İsa’yı dışarı çıkardılar ve Golgota diye bilinen tepeye götürdüler. Gücü kuvveti yerindeydi ama çarmıhın ağırlığıyla kısa süre sonra bacakları zayıf düştü, Romalı yüzbaşı, onları seyreden adamlardan birine suçluyu bu yükten kurtarmasını emretti. Kalabalık ıslıklar çalmaya, küfürler yağdırmaya devam ediyordu, ama ara sıra dudaklarından merhamet sözleri dökülenler oluyordu.
Havarilere gelince, sersem gibi yürüyorlardı. Bir kadın Petrus’u durdurdu ve dedi ki, Sen de Celileli İsa ile birlikteydin, ama o inkâr etti, Ne diyorsun be kadın, neden bahsettiğini anlamıyorum, sonra da kalabalığın içine saklanmaya çalıştı, az sonra aynı kadınla tekrar karşılaştı, ve kadın bir kez daha sordu, Sen İsa’yla birlikte değil miydin, ve Petrus bir kez daha inkâr etti, bu kez bir de yeminle, Yemin ederim tanımıyorum o adamı.
Ve üç sayısı Tanrı’nın pek beğendiği bir sayı olduğundan, Petrus’a üçüncü kez aynı soru soruldu, ve o da üçüncü kez inkâr etti, dedi ki, Tanımıyorum o adamı.
Kadınlar İsa ile birlikte Golgota’ya gitti, iki yanında birkaç kadın vardı ama aralarında ona en yakın olan Mecdelli Meryem’in ona ulaşmasına izin verilmedi, askerler ikisi şimdiden acıdan inleyen adamlar tarafından doldurulan üç çarmıhtan uzak tutmaya çalıştıkları herkese yaptıkları gibi, onu da bir kenara ittiler, üçüncü çarmıh o an gök kubbeyi yerinde tutan uzun, dimdik bir sütun gibi yükseliyor, kurbanını bekliyordu.
İsa’ya yere yatmasını emreden askerler, adamın kollarını kalasa gerdi. İlk çivi çakılır çivi bilekteki iki kemiğin arasından eti delerek ilerlerken, ani bir ürperti onu geçmişe götürüyor, babasının acısını çekiyor, kendisini babası Seforis’te kendini nasıl gördüyse öyle görüyor. Sonra diğer bileğine de bir çivi çaktılar, askerler kalası direğe yerleştirmek için havaya kaldırırken ilk kez etinin