Zamanı düşünce silsilesinde durdurmak mı ???
Puan vermedi·50 syf.·
2026 21. kitabı
Merhaba , edebiyat dünyasına çok taze ve etkileyici bir adım atan yazarımızın ilk kitabını incelemeye çalışacağım. Karakterlerin eylemlerinden ziyade düşüncelerin, içsel sorgulamaların ve zamana meydan okuyan felsefi aforizmaların yönettiği bu eser, adeta roman kılığına bürünmüş bir deneme niteliğinde. Kitapta dikkat çeken ilk katman , bireyin kendi kibri ve sınırları üzerinde kurduğu o katı ajanda. İnsan dışarıdaki risklere karşı kendini güvende hissetmek için etrafına 'kontrollü parantezler' açıyor , ancak bu parantezler zamanla kendi hapishanesine dönüşüyor. Bu duygu baskın olarak yansıtılmış. Eserin en güçlü olduğu tematik alanlardan biri de şüphesiz 'zaman' kavramı . Zaman çoğu yerde bir zihinsel direniş biçimine dönüşüyor. Yazar işte tam bu direnişin ortasında ; acılarla , çelişkilerle, anlaşılmayı isteyen bir karakter yaratmış . İlk kitaptan beklenemeyecek kadar olgun ve keskin, bir dil var. Eğer bu kitabı soluk soluğa bir macera veya klasik bir olay hikayesi okumak için elinize alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ancak her sayfada durup düşünmek, altını çizdiğiniz cümlelerin üzerine şerhler düşmek istiyorsanız mutlaka okunmaya değer, başarılı bir eser. Kendi içsel labirentlerinizde kaybolmaya hazırsanız , kesinlikle listenize eklemelisiniz . Keyifli okumalar.
İnceleme
BuluşmaOğuzhan İsmail Varol · 40 Kitap · 20253 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 4. kitabı
Paulo Coelho, çoğu insanın hayatına olduğu gibi benim hayatıma da Simyacı romanıyla giren; okçuluğa duyduğumuz ortak ilgi sayesinde kendisiyle aramda özel bir bağ kurabildiğim Brezilyalı ünlü yazar. Müthiş bir birikime ve etkileyici bir dünya görüşüne sahip. Birkaç yıl öncesine kadar, yazarların kendi dünya görüşlerini okurlarına dikte ettiğini düşündüğüm için kişisel gelişim türündeki kitapları okumayı reddediyordum. Ancak zamanla, romanlarıyla bizi etkileyen yazarların entelektüel birikimlerini en yalın hâliyle değerlendirebilmenin yollarından birinin, yine onların kaleme aldığı deneme ve düşünce türündeki kitaplar olduğunu fark ettim. O günden beri bu tarz kitaplar çantamdan eksik olmuyor. Coelho yalnızca çok okuyan ve yazan biri değil; dünyanın farklı yerlerine yaptığı seyahatlerde tanıştığı insanları ve yaşadığı olayları da eserlerinin hammaddesi olarak kullanıyor. Bu durum sadece bu kitapta değil, romanlarında da açıkça hissediliyor. Nitekim, yabancı bir ülkede müze ya da kilise gezerek vakit geçirmek yerine semt pazarlarını ziyaret etmeyi tavsiye ediyor okurlarına. Ben de bu öneriyi bir kenara not ettim. Kitapta, “Ağızdan giren şey insanı kirletmez. İnsanı kirleten, ağızdan çıkandır.” gibi çarpıcı alıntılar ve hikâyelerle görüşlerini zenginleştiriyor. Tüm inançlara ve insanlığa duyduğu saygı ile hoşgörü, satır aralarında dahi hissediliyor. Kitap ilk kez 2009 yılında yayımlanmış olsa da içindeki yazıların büyük bölümünün 2001–2004 yılları arasında kaleme alındığı ve yazarın internet sitesinde yayımlandığı anlaşılıyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri, kitabın sonlarında yer alan ve George W. Bush’a kinayeli bir üslupla teşekkür ettiği uzun yazı. Şöyle diyor: “Bizi duymazdan geldiğiniz, kararınıza karşı bir duruş sergileyen herkesi marjinal ilan ettiğiniz
Akan Nehir GibiPaulo Coelho · Can Yayınları · 20251,682 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çok daha güçlü işlenebilirdi ama...
