Allah Vedud’dur (Devamı)
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Ellezîne yenkudûne ahdallâh: “Onlar Allah’a verdikleri ahdi bozarlar.” Min ba’di mîsâkıhî: “Onunla (Allah ile) sözleştikten sonra.” Onlar Allah’a söz verdikten sonra Allah’a verdikleri sözü, ahdi bozarlar. İnsan, Allah’a nasıl söz vermiştir? Allah’ın ayetlerini dinleyen biri “ben iman ettim” dediğinde Allah ile ahitleşmiş, Allah’ın emrettiği gibi iman edeceğini, islamda olacağını, teslim olacağını, ihsan sahibi olacağını; yani dini bütünüyle kabul edeceğini söyleyerek Allah’a söz vermiştir. Eğer kişi bunların arasını keser, ayırırsa sözünü tutmamış olur. Ve yaktaûne mâ emerallâh: “Onlar Allah’ın emrettiğini keserler (birbirinden ayırırlar).” Bihî en yûsale: “Onunla vasıl olmaları gerekirken.” Onunla, Allah’a verdiği o sözle, emirle Allah’a vasıl olmaları gerekirken o sözü keser, arasını ayırırlar. Bu ayet birçok manaya birden gelir, hangi manalara geldiğini izah edeyim; Onlar Allah’ın “birbirine bağla” dediği şeyi keserler; yani Kur’an ile peygamberin arasını keserler. Nasıl? -“Bize Kur’an yeter” ya da “biz sünnete uyuyoruz, bize ne gelmişse ona uyarız” deyip keserler. Sanki bu dinin kitabı Kur’an değilmiş gibi Kur’an ile dinin arasını keserler. Aynı şekilde Allah’ın esmasıyla Allah’ın arasını keserler. Biri, Allah’ın esmasını öğrenmediyse, Allah’ı, Allah’ın esmasından Allah’ın kendisini tanıttığı gibi tanımayıp, kendine göre bir hayal kurduysa Allah ile isimlerinin, sıfatlarının, esmasının arasını kesmiş olur. Allah; “iman sevmektir” dediği halde başka biri çıkıp; “iman inanmaktır” derse bu sefer anlamı kendine göre başka türlü yorumlamış, mana ile vahyin arasını, Allah’ın muradıyla, hikmetiyle hakikatin arasını kesmiş olur. Ve yufsidûne fîl ard: “Onlar arzda fesat çıkarırlar.” Ulâike humul hâsirûn:(Bakara
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Mobbing Bank Kitabı Devleti Soygun Aracı Olarak Kullananlara Neden Kitap ile MUHTIRA verdi? Yurttaş muhtırası dünya da bir ilk olarak yine bir Türk gerçeği olarak tarihe geçti. 12 Eylül 1980 talan rejiminin 12 Eylül 2012 tarihinde sona ermesi sonucu 21 Aralık 2015 tarihinde en uzun gece de yeryüzünün karanlık zihniyetinin itibarını yerle bir eden bugün çok daha net bir şekilde uyanış ile anlaşılan kozmik destekli devrim süreci Anadolu'da yine bir Türk ile başladığı gün 1946 sonrası batı mandası siyaset ve sermaye anlayışının sonunu getirecek ilmi kadim sır bilgiyi yeryüzüne duyurdu. Mobbing Bank kitabı bir ömür harcanarak yazıldı. Bilgi ve belgeye dayalı karanlık sicili tuttum sadece niyet okudun ve yaşattığı kötülüğü hatırlattım bu sonun başlangıcı oldu. Devletin gücünü Türk ulusunun gücünü Türk ulusuna karşı kullanan barbar batı sömürüsü elbirliği ile freud öğretisi faşizm ile bilinçaltı tahrip edilmiş ulusumuzu tek başına yüksek frekans farkındalık titreşim ile uyandırdım. Söz, edebiyat, müzik ve yazmak dışında hiçbir maddi gücüm yoktu. Öz bilinç ahlakıma sınırsız bir güvenim vardı. İç cevher farkındalık üreten sırrımda aynı duyunç duygusunu destekliyordu. Bugün insanlar paranın peşinde ve kitle imha silahı medya ile düşünmeyi, hissetmeyi neredeyse kaybetme noktasına gelmişlerdi. Bütün olumsuzluklara rağmen düşünen ve etik ahlak anlayışı içinde bir bilinci farkındalık üretmek amacıyla direnen milyonlarca insanın olmuş olması en büyük umuttu. Mustafa Kemal Atatürk'ün öğrettiği en değerli genetik kadim miras kormuyu yenen sevgi ahlakı ve ilkeli olmaktan vazgeçmem gerektiğini çok iyi biliyor olmam ve uygulamış olmamdı. Nutuk yüz yıl önce Osmanlı imparatorluğunun sonunu getiren padişahların Anadolu dışında Anadolu'nun iki katı büyüklüğünde toprağı yayılmacı
Hayata Dair
Reklam
