Puan vermedi·336 syf.··
2026 116. kitabı
“İnsan hayatı sürekli bir devinim içindeydi sanki. Geçmişleri, çocuklukları, kökleri, hepsi onları bugünkü hâllerine yoğuran görünmez eller gibiydi... Ve bütün bu katmanlar, içinde insanın saklandığı bir kılıfa dönüşmüştü... Zaman bazen en karmaşık düğümleri bile sessizce çözer.” Masal… küçük yaşlarda babasını kaybeden ve bu kaybın boşluğunu annesiyle gidereceğini zannederken yanıldığını anlayan, yıllar sonra yaptığı evliliğin de gölgesinde kalan bir kadının hikayesi ile insan ilişkileri, geçmiş, anılar ve duygular etrafında şekillenen kitap yaşamın gerçekliğini oluşturuyor. İnsan bir ailenin içindedir ama aslında bütünün bir parçasını oluşturmadığını yavaş yavaş anlamaya başlar yaşamda. Masal, hem annesinin hem de eşinin hikayesinde büyük bir yer kaplamadığını görüyordu. Sonra bir dergideki bir röportaja rastlıyor ve tüm geçmiş bir anda gözlerinin önüne geliyor. Belki de o an geçmişin tamamlanamayan her parçası içinde daha bir boşluk yarattı kim bilir. Okurken hep şunu düşündüm, terk edilme duygusuyla alınan kararlar çoğu zaman insanın gerçek isteğinden değil, içindeki eksikliği susturma çabasından doğar sanırım. Bir insan sırf yalnız kalmamak için yanlış ilişkilerde kalabilir, sevgi görebilmek uğruna kendinden ödün verebilir ya da bir daha incinmemek için herkese duvarlar örebilir. O duygu zamanla insanın bakışını değiştirir, güvenmeyi zorlaştırır, sevgiyi bir kaybetme korkusuna dönüştürür diye düşünüyorum. Böyle kararlar bazen yıllar sonra bile kişinin hayatında derin izler bırakır çünkü insan en çok, yarasını kapatmaya çalışırken yaptığı seçimlerin yükünü taşır hayatta. Yine de zamanla fark edilir ki, terk edilmenin bıraktığı boşluğu aceleyle alınan kararlar değil, insanın önce kendi içindeki kırılmış yere şefkatle yaklaşması iyileştirir. Ama sanırım tüm
KılıfEmel Şimşir · Mümkün Kitap · 20267 okunma
Yaşamak için mi sonlandırmak için mi?
7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 13:52
Stephen King’in “Koşan Adam”ını bitirdiğimde kendimi uzun bir kovalamacanın içinden çıkmış gibi hissettim. Betik boyunca sanki kameranın objektifi sürekli hareket hâlindeydi; neon ışıklarıyla kirlenmiş sokaklar, televizyon ekranlarından taşan yapay coşku, ter kokan kalabalıklar ve insan yaşamını eğlenceye dönüştüren acımasız bir düzen… Her sahne gözümde distopik bir aksiyon filminin sert planları gibi canlandı. Ben Richards karakteri özellikle etkileyiciydi. Kahraman gibi doğmayan hatta çoğu zaman öfkesiyle ve çaresizliğiyle hareket eden sıradan bir adam. Onun sisteme karşı verdiği mücadeleyi okurken bir insanın köşeye sıkıştığında ne denli tehlikeli ve kararlı olabileceğini hissediyorsunuz. King burada sadece bir kaçış öyküsü anlatmıyor; medya çılgınlığını, yoksulluğu, insanların korku üzerinden nasıl yönetildiğini de gösteriyor. Televizyon yarışması konusu bugün bile rahatsız edici derecede tanıdık geliyor. Betiği yıllar önce yazılmış bir bilimkurgu olmaktan çıkarıp günümüze yakın hissettiren de bu zaten. En