ABAASI
Abaası, Abahı veya Abazı isimleriyle anılabilir. Tek ayaklı, bazen ayaksız, tek gözlü ve kel olarak bilinirler. Ateşten yaratılmışlardır. Böcek ve leş gibi kötü kokulu şeylere bayılırlar. Bazen insan eti de yerler. Zararlı ve iğrenç görünümlü ne varsa onların bu durumda olmasına Abaasılar sebep olmuştur. Hayvanları ve böcekleri yer altında kötü şekillere sokan onlardır. Ulu Tengri'nin böyle hatalar yapması mümkün olmayacağından, bir köstebeğin çirkin ve kör gözleri, kurbağanın siğilli vücudu ve yılanın soğuk derisi hep onların işi olarak bilinir. Yeryüzüne çıktıkları zaman onları görmek mümkün olmadığından, en iyisi Abaası ruhlarından korunmaktır. Bunun için adlarına her yıl düzenli olarak kurban kesilir. Türk toplumlarında bu kötü ruhlardan korunmak için başka yöntemler de uygulanmaktadır. Mesela küçük çocuklara zarar vermesinler diye beşiklerine kurumuş ayı pençesi asılması bu yöntemlerin başında gelir. Bostanlara dikilen korkulukların da yine bu varlıklarla yakından ilişkisi bulunduğu düşünülmektedir. Hatta bostan korkuluklarına verilen Yakutça isim de yine bu kötü varlığın ismini çağrıştırmaktadır. Abakı denilen bu korkuluklar, kötü ruhlardan korunmak için evlere ve bahçelere dikilen heykellerin, ongun ve totemlerin devamı niteliğinde bir tür tapınak/sunaktır. Bostan korkuluklarına verilen bu kötücül atıf, özellikle Tatar Türklerinde ve Yakutlarda karşımıza çıkmakta. Yer altında şekillendirdikleri çirkinlikleri yılın belli dönemlerinde tek sıra halinde yeryüzüne çıkarak insanların dünyasına yayarlar.
Sayfa 16 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Bogomil Raynov 1990 yılında çıkan "Gizli Öğreti" isimli kitabında ortaya değişik bir versyon atmıştır: Dünyamızdaki eski peygamberler, (öğretmenler)' den sonra (Hz. İsa, Hz. Mu-hammed, Lao Zi) yirminci yüz yılda Elena Blavatska ve onun devamı niteliğinde Nikolas ve Helena Roerichrin öğretileri gönderilmiştir.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şeyh Said ve taraftarları, dinî ve kültürel temelli bir hareketle hem Kürt özerklik taleplerini hem de İslami değerlerin korunmasını hedefledi. İsyanın temel amacı, cumhuriyetin sekülerleşen yapısına karşı çıkmak ve Kürtlerin özerklik taleplerini dile getirmekti. Devletin resmî bakışını da özetleyen ve hilafetin lağvedilmesine tepki olarak başlatıldığı birçok tarihçi tarafından dile getirilen isyanı, İsmail Beşikçi de dinî bir ayaklanma olarak tanımlar. Ancak ayaklanmanın ardında Kürt Teali Cemiyetinin devamı niteliğinde olan seküler Kürt milliyetçisi Azadî Örgütü de vardı. İsyan sonrası kabul edilen Takrir-i Sükûn Kanunu ve İstiklal Mahkemeleri, Kürt meselesini “vatandaşlık sorunu” olmaktan çıkarıp “tehdit unsuru” olarak kodlayan güvenlik odaklı devlet yaklaşımını kurumsallaştırdı.
Alıntı
Mustafa Kemal’in Doğu mebusları ve Kürt aşiret reislerine gönderdiği telgraflarda ve Sovyetler Birliği Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin’e yazdığı mektuplarda “Kürdistan” terimi kullanıldı. Ayrıca, Birinci Mecliste Doğu’dan gelen milletvekillerine “Kürdistan milletvekili” denildi. Ancak, 1923’ten itibaren resmî belgelerde Kürdistan terimi yerini “Vilayat-ı Şarkiya” veya “Şarkî Anadolu” gibi terimler kullanılmaya başlandı. Bu terimler, Osmanlı’daki “Şark vilayeti/eyaleti” kavramının devamı niteliğinde, doğu illerini tanımlama amacı taşıyordu.
Alıntı
Her zaman seçemezsin hayatına pozitif değerleri
Kısacası insan, fiziki yaşam sürecindeki kendi cennet veya cehennemini kendi yaratır. Dahası ölüm sonrası birleşeceği enerji topluluğu, kendi gibi olanlardan olacağı için, oradaki cennet veya cehennem, buranın devamı niteliğinde olur.
Hiçlik ya da Herşey, genç kuşak kadın yazarlardan Tuğba Saydam'ın iki ciltten oluşan kitaplarının ilki. İkinci cilt ise Derinlik ismiyle ilkinin devamı niteliğinde. Eserler, kısa roman-uzun öykü (bir novella da diyebiliriz) türünde eserler. Her iki eser de yalın ve akıcı bir dille yazılmış ve bir içimlik su gibi okunabilecek kitaplar diyebilirim ki ben öyle okudum. İlk kitap kayıp bir kedinin hikayesi gibi dursa da -adından da anlaşılacağı gibi- varoluşsal bir sorgulamayı, genç bir kadının kimlik arayışını, derinlemesine hissediyoruz. İkinci eserde ise derinleştikçe yalnızlaşan bu kadının çocukluktan başlayan varoluş ve kendini buluş öyküsündeyiz. İlk kitapta kafamızda soru olarak kalan bir çok şeyin cevabını burada bulmaktayız, Yazar, kadın kahramana özellikle isim vermemiş, hayatta karşısına çıkan erkek karakterleri ise Adem bir, Adem iki, Adem üç olarak isimlendirmiş. Okurken bir çok zekice ironiyle de karşılaştığımız eser, güzelce kurgulanmış bölümlerden oluşuyor. Bilinç akışı tekniği ve içsel monologlar gayet başarılı ki okuru bazen durup düşünmeye zorluyor. "Kişinin kendini anlamlandırması ve bulmasındaki yolculuk hayat serüveninin aslında tamamıdır." diyen yazarımızın hayattaki temel doktrini, gerçek özgürlüğü, acı dolu bir yalnızlıkla dahi sonuçlansa, kişinin kendi ben'inde bulacağı görüşüdür. Bu eserleri okuyunca genç kuşak olmasına rağmen gelecek vaadeden yetkin bir kalemle karşı karşıya kalacağınızdan eminim. Kesinlikle tavsiyemdir...