Torosların Anası: Prof. Dr. Halet Çambel Ülkemizin ilk kadın arkeologlarından ve Hitit uzmanlarından olan Halet Çambel 1916 yılında Berlin’de babasının görevli olduğu elçilik binasında dünyaya gelmiştir. Babası kurmay albay Hasan Cemil Çambel Berlin askeri ateşesidir ve Atatürk’ün yakın dostlarındandır. Hasan Cemil beye ‘Çambel’ soyadını bizzat Atatürk vermiştir. Halet Çambel ilkokulu Berlin’de, liseyi Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde okumuştur. Arkeoloji okuma isteği kendisine lise döneminde gelmiştir. Seçmeli ders olarak aldığı sanat tarihi dersinden ve ders kapsamında İstanbul’un tarihsel yerlerine yapılan gezilerden etkilenerek arkeoloji eğitimi almaya karar veren Çambel üniversite eğitimi için Fransa devlet bursuyla Sorbonne Üniversitesi’ne gitmiştir. Burada arkeoloji eğitimi almış, Hititçe ve İbranice öğrenmiştir. İlk kazısını 1935 yılında Alacahöyük kazısında stajer olarak deneyimleyen Çambel, burada Alman arkeolog Prof. Kurt Bittel’in ekibinde çalıştı. Kurt Bittel Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Hattuşaş-Boğazköy kazı başkanıdır. Kurt Bittel, büyük Atatürk’ün başlattığı arkeoloji ve tarih seferberliği kapsamında Türkiye’ye davet edilen ünlü bilim insanlarındandır. Türkiye’de uzun yıllar kalan Kurt Bittel Atatürk’le tanışmış ve kendisi hakkında iki yazı kaleme almıştır. Bittel bu yazılarında Atatürk’ün tanıştığı diğer liderlerden farklı olduğunun altını çizmiş, arkeolojiyi teşvik etmekle kalmayıp süreçlerle bizzat çok yakından ilgilenen, bilgi sahibi bir lider olduğunu vurgulamıştır. İstanbul Üniversitesinden Prof. Theodor Bossert’ten asistantlık teklifi alan Halet Çambel aktif bir arkeolog ve Hitit uzmanı olan Bossert’le Anadolu’nun farklı bölgelerine araştırma gezilerine katılmıştır. Bu sayede çok fazla yer gezme fırsatına sahip olan ekip, 1946 yılında
Mutluluk ,eşya biriktirmek değildir
*José Mujica* Uruguay’ın “dünyanın en fakir başkanı” lakaplı eski devlet başkanıydı. *Kısaca kimdir?* 1. *Adı*: José Alberto Mujica Cordano 2. *Doğum-Ölüm*: 20 Mayıs 1935 - 13 Mayıs 2025. Mayıs 2025’te vefat etti. 3. *Başkanlık*: 2010-2015 arası Uruguay Devlet Başkanı 4. *Lakapları*: “Pepe”, “Dünyanın en fakir başkanı”, “Çiftçi Başkan” *Neden bu kadar meşhur?* 1. *Mütevazı yaşam*: Başkanlık sarayında oturmadı. Eşiyle birlikte Montevideo dışındaki çiftliğinde yaşadı. Başkan maaşının %90’ını bağışladı. Aylık ∼12 bin dolar maaş alıp sadece 1250 dolarını kullanıyordu. 2. *Arabası*: 1987 model mavi Volkswagen Beetle. Dünyanın en “ucuz” makam arabasıydı. Tek güvenlik aracı bile yoktu çoğu zaman. 3. *Geçmişi*: Gençliğinde Tupamaros gerilla grubundaydı. Banka soygunu + darbe girişiminden 14 yıl hapis yattı. 1973-1985 arası askeri diktatörlükte zindanda kaldı. 6 yılını yeraltı hücresinde geçirdi. *En bilinen sözü* BM’de 2013’te yaptığı konuşma viral oldu: “Gelişme, daha çok harcayıp daha çok çöp üretmek değil. Mutluluk eşya biriktirmek değildir.” Çiftçi gibi giyinir, tarlasını kendisi sürerdi. Başkanlığı bıraktıktan sonra da yine çiftliğine döndü, marul sattı.