Avrasya ve Doğu Asya'nın bu üç devi (Rusya, Çin ve Japonya) arasındaki ilişkiler, yüzyıllardır askeri fetihler, çöken imparatorluklar ve "Aşağılanma Yüzyılı" gibi derin tarihsel travmalarla şekillenmiştir. Bu üç aktörün kendi aralarında (ikişerli kombinasyonlar halinde) yaşadıkları ve bugünkü jeopolitiği de doğrudan etkileyen temel tarihi toprak ihtilafları, tarihleri ve dönüm noktalarıyla şu şekildedir: 1. Çin - Rusya Arasındaki Toprak İhtilafları Çin ile Rusya (Çarlık, Sovyet ve modern dönemler dahil) arasındaki sınır ihtilafları genellikle Çin'in zayıf düştüğü dönemlerde Rusya'nın imzalattığı ve Çin'in "Eşitsiz Antlaşmalar" olarak adlandırdığı süreçlere dayanır. Dış Mançurya ve Vladivostok İhtilafı (1858 - 1860) 1858 Aigun Antlaşması: Çarlık Rusyası, İkinci Afyon Savaşı ile zayıflayan Çin'in Qing (Çing) Hanedanlığı'nı zorlayarak Amur Nehri'nin kuzeyini ele geçirdi. 1860 Pekin Antlaşması: Rusya, baskıyı artırarak bugün Ussuri bölgesini ve Rusya'nın Büyük Okyanus'taki en stratejik liman kenti olan Vladivostok (Çince ismiyle Haishenwai) dahil yaklaşık 1 milyon kilometrekarelik devasa bir coğrafyayı kalıcı olarak Çin'den kopardı. Zhenbao (Damanski) Adası Sınır Çatışması (1969) Mart 1969: Ussuri Nehri üzerindeki küçük bir ada parçası olan Zhenbao (Damanski) yüzünden iki komünist dev (SSCB ve Çin) arasında sıcak askeri çatışmalar yaşandı. Hafta boyu süren çatışmalar iki tarafı nükleer savaşın eşiğine getirdi. Bu kriz, Çin'in ABD (Kissinger) ile yakınlaşmasını tetikleyen ana kırılmadır. 1991 Sınır Antlaşması: Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde imzalanan antlaşmayla bu ada resmen ve hukuken Çin'e bırakıldı. Heixiazi (Bolşoy Ussuriysky) Adası İhtilafı (1929 - 2008) 1929: Amur ve Ussuri nehirlerinin birleştiği noktada yer alan bu stratejik ada, Çin ile Sovyetler
1000Kitap
Dini Konularda Kendini Kandırmanın 40 Yolu
Dini yükümlülüklerini yerine getirmemek için hem kendini, hem de çevresini kandırmada her türlü kurnazlığa aklı eren ama Allah'ın apaçık emir ve delilleri karşısında kör, sağır ve dilsiz kesilen insan. Allah'ın tüm uyarılarına rağmen şeytanın adımlarını izleyen, kendisini Allah'a beğendirmesi gerekirken Allah'tan başka herkese kendini beğendirme derdine düşen insan. Zaten bir gün kaçınılmaz olarak yüzleşeceğimiz hatalarımızla hemen yüzleşmek varken bunu ertelemek neden ve nereye kadar? 1- Benim Kalbim Temiz "Benim kalbim temiz" ifadesi sıklıkla karşılaştığımız bir cümledir. Hatta bu durum öyle boyutlardadır ki neredeyse kalbi temiz olmayan tek bir kişinin bile var olmadığını düşünebilirsiniz. Şüphesiz insan için en tehlikeli olanı, kalbinin temiz olduğu iddiasıyla dini buyrukları dikkate almamasıdır. Bunun için ileri sürülen bahaneler genellikle "Ben namaz kılmam, oruç tutmam, ama kalbim temiz" şeklindeki yaklaşımlarla ibadetleri önemsizleştirme ya da dinin tüm emir ve yasaklarını "Allah'ın insanlardan istediği temiz bir kalbe sahip olmaları değil mi?" şeklindeki kişisel anlayış ve yorumlara dönüştürmekle gösterir kendini. Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O'dur: 'Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman, hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkarmayın; kimin sakındığını en iyi bilen O'dur.' Ayette de dikkat çekildiği gibi kimse kendini temize çıkartmaya çalışmamalıdır. 2- Dinlerin Özü İyiliktir İnsanı gaflete düşüren ve kendini kandırmasına sebep olan bir diğer yanılgı ise, kalp temizliği iddiasına benzer şekilde tarih boyunca gelen tüm dini buyrukların iyiliğe
