Teslimiyet candan cana, o ne mutlu edici bir duygu hali, hadi bana, bize sahip çık diyorum. Ama bunu yaptıran ne biliyor musunuz? Tükenmişliğiniz, fakirliğiniz .
Eğer benim cebimde biraz bir şeyler olsa, siz bu kadar yürekten teslim olur, istekte bulunur musunuz? Biraz uzak diyorum. Yani benim cebimde ekstra bir sermaye olsa, o benlikle ben yollara düşeceğim. Ara tara- ara tara şurası daha iyiydi, burası daha iyiydi. Keşke şu kadar fazlam olsa, onu kaçırmasaydım sonsuza kadar gidecek arzular, emeller. " Emel, elem kırıntısıdır " diye bir söz vardı. Lise çağlarımda, defterimde. O düşüncenin yerleşmesiyle birlikte onun elde edilişine kadar geçen süre isteğiniz olduktan sonra da daha da çıtayı yükseltme, ne kadar kıskaç içine girilmiş bir durum değil mi? Bir de bakacaksınız ki, bu kadar savaşın sonunda, geriye kalan tek şey, yaşanmamışlık. Hz. Musa'ya yaradan, "Nedir o elindeki? Diye sorduğunda, " Asa ," dedi. Allah bilmez mi onun ne olduğunu, karşılıklı sohbet muhabbet, dostluk başlasın diye sordu. "Ne yaparsın onunla ?" O da: "Deveme ot, kendime hurma gibi şeylerde yardımcı oluyor ," dedi. "At onu" dedi. Bu ne demektir biliyor musunuz?
Araç gereç kaygısını bırak, maddeyi at ki, manayı bulasın. O, sana lazım olanı, gerektiği anda- araç gereç, ihtiyacın olan ne varsa, hepsini- karşına çıkarır, istediğin anda. Şimdi bizdeki durum; kuruş yok, yani madde ama sendeki mana, sana teslimiyet ve istekleri sıralatıyor samimice. "Ve sen bilirsin Rabbim" dedirtiyor. Madem ben bilirim, o zaman "Tamam" diyor.