Dünya harbinde DÜŞMAN'ın amacı yurdumuzu bölmek parçalamak ele geçirmek sömürgeleştirmek değil miydi? Birinci Dünya Savaşı'nın son döneminde düşman savaştan sonra kurmak istediği düzeni herkesin anlayacağı şekilde açık seçik ilan etti. 5 Ocak 1918'de İngiltere Başbakanı Savaş Hedefleri deklarasyonunu yayınladı. Ondan üç gün sonra ABD Başkanı meşhur On Dört İlkesini açıkladı. Türkiye'ye dair ikisinin söylediği neredeyse kelimesi kelimesine aynıdır. A- Türkiye'nin nüfus çoğunluğu Türk olan kısmında sağlam, güçlü, güvenli (secure) bir devlet kurulmalıdır. B- Nüfusu Arap olan yerler Türkiye'den ayrılmalıdır ve bu yerlerin "serbestçe" gelişmesi için galip devletler gerekli idareyi kurmalıdır. C- Türkiye'nin kalkınması için gerekirse bir veya birkaç devlet yardımcı olmalıdır. D- Savaş esnasında Almanya'nın Türkiye'ye verdiği devasa krediler silinmelidir. E- İstanbul Türkiye'ye bırakılmalıdır. F- Boğazlar galip devletlerin kontrolünde uluslararası trafiğe açılmalıdır. Hepsi bu. Arzu eden bakıp okuyabilir, Wilson's Fourteen Points veya Lloyd-George's War Aims Declaration diye ararsanız her yerden bulunur. Sonra da bir zahmet Lozan Antlaşmasını okuyun, aradaki yedi farkı bulun. Ben şahsen bulamıyorum. Neden bu yolu seçtiler? Hep sanırdım ki Rusya'daki ihtilal yüzündendir; 1917'de Rusya'ya Bolşevikler iktidara geldi, ondan korktular. Rusların İstanbul'a çıkmasını, yahut Anadolu üzerinden Akdeniz'e sarkmasını en büyük tehlike olarak gördüler. O yüzden sağlam bir Türkiye istediler. Çokuluslu eski yapının yürümediği yüz seneden beri belliydi. Nereden tutsan elinde kalan o yamalı bohça yüzünden büyük devletler dört-beş kez birbiriyle savaşmanın eşiğine gelmişti. O yüzden yeni Türkiye'nin imparatorluk sevdasından vazgeçmesini şart koştular. Şimdi ta 1911 yılında İstanbul'daki
Sayfa 72 - Liber Plus Yayınları / Örtmenim bu konular kitapta yazmıyor... / 12 Nisan 2009
Tarih
Kadını eve hapsederek erkeğin zevk ve hizmet aracına dönüştüren zihniyet elbette ki, ona seçme ve seçilme hakkı vermeyecektir. Kadının devlet yönetiminde söz sahibi olmasını, hele hele devlet başkanı olmasını ise asla istemeyecektir. Bu zihniyeti temsil edenler, bin dereden su getirerek kadını kamu alanının dışına itmişlerdir. Bizim bileceğimiz şudur: Bu iddia da temelden İslam dışıdır ; bir Arap uydurmasıdır.
Sayfa 353
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Boya-Badana İşleri İşte
Nadolny'nin Şapka İnkılâbı Raporu İkinci rapor, 6 Ağustos 1925 tarihlidir ve Büyükelçinin şapka inkılâbına bakışını içermektedir: "Türk devrim hareketi, bilindiği gibi, diğer hedeflerinin yanı sıra, eski ve tamamiyle İslâm dinine dayalı Türk kültür ve devlet anlayışını yıkmayı da kendisine görev edinmiştir. Devrim hareketi, bunu, göze batan İslâm-Doğu âdetlerini ortadan kaldırmak suretiyle görünüşte de vurgulamak ve Türkiye'nin bu açıdan da Avrupalı olduğunu anlatmak çabasındadır. İslâm dünyasına mensup -ister Arap, ister Türk, isterse İranlı olsun-Doğuluların en göze çarpan özelliklerinden biri serpuştur. Serpuş, camilerde ve dinî merasimler sırasında muhafaza edilebilmesi amacıyla, sipersiz şekilde olmalıdır. Hıristiyan dahi olsa, bir Türk vatandaşı ülke içinde Avrupai bir serpuş takmayı tercih etme cesaretinde bulunduğunda, halk arasında bir dinî suç işlemiş, eski Osmanlı geleneğine göre ise ulusal duyguları rencide etmiş sayılırdı. Daha uzun sayılamayacak bir süre önce, Türk olarak tanınan ve sokakta şapka ile görünen insanlar tutuklanıp cezalandırılıyorlardı. Çok kısa bir zamanda fesin kullanımdan kaldırılması ve yerini Avrupai tip şapkanın alması yolunda çok güçlü bir hareketin başlaması, ülkenin Avrupalılaşması için çabalayan hükümetin yanı sıra, halkın da bir bölümünün -özellikle aydınların- aynı yöndeki şevkini göstermek bakımından önemli bir göstergedir. Kasket siperi ya da şapka kenarı yokken gözlerine gelen güneşi ansızın fazla göz kamaştırıcı bulmaya başlayan insanlar, kendilerini çeşit çeşit örtünme yollarıyla korumaya çalışıyorlar. Yine aynı insanlar, fesin gerçekte Yunan kaynaklı bir serpuş olduğunu ansızın hatırlıyorlar. Kısacası, fese ve sipersiz benzeri serpuşlara karşı, yukarıdan teşvik edilen ya da daha ziyade emredilen bir mücadele ("Haçlı
Sayfa 203·Kitabı okuyor
Tarih
DİVÂN EDEBİYATI ve ŞÂİRLER...