sevdiğim yanlardan biri ritmiydi. Bölümler kısa ama yoğun ilerliyor. Sürekli bir takip hissi var. Bir kapı açılıyor, biri ihbar ediyor, başka bir şehir başlıyor, başka bir ekran Ben Richards’ın yüzünü milyonlara gösteriyor. Okurken nefes alma alanı çok az. Bu da kurgunun atmosferine ciddi katkı sağlıyor. Özellikle sonlara doğru olaylar öyle sertleşiyor ki insan kendini istemeden temposuna kaptırıyor. King’in dili de burada çok “kirli” ve gerçekçi. Dünya parlak değil; yorgun, hasta ve çürümüş. İnsanların umutsuzluğu satır aralarında hissediliyor. Bazı sahnelerde devinimden çok o karanlık toplumsal yapı aklımda kaldı. Çünkü sorun yalnızca kaçmak değil, insanlığını koruyabilmek. Ama betik kusursuz değil. Yer yer olaylar fazla hızlı geçiyor ve bazı kişilikler
1000Kitap
Azrail KoşuyorStephen King · Altın Kitaplar · 20221,319 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·288 syf.··
2026 19. kitabı
"Bugün sana ta yürekten sevgili hayat diye seslenebiliyorum. Yine de biliyorum ki sakin bir nehir olmayacaksın hiçbir zaman. Ve suyunda asla ikinci kez yıkanamayacağım çünkü sen devinim halinde olacaksın, dünya ikinci büyük patlamayı yaşayıp uzaya dağılana dek. O zamana kadar ne oyunlarının ne tuzaklarının ne girdaplarının sonu gelecek. Hep öngörülemez olarak kalacaksın. İlahî sırlarla dolu.. Ama işte tam da bu yüzden bu kadar güzelsin, öngörülemez olduğun için bu kadar heyecan dolusun. Zorlu bir macerasın biliyorum ama artık korkmuyorum senden. Bildiğin gibi ak, beni kıyıya vuramayacaksın. Sana meydan okuyacağım sevgili hayat çünkü seninle birlikte akacağım."
MolaGüldem Şahan · Eksik Parça Yayınları · 202619 okunma
8/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
168 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 17:46
Adem Noah’ın Newton’ın Emanetleri betiğini okurken en çok hoşuma giden şey, geleneksel bir macera romanı gibi başlayıp giderek daha katmanlı bir yapıya dönüşmesi oldu. İlk başta yalnızca gizemli bir keşif öyküsü okuyacakmışım gibi düşündüm ama ilerledikçe bilim tarihi, felsefe, gizli bilgiler, eski yazılar ve insanlığın bilgiyle kurduğu ilişki üzerine kurulu daha geniş bir dünyanın içine çekildim. Özellikle Isaac Newton’ın yalnızca fizik ve matematikle ilgilenen bir bilim insanı değil; simya, teoloji ve kadim bilgilerle de ilgilenmiş biri olarak ele alınması betiğin en ilgi çekici yanlarından biri olmuş. Kurgu hızlı ilerliyor ama tümüyle devinim odaklı değil. Yazar bazı bölümlerde okuru bilinçli olarak yavaşlatıyor. Özellikle tarihsel bağlantılar, belgeler ve geçmişe dair anlatılar sırasında hız düşüyor ama bu durum kurgunun atmosferine katkı sağlıyor. Yalnızca “ne olacak” merakıyla değil, anlatılan düşüncelerle de ilgilenmek gerekiyor. Bu yüzden biraz odaklanma isteyen bir içerik olduğunu düşünüyorum. Arka arkaya olayların patladığı, kolay tüketilen romanlardan değil. Kitapta bilim ile inanç, akıl ile gizem arasında sürekli bir gerilim hissi var. Newton üzerinden aslında insanlığın bilgi arayışını anlatıyor