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Popülizmin Çatlakları: Küresel Kriz Kıskacında Şirket Devlet Mantığı ve Amerikan Sağının İdeolojik Dönüşümü Modern küresel siyaset, uzun süredir kitleleri peşinden sürükleyen hamasi söylemler ile arka kapılarda yürütülen soğuk ekonomik rasyonalite arasındaki en keskin yırtılmayı yaşamaktadır. Bu yarılmanın merkezinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın iç piyasaya yönelik saldırgan popülizmi, yaklaşan ara seçimlerin yarattığı koltuk korkusu ve Silikon Vadisi sermayesinin devlet aygıtını içeriden dönüştürme arzusu yer almaktadır. Bir tarafta kitleleri manipüle eden bir emlakçı refleksi, diğer tarafta ise toplumsal sözleşmeyi tamamen yırtıp atmayı hedefleyen teknokratik bir akıl bulunmaktadır. Sahada darmadağın olan küresel realitenin retorikle kurtarılmaya çalışıldığı bu süreç, müttefiklik ilişkilerinin sıfırlandığı ve diplomatik kurbanların seçildiği yeni bir hayatta kalma tüneline işaret etmektedir. Bu sıkışmışlığın ilk ve en gürültülü yansıması, uluslararası ittifakların zemininde kendisini göstermektedir. Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi hedef alan ve bir fotoğraf talebi üzerinden şekillenen hırçın polemiği, sıradan bir liderler atışması değildir. Bu kavga, Avrupa sağının küresel sistem içindeki konumu ile müttefikleri maliyet odaklı gören Amerikan izolasyonizmi arasındaki derin jeopolitik çatlağı ele vermektedir. Meloni, Avrupa’da milliyetçi bir çizgiyi temsil etmesine rağmen, geleneksel ittifak yapısına sadık kalarak müttefikleri satan bu pervasız çizgiye direnmektedir. Trump ise bu kurumsal direnişi kişiselleştirerek müttefiklerini birer ortak değil, fotoğraf dilenen asalaklar olarak kurgulamaktadır. Bu üstenci dil karşısında İtalya Dışişleri Bakanının resmi ziyaretini iptal etmesi, Avrupa’nın artık bu şantajcı üsluba karşı açıkça
Siyaset
SİLİKON VADİSİ’NİN KARANLIK AYNASI: PETER THIEL, PALANTİR VE TEKNO-FEODALİST "ÇIKIŞ" FELSEFESİ 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, küresel güç dengeleri ulus devletlerin egemenlik alanlarından çıkarak, insanlık tarihinin en büyük veri ve sermaye tekellerini elinde tutan dar bir teknokratik elitin eline geçmiştir. Bu yeni nizamı, kurduğu algoritmik yapılar ve finanse ettiği radikal siyasi figürlerle el altından dizayn eden en hegemonik aktör ise şüphesiz Peter Thiel’dir. Thiel, sadece Silikon Vadisi’nin en güçlü yatırımcılarından biri değil; felsefi temellerini demokrasi düşmanlığı, esoterik seçkincilik ve toplumsal sözleşmenin mutlak reddi üzerine kuran yeni bir ideolojik akımın, yani "Tekno-Feodalizm"in baş mimarıdır. Onun dünyayı algılayış biçimi, kurucusu olduğu gözetim şirketi Palantir’in küresel operasyonları ve son olarak ailesini Arjantin’e taşıyarak gerçekleştirdiği fiziksel kaçış, insanlığın karşı karşıya olduğu totaliter geleceğin entelektüel haritasını sunmaktadır. I. CONFINITY'DEN BEYAZ SARAY'A: PAYPAL MAFYASI VE İKTİDARIN SÖZLEŞMELİ MİMARİSİ Bugünkü küresel teknopolitiğin köklerini anlamak, 1998 yılında Peter Thiel tarafından kurulan şifreleme yazılım şirketi Confinity ile Elon Musk’ın X.com adlı çevrimiçi bankacılık girişiminin birleştiği o tarihsel kırılma noktasına geri dönmeyi gerektirir. Birleşik yapının idaresini üstlenen Elon Musk, sistemin altyapısını Microsoft platformuna taşımak istediğinde, Unix mimarisinde ısrar eden Max Levchin liderliğindeki yazılım mühendislerinin sert direnciyle karşılaşmıştır. Bu teknik çatışma, Thiel’in öncülük ettiği bir iç darbe ile Musk’ın görevden alınması ve şirketin adının PayPal olarak değiştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu erken dönem kriz, Thiel’in yönetim felsefesinin ilk açık kanıtıdır: Teknik veya
Felsefe