‍ Ayakkabı Bağcıkları ile Komünist Olmakla Suçlanan Yeryüzünde Tek İnsanım ‍ Komünizm ile mücadele edenlerin iki yüzlü hallerini tarihi süreçler içinde suçüstü nasıl yakaladım? Barış adı altında bu geçmişi saklayan siyasetin Türk ulusu karşısında tutunması artık mümkün değildir. Komünizm ile sözde mücadele eden madem bıyıklı kaymakamlar gördüm. Yıl 1990-1991. Üniversiteyi bitirdikten sonra İstanbul seferi başlamadan bir yıl önce köyümde annem ve kardeşim ile kaldım. Göç hazırlıkları yaparken o yıllarda köylerde ki öğretmen açığını üniversitesi mezunu gençler ile karşılamaya yönelik bir tutumu vardı devletin. Yalnız devletin Türk ulusu yararına kaymakamları olması gerekir iken komünizm ile mücadele eden küresel çetenin Anadolu topraklarında Türk ulusuna sözde Rus tehdidi adı altında zulmüne maruz kalıyorduk. On yaşında bir çocuk iken 12 Eylül 1980 tarihinde kendi askerimizin asker sevgime karşılık yaklaşma vururum travması sonrası bu ikinci travma devrim yolculuğunu ete kemiğe bürüdü. Vekil öğretmenlik yapmak adına kışın Türk çocukları öğretmensiz kalmasın diye başvuru yaptım. Görüşme badem bıyıklı Kaymakam, İlçe Milli eğitim öğretim müdürü ve Halk eğitim müdürü ile birlikte yapılıyordu. Sıra bana geldi. İçeri girer girmez hoş geldiniz bile demeden sen komünistmisin diye badem bıyıklı kaymakam sordu. Komünizm ne demektir bilmiyorum nereden anladınız diye dikleşerek bir soru da ben sordum. Ayakkabı bağcıklarınız sizin komünist olduğunuzu gösteriyor dedi. Sonra seni yolu suyu olmayan bir dağ köyüne gönderiyorum dedi. Gitmiyorum dedim. Siz komünistler böylesiniz işte dedi.
Alıntı
Ve artık yasını tutamayacak -neydi devamı?- kırlaşan saçların… Dünyayı usulca saran bulaşıcı kirden…* *Shelley’in Adonais şiirinden.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Virginia Woolf
Kendini İbrahim'in dininin devamı ve yenilenmiş hali olarak gören İslam'ın varlık sebebi aşağı yukarı (birbirleriyle de bağlantılı) iki şeydir: Tevhid ve aklın restorasyonu. Yoksa bugün İslam'ın esasları diye bilinen şeylerin (namaz, oruc, hacc, zekat hatta Allah'a inanmanın) hiç birisi orjinal ve yeni değildi(r). İslam'da yeni olan neydi veya İbrahim'in, Musa'nın, İsa' nın dinini tadil ile yenileyen bir din olarak İslam'ın in mevcuda katkısı ne idi? Bugün itibariyle şahsen görebildiğim iki şeydir, tevhid ve aklın restorasyonu.
Sayfa 9
Din
Dört
Doğusu Bingöl, kuzeyi Erzincan, batısı Malatya, güneyi Elazığ'la çevrili Dersim için için kaynıyordu. Türkü, "Dersim dört dağ içinde, gülü bardak içinde" diye başlar. Bu "dört dağ içinde" neler yaşanıyordu ve neler yaşanacaktı? Dersim'in “gülü bardak içinde" miydi? Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey, 2 Şubat 1926 günü İçişleri Bakanlığına verdiği raporda olacakları sezmiş gibiydi. Hamdi Bey raporunda, "Seyit Rıza'nın bütün aşiretleri ittifakına alması, harekete geçmeleri ihtimali hakkındaki keyfiyet kanıtlanıp doğrulanmıştır. Yaptığım temasların bende uyandırdığı izlenime göre Dersim gittikçe Kürtleşiyor, ülküleşiyor ve dolayısıyla tehlike de büyüyor” diyordu. Hamdi Bey'e göre okul açmak, yol yapmak, fabrikalar kurmak, uygarlaşma yoluyla sorunun çözüleceğine inanmak hayaldi; Dersim Cumhuriyet için bir çıbandı ve bu çıban üzerinde "memleketin selameti için" ameliyat yapmak gerekiyordu. "Cehaletin, geçim darlığının, iç ve dış aldatmaların, Kürtlük eğilimlerinin, son irtica hareketinin te'dibinden doğan intikam hislerinin, dini ve içtimai devrimler vesilesiyle kara kuvvetlerin uyandırdığı kötü telkinlerin etkisi altında bulanan avam halk; reis, şeyh, bey ve ağanın esir ve oyuncağıdır. Şekavet bunların kışkırtması ile olmaktadır." Hamdi Bey, uzak ya da yakın gelecekte Dersim'de ayaklanma başlayacağını bildiriyordu. Vali Cemal Bey: Hocalar Kışkırtıyor! Vali Cemal Bardakçı (55), Hamdi Bey kadar sert değildi. Cemal Bey, Dersim Alevileri ile dostluk ilişkileri kurmayı da başarmıştı. "Alevi ve halis Türk olan Türkmenler, Yavuz zamanından beri müthiş baskılara maruz kalmış ve on binlercesi merhametsizce öldürülmüşlerdi. Dersim kargaşası, büyük küçük memur ve mutaassıp hocaların tahrik ve teşviki ile cahil Sünni ahali tarafından haklarında reva görülen muamelelerden doğmaktadır.
Reklam
Reklam