Zihniyetiniz batsın!
Bir insanın nasıl giyindiği kimseyi ilgilendirmez. “Kapalılar imha edilsin” demek fikir belirtmek değil nefret kusmaktır. İşin ironik tarafı da isminin Hatice olması. Bir de “başı açık camiye giremiyorum” diye şikayet ediyor. Sen uğrama camiye zaten . Sonra havuza girmenin kurallarından da bahsetmiş kuş beyinli. Ne yapalım, herkes sizin istediğiniz gibi mi giyinsin? Kimi başını örter, kimi örtmez kimi bikini giyer, kimi haşema giyer. Bu insanların kendi tercihidir. Saygı duymayı bilmezsen devlet seni bi güzel imha eder ters kelepçeyle !! youtube.com/shorts/dTbb9Pu1...
1000Kitap
Kendi Klasiklerimize Neden Bu Kadar Yabancıyız? Bugün “klasikler” denildiğinde zihnimizde çoğunlukla Batı düşüncesinin kurucu metinleri beliriyor. Şüphesiz bunlar insanlığın ortak mirasına ait eserlerdir ve okunmayı hak ederler. Ancak İslâm medeniyetinin asırlar boyunca ürettiği felsefî, hikemî ve irfânî klasiklere yönelik aynı dikkati gösterdiğimiz söylenemez. Hatta “okuyalım, çocuklarımıza da okutalım” dediğimiz klasikler söz konusu olduğunda, bu kavram çoğu zaman neredeyse otomatik biçimde Batı klasiklerini çağrıştırmakta klasik okuma tasavvurumuz büyük ölçüde bu minvalde sınırlanmaktadır. Klasikler, yalnızca geçmişte yazılmış metinler değildir. Bir medeniyetin varlık, bilgi, ahlâk ve insan anlayışının en yoğun biçimde billurlaştığı metinlerdir. Her medeniyet kendi kavramlarını, sorularını ve hakikat tasavvurunu bu eserlerde muhafaza eder. Bu nedenle kendi klasiklerine yabancılaşmak, yalnızca bazı kitapları okumamış olmak değil, kendi düşünce geleneğinin kavramlarına, meselelerine ve idrak ufkuna da uzak düşmektir. Bu bağlamda felsefe, hikâye, şiir ve ahlâk diliyle yazılmış bazı klasik eserlerimize hep beraber bakalım: Bu klasiklerin en temel ortak özelliği, en karmaşık metafiziksel ve ahlâkî hakikatleri dahi alegoriler, masallar ve yaşanmışlıklar gibi her seviyeden insanın okuyup 'vusatınca' anlayabileceği, kendi ruh dünyasına tatbik edebileceği edebi bir dille sunmalarıdır. Bunlardan "bazıları": 1. Sa'dî Şîrâzî (Ö. 691 / 1292) - Bostan ve Gülistan: Ahlâk, hikmet, siyaset ve insan ilişkilerini şiir ve hikâyelerle anlatan klasik edebiyatın başyapıtlarındandır. 2. Mahmud Şebüsterî (Ö. 720 / 1320) - Gülşen-i Râz: Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil ve metafizik hakikatleri özlü ve şiirsel bir dille ele alan tasavvuf klasiğidir. 3. Âşık Paşa (Ö. 733 / 1332) -
1000Kitap
Reklam
Bu topraklarda açılan ilk rakı fabrikası Çorlu yakınlarındaki Umurca Çiftliği'nde açılmıştı. Burada üretilen Umurca rakısı Fabrikayı açan, dönemin padişahı Abdülhamid II'nin özel kalem müdürü ve maliye bakanı Sarıcazade Ragıp Paşa idi. Çorlu yakınlarındaki Umurca Rakı Fabrikası'nda üretilen Umurca Rakısı dönemin en popüler içkisiydi. Abdülhamid döneminin ilk yıllarında devlet borçlarının ödenmesi için oluşturulan Rüsum-u Sitte (Altı Vergi) vergisinin en önemli kalemini, bu rakıdan alınan vergi oluşturmuştu..
İmandan sonra en büyük devlet, sıhhat ve âfiyet.
1000Kitap
G Ü N A K Ş A M L I D I R...
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi kurşun gibi ağırlaşmış; bırak beni der gibi. "Gün akşamlıdır devletlim; dün doğduk, bugün ölürüz." Oğlumuz: Yarın Diye Bir Şey Yoktur
Kitap Alıntısı
Devlet,Tanrı’nın insanı yaratalım emrine benzer.
Devleti biz yapar biz yıkarız.Adalet ve kanunlar yapay bir akıl ve iradedir.Uyum sağlık,isyan hastalıktır.İ
Reklam
Reklam