diyebilirim. Bazı bölümlerde tarihsel gerçeklerle kurgu öyle iç içe geçiyor ki hangisinin gerçek hangisinin yazarın yorumu olduğunu araştırma isteği oluşuyor. Özellikle ezoterik ögeler, gizli örgütler ve eski metinlerle ilgili kısımlar bana yer yer Dan Brown tarzı romanları hatırlattı ama burada bilim tarihi tarafı biraz daha ağır basıyor. Abraham, Mark, Noah, Seth, Lord, İlius, mistik örgüt derken İkiz Adalarda hem inanç hem simya üzerine derin bir süreç var. Mekân tasvirleri ve olayların geçtiği tarihsel arka plan başarılıydı. Bazı diyaloglar fazla açıklayıcı
1000Kitap
Newton'un EmanetleriAdem Noah · Tilki Kitap · 202457 okunma
Bebek Yenilen Kıyamet Sonrası Bilim Kurgu: Yol
Puan vermedi·200 syf.··
2026 36. kitabı
Bugün yine bir bilim kurgu incelemesi yapacağım ama diğerlerinden farklı olacak. Bugüne dek incelemesini yaptığım bilim kurgular hep usta eserlerinden elinden çıkmıştı ve adeta birer klasik haline gelmişti. Oysa Cormac McCarthy tarafından yazılan Yol bize daha karanlık, gerçekçi ve modern bir hikâye anlatıyor. Klasikleşmiş seleflerinin aksine bize bir mesaj verme kaygısı gütmüyor, bize yeni bir perspektif sağlamıyor. Yaşadığımız hayatların aslında ne kadar kıymetli olduğunu ve tek bir hatanın nelere mal olabileceğini bize acımasız örneklerle gösteriyor. Yol, alışık olduğumuz kurgusal kalıpları parçalayıp bize gerçek bir dünyada hayatta kalmaya çalışan baba ve oğlunu anlatıyor. Belki de bu yüzden ateşe geçirilmiş bir bebek sahnesi bizleri bu denli rahatsız edebiliyor, karakterlerin tekdüze eylemleri bizde boşluk hissi uyandırıyor. Kısaca Yol Ne Anlatıyor? İthaki’nin Modern Edebiyat serisinden yer alan Yol bize iki yüz sayfalık bir macera anlatıyor. Bu macera kitapta tek büyük bir bölümde bizlere sunuluyor. Kıyamet sonrası hayatta kalan bir baba ve oğlu büyük bir azim ve hayatta kalma içgüdüsüyle güneye doğru ilerliyor. Amaçları oradaki sahile ulaşmak fakat sahile ulaşınca da ne yapacaklarını bilmiyorlar. Aç, susuz ve yorgun olsalar da asla pes etmiyorlar ve hedeflerine doğru büyük bir kararlılıkla ilerliyorlar. Bu yolda başlarına türlü türlü olaylar geliyor ama onlar daima ateşi taşıyorlar. Çünkü onlar iyi insanlar ve her şeye rağmen kendi doğrularından vazgeçmiyorlar. Baba ve oğlun bu sıradan yolculuğu bize yeni bir şey anlatmıyor, bize bir mesaj da vermiyor. Bize bir hayatta kalma hikayesi anlatıp gözlemci olmamızı istiyor. Yarın bir gün dünyada büyük çaplı bir savaş olursa, “Hayat buna benzer.” diyor. Gerçeği bize öncüleri gibi yarı çıplak değil, büsbütün bir
1000Kitap
YolCormac McCarthy · İthaki Yayınları · 20191,060 okunma
Yaşamda devinim
Puan vermedi·96 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 23:24
George Orwell'ın Hayvan Çiftliğini hatırlattı. Varoluş mücadelesi çoğunluğa karşı olanın savaşını içermektedir. Sade, yalın bir anlatım lakin manası derin çok derin bir kitap. İnsanlığın mağaralardan başlayan ve günümüze gelen düşünce sistematiği pürüzsüz şekilde yansıtılmış.
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma