. Ama dünyanın devamı için, fırtınaya, gri bulutlara, yağmura ve kışa da ihtiyaç vardır...
Aşk ile evliliği karıştırmamalı. Aşk yabani bir hayvandır. Kanunlar dışında, isyan ve ihtilal dağlarında yaşar. Ancak gece, karanlıklar basınca, gizli yollardan şehre girer ve bahçelerin tarhını, Ağaçlı caddelerin kanepelerini alt üst eder. İbadethanelerde her gün lanetlenen aşktır. Hükümetler, polis ve jandarmayı ona karşı silahlandırır. Hâlbuki evlilik, bir şehir müessesesi, bir emniyet tertibatıdır...
Aşk geçici, evlilik ise daimidir. Evliliği aşkın devamı zannetmiş nice safdil çiftler, 3 ay geçmeden dudaklarda ateşin söndüğünü görmüşler ve bir akşam kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan hayret etmişlerdir. Aşk değişmeyince ölür.
En eski edebiyattan en yenisine kadar, her dilde, şiirin konusu zevce değil sevgilidir, hayaller ve semboller, hep sevgilinin sürgün gözleri ve karanlık kirpikleri etrafında pervaneler gibi uçuşur.
“Eğer düşüncelerinin derinliğinde kendisini yeteri kadar kaybederse ve sonra etrafına bakınırsa sanki her şey farklı olacakmış gibi hisseder. Ve belki de rüyasının devamı o zaman başlayacaktır.”
Kendisinin, ailesinin, sevdiklerinin, ülkesinin, yaşadığı gezegenin beyhude yere yükleri altındadır insan. Bunca yükümlülük, bir başkası tarafından yerine getiriliyorken, endişeler yumağı içerisinde anlamsızca kendisiyle boğuşmaktadır. Allah'a yeterince güvenmediği için, aklı ve kalbi korku bataklığına saplanmıştır insanın. Hayatı kim vermişse onun idamesini ve devamını yaratacak olan da O'dur. Dünyayı yaratan, insanı ve ailesini yaratan, onların yükümlülüklerini de üzerine almıştır. Hayatın devamı ve o devam için lazım olan şeyleri Rabbinin üstlendiğinin farkında olarak yaşamalıdır insan.Dümenin başında değildir insan. Kâinatı o yaratmamış ve o sürdürmemektedir. Hayy, o değildir, Kayyum da! İnsanı korkutan her şeyin dizgini Allah'tadır. Allah'a sığınmayan bir insan için, kâinattaki her varlık korku ve endişe kaynağıdır