Abdullah b. Dâvûd el-Vâsıtî bildiriyor: Ben Arafat'ta vakfe yaparken, bir kadının: "Allah kime hidâyet verdiyse, onu yoldan çıkaracak kimse yoktur, kim yoldan çıkarsa Allah'tan başka onu hidâyete erdirecek kimse yoktur" diyordu. Ona: "Sen kimsin?" deyince: "Yolunu kaybetmiş bir kadın" dedi. Devemin üzerinden indim ve ona: "Ey kadın, hikâyen nedir?" dedim, "Bilmediğin şeylerin ardına düşme, şüphe duyma; şüphesiz kulak, göz ve kalp bunların hepsi ondan sorumludur"âyetini okudu. Kendi kendime: "Yabancıdır, söylediklerimizi anlamıyor" dedim. Ona dönüp: "Nereden geldin?" dediğimde: "Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir..." âyetini okudu. Onu deveme bindirdim ve Kudüslülerin yanına götürmek için yularından çektim. Konakladıkları yerin ortasına geldim ve kadına: "Kime sesleneyim?" dedim. Kadın "Ey Dâvûd! Biz seni yeryüzüne halife yaptık" "Ey Zekeriyâ! Sana bir oğlanı müjdeliyoruz"*ve "Ey Yahyâ! Kitaba kuvvetle sarıl" âyetlerini okudu. Ben de: "Ey Dâvûd! Ey Yahyâ! Ey Zekeriya!" diye seslenince, çadırlardan üç delikanlı çıkageldi. Dediler ki: "Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki annemiz, üç günden beri kayıptır." Onu deveden indirdiler, "Birinizi şu paranızla şehre gönderin" âyetini okudu. Gidip hurma, fıstık ve ceviz aldılar. Benden kabul etmemi istediler. Onlara: "Neden konuşmuyor?" dediğimde, şöyle dediler: "Bu annemiz, otuz seneden beri,günah işleme korkusuyla âyet haricinde konuşmaz.
Ne güzeldi eski zamanlar, Paha biçilmez bir anlamı vardı her şeyin. Sevmeler, gitmeler, kalmalar güzeldi. Bir anlamı vardı her şeyin. Bir de geçerli bir sebebi. Nerde o eski oyunlar? Oyun kartları, tasolar. Saklambaç, körebe. Yakar top, elim sende, Deveme kibrit oyunu, Beştaş, yedi kule, Nerde o eski günler? Dosta dost, düşmana düşman derdik.
Sayfa 53
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Abdullah b. Mes'ûd, Kur'ân ile olan bağını bir gün şöyle ifade etti: "Vallahi! Ben Kur'ân' dan 70 sûreyi bizzat Efendimiz'in (sas) lisanından direk ondan dinleyerek ezberledim. Allah'ın kitabı içerisinde hiçbir ayet yoktur ki onun nerede, ne zaman, kimin hakkında ve ne için indiğini bilmeyeyim. Ama bilsem ki şu an yeryüzünde Allah'ın kitabını benden daha iyi bilen birisi var; hemen deveme biner, onur yanına gider ve Allah'ın kitabını ondan öğrenmekten hiç de çekinmem."
Sayfa 168·Kitabı okudu
Din
Abdullah ibn Mes'ud (r.a)' ın fazileti
Abdullah ibn Mes'ud (ra)'tan rivayet edilmiştir: "Kendisinden başka ilah olmayan Allah adına yemin ederim ki, ben, Allah'ın kitabından her bir surenin nerede indiğini ve her bir ayetin kimin hakkında nazil olduğunu kesin olarak bilmekteyim. Allah'ın kitabını benden daha iyi bilen bir kimsenin var olduğunu ve devemin de beni kendine ulaştıracağını bileydim, muhakkak ben deveme binip onun yanına gider (bilmediklerimi ondan öğrenir)dim."
Sayfa 938 - (Buhari,Fezâilu'l-Kur'an 8)·Kitabı okudu
İbrahim b. İshak el-Ensari dedi ki: Bazı cellatların şöyle dediğini duydum: Ahmed b. Hanbel akıllıca cesaret gösterdi. Vallahi, ona öyle bir kırbaç vurdum ki, eğer onu oturan deveme vursaydım onun içini delerdi. Muhammed b. İsmail b. Ebi Sümeyye dedi ki: Şabas et- Talib'i şöyle derken duydum: Ahmed b. Hanbel'e seksen kırbaç vurdum, eğer bunu file vursaydım onu öldürürdüm.
Teslimiyet candan cana, o ne mutlu edici bir duygu hali, hadi bana, bize sahip çık diyorum. Ama bunu yaptıran ne biliyor musunuz? Tükenmişliğiniz, fakirliğiniz . Eğer benim cebimde biraz bir şeyler olsa, siz bu kadar yürekten teslim olur, istekte bulunur musunuz? Biraz uzak diyorum. Yani benim cebimde ekstra bir sermaye olsa, o benlikle ben yollara düşeceğim. Ara tara- ara tara şurası daha iyiydi, burası daha iyiydi. Keşke şu kadar fazlam olsa, onu kaçırmasaydım sonsuza kadar gidecek arzular, emeller. " Emel, elem kırıntısıdır " diye bir söz vardı. Lise çağlarımda, defterimde. O düşüncenin yerleşmesiyle birlikte onun elde edilişine kadar geçen süre isteğiniz olduktan sonra da daha da çıtayı yükseltme, ne kadar kıskaç içine girilmiş bir durum değil mi? Bir de bakacaksınız ki, bu kadar savaşın sonunda, geriye kalan tek şey, yaşanmamışlık. Hz. Musa'ya yaradan, "Nedir o elindeki? Diye sorduğunda, " Asa ," dedi. Allah bilmez mi onun ne olduğunu, karşılıklı sohbet muhabbet, dostluk başlasın diye sordu. "Ne yaparsın onunla ?" O da: "Deveme ot, kendime hurma gibi şeylerde yardımcı oluyor ," dedi. "At onu" dedi. Bu ne demektir biliyor musunuz? Araç gereç kaygısını bırak, maddeyi at ki, manayı bulasın. O, sana lazım olanı, gerektiği anda- araç gereç, ihtiyacın olan ne varsa, hepsini- karşına çıkarır, istediğin anda. Şimdi bizdeki durum; kuruş yok, yani madde ama sendeki mana, sana teslimiyet ve istekleri sıralatıyor samimice. "Ve sen bilirsin Rabbim" dedirtiyor. Madem ben bilirim, o zaman "Tamam" diyor.
Sayfa 91 - Okumuşlar Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı