"Hiç çocuğumuz olmadı. Yine de ömrümüzü bizim olmayan çocukları yetiştirmeye adadık. Ben kardeşlerimi, sen de kardeşinin kızını evlat yerine koydun. Benim yaşamımın bir nevi devamı gibiydi senin hayatın. Kendimizi bu çocukların yetişmesi için seferber ettik. Ettik de ne oldu?"
Sayfa 7 - Hala & Füreya·Kitabı okudu
Yayılmacı Talan Kapitalizmin Sonu
Midyad'a Pirince Giden Evdeki Bulgurdan Olur Anadolu ve çevresi coğrafya tarihte sayısız haçlı saldırı ve talan yaşadığı için büyük bir birikim ve tecrübeye sahiptir. Bu sozlerde bu tecrübeden süzülüp günümüze kadar anlamını koruyarak gelmiştir. Ürettiği her ürünü satma ihtiyacı duyan ve satın alanların ihtiyaçlarını doğaya bir zararı olup olmadığını düşünmeden üreten, satılan bir ürünün en son faydasını görmeden çöpe atılarak yenisi ile değiştirilmesi konusunda algı üreten, yıkıp yeniden ayağa kaldırma ihtiyacını her gün büyüten israf ve iflas ekonomisini karşılıksız satın alma gücü ile finanse eden ahlak ve ilke yoksunu bir ekonomik sistemin yeryüzünde ayakta kalması sürdürülebilir düzen tutturması mümkün değildir. Bu sebeple kapital soyguncu ekonomi bir israf ve iflas ile yutma sistemi olup çağ değiştiren döngüde yutulan kendisi olmaktan kurtulamayacaktır. Doğal kaynakları konusunda uyanan her ulus bu sebeple bu talan zihniyete karşı direnişe geçti. Sonunun geldiğini bildiği için de saldırgan bir şekilde silah, düşman ve savaş üreterek varlığını sürdürmek adına kendi çıkarına savaşması için taşeron güçlere ihtiyaç duyan olmadı tehdidi büyüterek silah satarak hedefe koyduğu yerin ekonomisini zayıflatmak yoluyla doğal kaynaklarını talan etmek için çökmeye kalkan bir zihniyetin yeryüzünde varlığını sürdürmesi gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Bindiği dalı kesen her zaman kaybetmiştir. Bizim Anadolu da bir söz var Midyad'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmanın bir alemi yoktur. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez şeklinde sömürgeci sözlerde üretmiş kültür geçmiş kötülük izler bırakan talancı niyetler tarafından. Bölgemizin yaşadığı bu kaçıncı haçlı saldırısı olduğu önemli değil son saldırı olduğunu bilmek israf ve iflas sistemine son vererek devrim yapma iradesini
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bogomil Raynov 1990 yılında çıkan "Gizli Öğreti" isimli kitabında ortaya değişik bir versyon atmıştır: Dünyamızdaki eski peygamberler, (öğretmenler)' den sonra (Hz. İsa, Hz. Mu-hammed, Lao Zi) yirminci yüz yılda Elena Blavatska ve onun devamı niteliğinde Nikolas ve Helena Roerichrin öğretileri gönderilmiştir.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Bugünkü Petrich- Vanga'nın yaşamış olduğu kasaba- antik Petra'ya ya onun devamı olarak kurulmuştur.
Sayfa 118·Kitabı okudu
Dinlerin vaadi, Schreber'in sanrısıyla aynı.
"Ve yine: 'Şehvet. insanlara ve yaşayan diğer yaratıklara mutluluk durumunun avans olarak verilmiş bir parçası olarak ele alınabilir' (s. 281). Buna göre, ilahi mutluluk özünde, yeryüzündeki şehvani hazzın yoğunlaşmış bir devamı olarak anlaşılmalıdır!"
Müthiş!
“gök tanrı’nın çocukları kul olmaz. seni, anan atan dünyaya getiriyor, terbiye ediyor, okutup yıllarca yetiştirmek için uğraşıyor; sonunda kul ol diye bunları yapmıyor. analar, çocuklarını kul olsun diye doğurmaz. gök tanrı da bunu istemez, bundan hoşlanmaz, buna kızar. kul olanı tepersin, ayağında itersin; ona saygı duymazsın, kullukta saygı yoktur. gök tanrı, anan atan gibi onu sev ve onun eserlerine sahip çık, ister. gök tanrı, başını yere koyan, başını eğen oğul/ kız istemez. ben seni boynunu bük, başını eğ diye yaratmadım der. bir insan bir şeyin kulu kölesi olursa o kişi sıkışmış, bastırılmış olur. baskı altındaki kişi de bu baskıyı başkalarının üstünde kullanmak eğilimine sahip olur. bu eğilim, o insanın etrafına da yayılır; doğaya yayılır, kişi bu baskıyı hem çevresine hem de doğaya uygulamaya başlar. dinler arasındaki savaşlar, insana ve doğaya zarar verme girişimleri, kul olmanın getirdiği baskıdan kaynaklanır. bütün bu olumsuzluklar, insan zihninin altında bu kul olma baskısı yattığı için olur. bizim dedelerimiz, kul olmamaya çok önem verirdi; onlar kul olmayı reddetmişlerdir; hatta onlar kul olmanın dünyanın sonunu getireceğini söylerlerdi. bu kulluğu zihinden atarsak eşitler arası eşitlik prensibine göre dünya işlerini yürütürsek kul olma düşüncesi böylece kaybolur. bu prensibe dayanan insan her zaman güçlü, herkesi kucaklayan bir insan olur. bir insan bütün dünyaya sevgi ve saygı verirse, dünya da o insana aynı cevabı verir. böylece bu insanda insanlığı ve yeryüzünü bitirme ve zarar verme düşüncesi kaybolmuş olur. tanrıcılıkta soyun devamı için günah işlememelisin çünkü sen sadece kendinden sorumlu değilsin; önceki ve sonraki soyundan da sorumlusun. kul olan kişinin sorumluluğu sadece kendi içindir. kul olanlar, her insanın gök tanrı olduğunu
Sayfa 28·Kitabı okudu