Hayat ve İnsan
Reklam
Ebabil olup zalime kıyam ediyoruz Derginizi Mustafa Armağanın kitaplarını ilgiyle takip ediyorum teşekkürler fakat Avrupanın göbeğinde müslüman oldukları için katledilen binlerce bosnalıyı unutmanız yenilir yutulur cinsten değil Derin tarih sayı 18 eylül 2013 biz sabrı hakikati zikrederek Tevfîk ancak Allah'tandır deriz zaferi ve müjdeyi Allah Tealadan bekleriz iman ettikki Cenabı Hak firavunları yerle bir edecek zalimler ebabillere yenileceklerdir Altuğ Murat@AllahaKul Kul Nefsani anlatıyor aylardır bu dergiyi sabrı ve hakikati zikrederek her gördüğüm harften tevfik ancak Cenabı Haktandır diyerek bir ilim bin hikmet öğrenmeye çalışıyordum ilim zafer ve müjde kapısıydı tarih 23 mayıstı birleşmiş milletler mi birleşememiş milletlermi demeli bugünü 23 Mayıs 2024 gününde Srebrenitsa Soykırımını Anma Günü olarak kabul etti peki bugün kaç gazete yazıp anıyor annem sultan hanım oğul derdi gün gelecek Cenabı Hak firavunları yerle bir edecek zalimler ebabillere yenileceklerdir güzel bir yolda tek başınada olsan imanla yürü zaferi Allahtan işte bende bugün siz değerli okuuculara 1995 te katledilen binlerce bosnalı müslümanı anlatmaya karar verdim umarım batının batıl tarihini anlar binlerce öldürülen ve öldürülmekte olan bebek için göz yaşı dökersiniz tarih 1995 yılında israilin filistine abd nin irana girdiği gibi asıl müjde müslümanların temizlenmesidir diyerek izinsiz müslüman evlerine giriyor ilk önce bebekler sonrada anneler ölmeli işte tevfik ve zafer budur diyerek sırp askerlerinin çizmeleri ile srebenitsa kasabasını bir kan gölüne çeviriyordu o günden beri bosnada gözyaşları nehir oldu 8372 müslüman katledildi bugün ise ebabil olup zalimin üstüne kıyam ediyoruz Herkesin kahramanı farklı Şubat 2013 tarihli derin tarih dergisinin sayısında damat ferit in torunu
Edebiyat
Şiirler 1-2-3
Sen seçtin yazıldı yazgın Anlarsın balık da kızgın Halık da üzgün Yoktur hata Söner mi söndü demekle O nur-ı na mütenahi Nefesle kabil-i itfa mıdır çerağ-ı ilahi Harabat ehlini hor görme zakir Defineye malik viraneler var Doldurmak için önce boşaltmak lazım. İstenilenden fazlasını verme taşmasın Verme çatlatırsın Bırak hakeden alsın Uça gide can dahi, kuru kala ten dahi, Yunus Emre'm sen dahi, tövbeye gel, tövbeye "İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür... İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!" Geçip âhir bu kesret âleminden Hüdâyî halvet-i sultân’a geldik Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık Hemân bir lutf ile ihsâna geldik ((Aziz Mahmud Hüdayi)) Hak tecelli eyleyince her işi asan eder
Sadece Özgürler Okusun...