Gelelim, Büyük Muztaribler IV. cildin konusuna: Takdim-Giriş: Şiir İdrâkı, İştikak ve Ebced Hesabı, Şiir, Toplum, Devlet, Sembol, Esatir, Fahriye, Münacat, Na’t, Nakarat, Osmanlıca ve bu hizada kavram çözümlemeleri... Esatirî (mitolojik) Remzler: Husrev ve Şirin, Ferhad ve Şirin, Leylâ ve Mecnûn, Cemşid-Dahhak, Vâmık ve Azra, Dara (Darius), Afrasiyab (Alp Er Tunga), Fağfur vs... Mahlaslar Hakkında: Nef’î, Fuzulî, Bâkî, Şeyh Galib, Ahmed Paşa, Şeyhülislâm Yahya Efendi, Hayalî, Nâbî, Haletî, Nedîm, Kadı Burhaneddin, Şeyhî, Necatî, Zâtî, Nevî, Neşatî, Sâbit... Baş Örnekler: Nef’î (Mirzabeyoğlu‘nun en çok takdir ettiği), Fuzulî, Bâkî, Şeyh Galib Büyük Şairler: Ahmed Paşa, Şeyhülislam Yahya Efendi, Gönül ve Kâbe, Hayalî, Nâbî, Haletî, Nedîm Güldeste: Kadı Burhaneddin, Kelile ve Dimne, Şeyhî, Necatî, Hayretî, Zâtî, Nevî, Naili-i Kadîm, Neşatî, Ahmed Hani, Mem u Zin, Sâbit, Ragıb Mehmed Paşa, Fıtnat Hanım, Mehmed Esrar Dede, Sürurî, Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey... Şair Padişahlar: Devlet Başkanı ve Şiir, II. Murad, Fatih, II. Bayezid, I. Selim, Kanunî, II. Selim
BÜYÜK MUZTARİBLER -Düşünce Tarihine Bakış-IV-, 7 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Calvin Coolidge'in Laneti. ABD Başkanı Calvin Coolidge ve eşinin 1920'lerde bir devlet çiftliğini ziyareti sırasında geçen meşhur bir hikaye vardır. Bayan Coolidge kümeslerin önünden geçerken, bir horozun ne kadar sık çiftleştiğini hayranlıkla fark eder. Rehbere dönüp, 'Lütfen bu durumu Başkan çiftliğe geldiğinde ona anlatın' der. Az sonra Başkan Coolidge kümesin önüne gelir, durumu dinler ve sorar: 'Peki bu horoz her seferinde aynı tavukla mı çiftleşiyor?' Rehber, 'Hayır Sayın Başkan, her seferinde farklı bir tavukla' yanıtını verir. Başkan Coolidge gülümser ve 'Lütfen bu durumu da Bayan Coolidge'e iletin' der. Nöroloji ve evrimsel biyolojide 'Coolidge Etkisi' (Coolidge Effect) olarak bilinen bu olgu, cinsel açıdan doymuş olan bir erkeğin (veya dişinin), ortama yeni ve taze bir cinsel partner dahil edildiğinde cinsel arzusunun anında ve durdurulamaz bir biçimde yeniden canlanmasını tanımlar.
Çünkü bildirildiğine göre: «Başkan yeryüzünde Allah'ın gölgesidir.» Nasıl ki; gölge insanı yakıcı güneşten koruyorsa Devlet Başkanı da halkını tehlikelerden koruduğu için Allah'ın gölgesi olarak nitelenmiştir.
Din