Peter Thiel, Silikon Vadisi'nin en sıra dışı, ideolojik ve tartışmalı figürlerinden biri. PayPal'ın kurucu ortaklarından (meşhur "PayPal Mafyası"nın lideri) ve Facebook'un ilk dış yatırımcısı. Muhafazakâr, liberteryen ve transhümanist fikirleriyle bilinen Thiel, verinin ve teknolojinin devletlerin istihbarat mekanizmalarıyla entegre edilmesini savunan bir vizyona sahip. Palantir'i kurarken de CIA'in yatırım kolu olan In-Q-Tel'den fon alarak yola çıktı. Palantir'in iki ana yazılımı var: Palantir Gotham (savunma ve istihbarat için) ve Palantir Foundry (kurumsal şirketler için). Gotham; ABD (CIA, FBI, Pentagon), Birleşik Krallık ve birçok Avrupa ülkesinin istihbarat servisleri tarafından terörle mücadele, gözetim ve veri madenciliği için aktif olarak kullanılıyor. İsrail ile olan ilişkisi de bir sır değil. Palantir, İsrail Savunma Bakanlığı ile savaş zamanı operasyonlarını desteklemek üzere teknoloji sağlama konusunda resmi olarak ortaklık kurdu. Şirketin CEO'su Alex Karp, bu tür jeopolitik krizlerde batı ittifakının ve müttefiklerinin yanında durduklarını açıkça ve gururla ifade eden bir yönetici. Tolkien'in dünyasında Palantirler, uzakları ve geleceği görmek, bilgi paylaşmak için üretilmiş kusursuz araçlardı. Ancak sorun şuydu: Taşlardan biri Karanlık Lord Sauron'un eline (Barad-dûr kulesine) geçtiğinde, diğer taşları kullananları (örneğin Denethor veya Saruman) manipüle etmeye, onlara sadece görmelerini istediği şeyi göstererek akıllarını bulandırmaya ve onları deliliğe/itaate sürüklemeye başladı. Gerçek dünyadaki Palantir de tam olarak bunu yapıyor: Devasa miktarda yapılandırılmamış veriyi (sinyal istihbaratı, finansal kayıtlar, sosyal medya hareketleri, plaka tanıma sistemleri) bir araya getirip, insan gözünün göremeyeceği korelasyonlar üretiyor. Yani "her şeyi
Felsefe
Siyaset ve hukuk tarihine "İran-Kontra Skandalı" olarak geçen, tam bir jeopolitik riyakarlık ve "güçlü olanın hukuku" örneğidir. ​Bir taraftan ABD, 1980’lerde İran’ı resmi olarak "terörü destekleyen devlet" ilan edip dünyaya ambargo uygulatırken, diğer taraftan Başkan Ronald Reagan yönetimi arkadan gizlice İran’a antitank ve uçaksavar füzeleri satıyordu. ​Reagan'ın bu skandaldan hiçbir hukuki ceza almadan, siyaseten de neredeyse hiç yara almadan kurtulabilmesinin arkasında rasyonel siyasi mekanizmalar ve müthiş bir kriz yönetimi yatıyor. Skandal patlak verdiğinde (1986), Reagan’ın ekibi başkanı korumak için muazzam bir duvar ördü. Operasyonu yürüten Ulusal Güvenlik Konseyi danışmanı John Poindexter ve Yarbay Oliver North, Kongre ifadelerinde "Başkanın bu silah satışından elde edilen paranın Nikaragua'daki antikomünist gerillalara (Kontralara) aktarıldığından haberi yoktu, kararı biz aldık" diyerek kendilerini feda ettiler. Reagan, her şeyi bildiği halde yasal olarak "Haberim yoktu" diyebilme lüksünü sonuna kadar kullandı. Reagan, Amerikan siyasi tarihinin en karizmatik ve halkla ilişkileri en iyi yöneten aktörlerinden biriydi. Kongre komisyonuna verdiği ifadelerde tam 124 kez "Hatırlamıyorum" veya "Hiçbir fikrim yok" dedi. O dönemde 70'li yaşlarının ortasında olan Reagan, kamuoyuna "kötü niyetli bir suçlu" olarak değil, "altındaki bürokratlar tarafından kandırılmış, detayları kaçıran yaşlı ve babacan bir lider" imajıyla sunuldu. Halk bu hikayeyi satın aldı. ABD, Reagan’dan sadece 12 yıl önce Richard Nixon’ın Watergate Skandalı nedeniyle istifa etmesiyle çok ağır bir devlet krizi yaşamıştı. Kongre’deki hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler, Soğuk Savaş’ın en sıcak günlerinde ABD Başkanını görevden indirmenin (azletmenin) devlet sistemine ve Amerikan imajına tamir
Tarih