“Anlamadıkları tek bir şey vardı. Onu da kızılderili sordu: “Neydi o kitap?” Gülümsemişti Filipinli. Sonra da konuştu: “Bilmiyorum ama öyle bir kitap olmalı ki,…” Yutkunup devamını getirmişti. “Öyle bir kitap ki, sayesinde, milyonlarca insan hayatının anlamına kavuştu!”
Sayfa 253·Kitabı okudu
"Gerçek özgürlük bu mu?" diye düşündü. "Daniel bir şey yaptı; şimdi, artık geri dönemez: Ardında, nedenini daha şimdiden anlamaz olduğu, bilinmedik ama altüst edecek bir davranışın bulunmasını kim bilir ne kadar yadırgıyor. Ben, yaptıklarımın hepsini, hiç uğruna yapıyorum; sanki birileri hareketlerimin devamını, sonucunu benden çalıyor; yaşamımda her şey, sanki ben onları yeniden, bir daha yapabilirmişim gibi gelip geçiyor. Çaresiz, geri dönülmez bir şey yapabilmek için neleri feda etmem gerek, bilmiyorum."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İbn Şübrüme şöyle demiştir: "Ebû Hanîfe ile Ca'fer b. Muhammed b. Ali'nin yanına girdik. Ben onu tanıdığım için selam verdikten sonra, "Allah ömrüne bereket ihsan etsin, Ebû Hanîfe Iraklı fıkıh ve akıl konusunda mahir bir insandır" dedim. "Ca'fer, belki de o dini konularda kıyas yapıyordur. Yoksa onun adı Nu'mân mı?" diye karşılık verdi. Muhammed b. Yahyâ er-Rebî'nin nakline göre Ca'fer, Ebû Hanîfe'nin ismini olayın yaşandığı gün öğrenmiştir. Ebû Hanîfe: "Allah seni ıslah etsin" dedi. Ca'fer: "Allah'tan kork, dinî konularda kıyas yapma çünkü ilk kıyas yapan İblis'tir. Allah ona Adem'e secde etmesini emrettiğinde 'ben ondan daha hayırlıyım, beni ateşten onu topraktan yarattın' diyerek itiraz etmiştir. Söyle bakalım başını gövdene kıyas edebilir misin?" diye sorunca Ebû Hanîfe: "Hayır" diyerek yanıtladı. (İbn Zirkaveyh'in rivayetinde Ebû Hanîfe 'Evet' demiştir.) Ca'fer: "Söyle bakalım iki gözdeki tuz, kulaklardaki acılık, burundaki su, dudaklardaki tatlılık niçin yaratılmıştır?" diye sordu. Ebû Hanîfe: "Bilmiyorum." dedi. Ca'fer: "Allah iki gözü yarattı sonra iki gözün yağ tabakasını yarattı, insanoğluna minnette bulunmak için iki göze tuz verdi. Eğer böyle olmasaydı göz erir giderdi. Allah kulağa acılık vermiştir ki kurtçuklar saldırıp, dimağını yemesin. Allah burnun içinde su yaratmıştır ki nefes alıp verebilsin, güzel ve kötü kokuları alabilsin. Dudaklarda iki tatlılık yaratılmıştır ki insanoğlu yediği ve içtiğinin tadını alabilsin." Ca'fer: "Başı şirk sonu iman olan söz nedir?" diye sorunca Ebû Hanîfe: "Bilmiyorum" dedi. Ca'fer: "La ilahe illallahtır, eğer la ilahe deyip devamını söylemezsen şirk olur. Devamını söylersen iman olur. Söyle bakalım insanı öldürmek mi yoksa zina etmek mi Allah katında daha büyük bir günahtır?" diye sordu. Ebû Hanîfe: "İnsan
Sayfa 398·Kitabı okudu
Ben, yaptıklarımın hepsini, hiç uğruna yapıyorum; sanki birileri hareketlerimin devamını, sonucunu benden çalıyor; yaşamımda her şey, sanki ben onları yeniden, bir daha yapabilirmişim gibi gelip geçiyor. Çaresiz, geri dönülmez bir şey yapabilmek için neleri feda etmem gerek, bilmiyorum.
Sayfa 435·Kitabı okudu
Ben, yaptıklarımın hepsini, hiç uğruna yapıyorum; sanki birileri hareketlerimin devamını, sonucunu benden çalıyor; yaşamımda her şey, sanki ben onları, bir daha yapabilirmişim gibi gidip geçiyor. Çaresiz, geri dönülmez bir şey yapabilmek için neleri feda etmem gerek, bilmiyorum.
Sayfa 435·Kitabı okudu
Tutunamayanlar
"Neydi o kitap?" Gülümsemişti Filipinli.Sonra da konuşmuştu: "Bilmiyorum ama öyle bir kitap olmalı ki,... Yutkunup devamını getirmişti. "Öyle bir kitap ki, sayesinde, milyonlarca insan hayatının anlamına kavuştu!"
Sayfa 253 - Doğan Kitap
Alıntı