Alişan Şahin Hz. İbrahim, Nietzsche ve İbn-ül Arabi Dolayısıyla Şirk Olarak Devlet İbn-ül Arabi’de Putlara Dair Bir Put Olarak Devlet Nietzsche, Din, Devlet ve Put İbrâhîm/içimdeki putları devir/elindeki baltayla/kırılan putların yerine/yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı/koca buzlar düştü/putların boyunları kırıldı/ibrâhîm/güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri/buhtunnasır put yaptı/ben ki zamansız bahçeleri kucakladım/güzeller bende kaldı/ibrâhîm/gönlümü put sanıp da kıran kim Asaf Halet ÇELEBİ Asaf Halet’in bu şiiri bize Hz. İbrahim’i söyler. Hz. İbrahim’in rasyonel bir çıkarımla putları kırmasına gönderme yaparak, putları kırmasını hatırlatarak İbrahim’e tekrardan bir çağrıdır bu. İbrahim gelecek ve putları kıracaktır. Çünkü putların yerine yeni putlar konmuştur. Bir taraftan putların kifayetsizliğini hissettiren/sezdiren şeyin ne olduğunu da imler. Bu sezdirmeyi sağlayan özne nedir/kimdir? Bir diğer taraftan da put gibi taptığımız, sevdiğimiz, uğruna ölümleri göze aldığımız en güzel şeyleri put sanıp da onu yok edenin (put sanıp da gönlümüzü kıran) kim ve ne gibi bir şey olduğunu anlatır. Harika dizelerdir. Ben, seni ve insanı artı-eksi yönleriyle resmetmeye çalışır. Hayatımızın her anında put yerine koyduğumuz ve putlaştırdığımız onlarca belki de yüzlerce nesne, fenomen ve hatta özne başka bir deyişle öteki şey var ki… Kur’an-ı Kerim’de put ve İbrahim kıssasına dair ayetler oldukça fazladır. Talmud’un tefsiri olan Midraş’ta Hz. İbrahim’in (Talmud onu Abram olarak anarken İncil’de Abraham’dır) putları reddedip, Rab’a yönelmesi anlatılır. Kur’an ayetlerinde ise Hz. İbrahim’in özellikle onun Yahudi ya da Hristiyan olmadığı ama ilk müminlerden olduğu (Kur’an tüm peygamberleri hak peygamber ve Hristiyan ve Yahudilerin mümin
Alıntı
Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti
Mustafa Yürekli Aziz Mahmud Hüdai Vakfı, Misafir Öğrenciler Birimi’nin Özel Sahrayıcedit Yükseköğrenim Erkek Öğrenci Yurdu’nda düzenlediği Tarih ve Medeniyet Kampı’nda İslâm ülkelerinden üniversite, yani lisans öğrencileriyle buluştuk. Değerli alim Ebu’l-Hasen Ali El-Hüseyin En-Nedvî’nin ‘Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti’ kitabı hakkında sohbet imkanı bulduk. En Nedvi’ye göre Müslümanların önce gerileyip sonra dünya liderliğinden uzaklaşmaları ve en sonunda da hayat ve aksiyon sahasından çekilmeleri, tarihte eşi görülmemiş dikkat çekici bir hadisedir. Bu tarihi olay, uzun yıllar içerisinde tedrici olarak meydana gelmiştir. Tesir alanı geniş, yası tutulması gereken beşerî bir felakettir (s.63). Dolayısıyla İslâm aleminin bugünlere nasıl geldiği meselesi, üzerinde durulması gereken önemli bir meseledir. Kitap ele aldığı cahiliye meselesini şu beş başlıkta incelemektedir: 1.Birinci Bölüm: Cahiliye Devri; 2.İkinci Bölüm Cahiliyetten İslâmiyet’e; 3.Üçüncü Bölüm: İslâm Devri; 4.Dördüncü Bölüm: Avrupa Devri; 5.Beşinci Bölüm: İslâm’ın Dünya Liderliğine Yeniden Çıkışı başlıklarını taşıyor. Bu yazıda En-Nedvî’nin ‘Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti’ kitabını özetleyip eser hakkında tespit ettiğim birkaç hususu ifade edeceğim. Cahiliye Devri Bu asırda insanoğlu yaratıcısını, kendisini ve varacağı yeri unutmuş, iyi ile kötü, güzel ile çirkini ayırma kudretini kaybetmiş, peygamberlerin daveti çoktan kesilmişti. Cahiliye devri, Kuran-ı Kerim’in indirilişimin başladığı ve sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallahu aleyhi vesellemin tebliğe başladığı dönemde, insanlığın durumunu kavramlaştırır. Cahiliye her dönemde İslâm karşıtı düşünüş ve yaşayış içerisinde bulunan sapık toplumların içine düştüğü fitne ve fesat ortamını ifade eder. Yazar,
Hayat ve İnsan
Reklam
Reklam