Ömer radyallahu anh bir gün Kâbe
civarında el-Hakka suresini okumakta olan Resulullah’a (sav) rast gelir.
Resulullah haremde tebliğ gayesiyle başkalarının da duyacağı şekilde
Kur’an okurdu.
Ömer, Hz. Peygamber’e (sav) sezdirmeden onun arka
tarafında bir yerde yere çömelerek onu dinlemeye başlamıştı.
Kur’an-ı
Kerim’in üslubu, fesahat ve belagati onu büyülemişti.
Şu ayetleri dinleyen
Hz. Ömer arka arkaya birçok yorum yapmaya çalışarak kendisini Kur’an’ın
etkisinden kurtarmaya çabalamışsa da zihni, aklı ve kalbi karmakarışık
olmuş ve bir takım düşüncelere dalmıştı.
Ayetler son derece etkileyici idi.
Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi,
hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim.
Keşke ölüm her şeyi bitirseydi.
Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.
Saltanatım (güç ve kuvvetim), da yok olup gitti. (Allah, şöyle
der:) Onu yakalayıp bağlayın. Sonra onu cehenneme atın.
Sonra uzunluğu yetmiş arşın
olan zincire vurun onu.
Çünkü o, azamet sahibi Allah’a iman etmiyordu.
Yoksulu
doyurmağa teşvik etmiyordu.