[İkinci kez okuduğum kitaplardan]
"Tüfek, Mikrop ve Çelik" insanlık tarihinin gelişim sürecini savaşlar, büyük liderler, uygarlıklar, coğrafyanın, iklimin, biyolojik çeşitliliğin ve tarımsal olanakların belirleyiciliği üzerinden, son derece çarpıcı bir tarih yorumu ortaya koymaktadır. Kitabın temel sorusu, bazı toplumların neden diğerlerinden daha hızlı geliştiği ve neden dünyanın belirli bölgelerinde büyük imparatorlukların doğduğu üzerine kuruludur; ancak Jared Diamond bu soruya üstün ırk, zekâ ya da kültürel ayrıcalık gibi indirgemeci açıklamalar yerine, tamamen çevresel ve tarihsel koşullar ekseninde yaklaşıyor. Eserin olay örgüsü klasik roman yapısındaki gibi ilerlemese de, kronolojik tarihsel sıçramalarla şekillenen güçlü bir anlatı akışına sahip. Mezopotamya’dan Çin’e, Amerika yerlilerinden Afrika kabilelerine kadar genişleyen anlatı, tarım devriminin ortaya çıkışıyla birlikte insanların yerleşik yaşama geçmesini, hayvanların evcilleştirilmesini, salgın hastalıkların toplumlar üzerindeki etkisini ve teknolojik gelişmelerin dünya hâkimiyetine nasıl dönüştüğünü aşamalı biçimde ele alıyor. Özellikle Avrupalı toplumların Amerika kıtasını istilası sırasında “tüfek”, “mikrop” ve “çelik” üçlemesinin sembolik anlamı; tüfek askerî gücü, mikrop bağışıklık üstünlüğünü, çelik ise teknolojik üretim kapasitesini temsil ediyor. Diamond’ın anlatım dili akademik olmasına rağmen şaşırtıcı derecede akıcı. Bilimsel verileri kuru bir makale ciddiyetine hapsetmeden, antropoloji, biyoloji, tarih ve coğrafyayı iç içe geçirerek adeta çok katmanlı bir düşünce romanı kaleme almış. Yazarın üslubunda özellikle neden-sonuç ilişkileri büyük bir titizlikle işlenmiş; her bölüm bir önceki düşüncenin mantıksal devamı niteliğinde ve okuma ilerledikçe, tarih ve tarihin nasıl okunması gerektiğine