5/10
·260 syf.··
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 05:04
KİTABIN ÖZÜ Yazar şehirler üzerinden kültürü, toplumsal belleği ve insan hikâyelerini anlattığı; gezi yazısı, deneme ve kültürel gözlem arasında duran ilginç bir eser. Yazar, farklı kentleri sadece mekân olarak değil o şehirlerin taşıdığı hafıza ve kimlik üzerinden okumaya çalışıyor. GÜÇLÜ YÖNLERİ İlginç tema Şehirleri sadece coğrafi alanlar değil de yaşayan kültürel varlıklar olarak ele alması oldukça dikkat çekiciydi. Kültürel perspektif Kentlerin tarih, insan ve toplumsal hafıza ile ilişkisini göstermesi açısında değerli buldum. Farklı şehirler üzerinden düşünme fırsatı Mekân ve kimlik ilişkisine dair farkındalık yaratıyor. ZAYIF YÖNLERİ Dağınık yapı Bölümler arasında güçlü bir bütünlük hissi yok. Derinlik eksikliği ve sınırlı düşünsel yoğunluk Kent sosyolojisi ya da şehir kültürü konusunda güçlü analiz bekleyenler için (benim gibi) aşırı yüzeysel kalıyor. Anlatım temposu dalgalı Bazı bölümler etkileyiciydi ancak çoğu bölüm sıradan gezi yazısı hissinden kurtulamıyordu. KİMLERE HİTAP EDİYOR?
Kitap Simyacıları
Kentlerin KalbiYaşar Seyman · Bilgi Yayınevi · 20232 okunma
8/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 04:32
Deneme, benim için okuması zor bir tür. Fakat bu kitabı sevdim. Birkaç husus var yazarla fikren hiç uyuşmadığım ama genel olarak kitapta çoğu yerde kendimi gördüm. İnsanın ufkuna çok şey katabilecek bir kitap bence. Son bir şey daha var: Erkeklere çok yükleniyor yazar. Söylediklerinin %90'ında da haklı aslında. Ama napayım ben de bir erkeğim? İster istemez canım sıkılıyor.
Sanma ki YalnızsınElif Şafak · Doğan Kitap · 20182,201 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:37
Şairin kendi varoluşunu nasıl kurduğunu ve edebiyatla kurulan yaşam bağını anlamaya çalışan, öğretici olduğu kadar öznel ve edebi bir deneme çalışmasıdır.
Şiir ve YaşamAli Cengizkan · Yapı Kredi Yayınları · 19967 okunma
9/10
·218 syf.·
2026 154. kitabı
Aşkın Simyası Mustafa Armağan Mustafa Armağan’ın Haziran 2026’da yayımlanan 50. ve son eseri "Aşkın Simyası", yazarın külliyatında apayrı bir yerde duruyor. 218 sayfalık bu çalışma, ne tam bir şehir ne de tam bir tarih kitabı, her ikisinden de beslenen özgün bir deneme kitabı... Ekseriyeti 3-5 sayfalık kısa ve akıcı denemelerden oluşan kitabı iki ana eksene ayırmak mümkün: İlki, ilahi aşk tasavvuru ve manevi rehberlerin izini süren kısım. İkincisi ise şehirler, mekânlar ve insan ilişkileri üzerinden inşa edilen o derin medeniyet ve yaşam tasavvuruydu. Kitabın dili o kadar duru ve sürükleyici ki, elimden bırakamadan 24 saat bile geçmeden bir solukta bitirdim. Metinler arası geçişler ve üsluptaki aşinalık, okuru yormadan, dingin ve keyifli bir tefekkür yolculuğuna çıkarıyor. Eserde özellikle Mevlânâ ile Muhammed İkbal arasındaki asırlık manevi bağın ve köprünün işlenişini çok başarılı buldum. Bununla birlikte yer yer Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ne ve Risale-i Nur’a yapılan ufuk açıcı atıflar ile alıntılar metne harika bir ruh katmıştı. Genel hatlarıyla çok keyif alarak okuduğum ve beğendiğim bir kitap oldu. Belki bazı temalar ve felsefi arka plan bir parça daha derinleştirilebilirdi lakin bu haliyle de kalbe ve zihne dokunan bir eser olmuş...
Edebiyat
Aşkın SimyasıMustafa Armağan · İnsan Yayınları · 20261 okunma