Puan vermedi·372 syf.··
2026 1. kitabı
Sokrates bir adamla konuşurken gençlik ve yaşlılık farkını sorgulatıyor . Tabi yanda öğrencileri de var adam gençliğin hırs haz stres gibi şeyler dolu sakin huzuru yakalamayacağını söylüyor bunu söylerken öğrencilerin götünün başının ayrı oynadığını düşünüyorum neyse ab ihtiyarlığın ise huzur sakinlik arınmış güzel bir hayat hırstam arınmış olduğunu savunuyor keşiş abimiz haklıdır belki stabildiypr allahsana heycan bana hzur versin o dayı bu heralde amk neyse abijim kitaba gelelim seviyoruz derin konuları Uykum var abi kısaca devlet nasıl yönetilir onu söylim bu adamın aklındaki ideal devlet şuan hayata geçmesi çok zor her alanda herkes kendi yeteneğine kendi işine yöneldiği ve kimsenin karışmadığı bir devlet atıyorum ben tarım yapıyorum tekstilci adam demiyor ya ilacı sen şimdi mi attın ulan lavuk git nakış dik diyor platon abi yani herkes işine baksın ve devletide filozofların yönetmesini istiyor öyle başka işlerle uğraşamaz devlet yöneten adam kendini devlete adayacak ثنبنبنلنمظمبن
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
Baskı Altında Feminizm...
9/10
·125 syf.··
2026 7. kitabı
Baha Tevfik'in İslamiyet ve Feminizm bölümü sebebiyle 1 puan kırıyorum yoksa Odette Laguerre'in Feminizmi 10/10... Geçenlerde okuduğum “Osmanlı materyalistlerine, Osmanlı ateistlerine cevap” niteliğinde bir romanımız vardı. Amak-ı Hayal. O romanda Filibeli Ahmet Hilmi, batının materyalist fikirlerini Osmanlı’da yaymaya çalışan isimlere karşı, İslamiyeti, özellikle vahded-i vücud anlayışını savunuyordu. İşte o materyalist, ateist denilen isimlerden biri de bugün inceleyeceğimiz Baha TEVFİK’ti. Materyalist sıfatını bu videoda sıkça kullanacağım, o yüzden bilmeyenler için açıklayayım. Kainatta olan her şeyin, maddeler veya maddelerin etkileşimlerinin sonucu olduğunu savunan. Doğa üstü, fizik ötesi hiçbir şeye inanmayan bir görüş. Yaklaşık 1 aydır Baha Tevfik’le ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendisinin 3 kitabını okudum. Bu kitaplar 1911 - 1912 yılları arasında yazılmış kitaplar. Niçe hayatı ve felsefesi, Bir tabiat âliminin dini ve Feminizm kitabı… Biri araştırma, diğer ikisi çeviri kitaplar olsa da Baha Tevfik bu kitapların sonuna kendi fikirlerini eklediği bölümler koymuş. Bu sayede onun ne düşündüğünü de görebiliyoruz. Zaten, kitapları inceleyeceğiz ama önce Baha Tevfik’in hayatına bir bakalım, zaten kısa sürer 29 yaşında çok genç yaşta vefat etmiş biri… Hatta şöyle yapalım. Baha Tevfik’ten önce, Osmanlı’ya materyalizmi, pozitivizmi getiren adamı konuşalım. Beşir Fuad’ı konuşalım, çünkü bu adam, aynı fikri savunan savunmayan herkesi derinden etkilemiş biri. Beşir Fuad 1852 doğumlu. Adana ve Maraş mutasarrıflığı yapmış Hurşid Paşa’nın oğlu. Batı yönlü, iyi eğitim almış kendini geliştirmiş biri. İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için batıdaki felsefi ve bilimsel gelişmeleri günü gününe takip edebiliyor. Edebi bir eseri yok ama biyografilerdir, denemelerdir, sık
Feminizm Âlem-i NisvânOdette Laguerre · Çizgi Kitabevi · 201514 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Osmanlı Aydını
7/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
Geçenlerde okuduğum “Osmanlı materyalistlerine, Osmanlı ateistlerine cevap” niteliğinde bir romanımız vardı. Amak-ı Hayal. O romanda Filibeli Ahmet Hilmi, batının materyalist fikirlerini Osmanlı’da yaymaya çalışan isimlere karşı, İslamiyeti, özellikle vahded-i vücud anlayışını savunuyordu. İşte o materyalist, ateist denilen isimlerden biri de bugün inceleyeceğimiz Baha TEVFİK’ti. Materyalist sıfatını bu videoda sıkça kullanacağım, o yüzden bilmeyenler için açıklayayım. Kainatta olan her şeyin, maddeler veya maddelerin etkileşimlerinin sonucu olduğunu savunan. Doğa üstü, fizik ötesi hiçbir şeye inanmayan bir görüş. Yaklaşık 1 aydır Baha Tevfik’le ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendisinin 3 kitabını okudum. Bu kitaplar 1911 - 1912 yılları arasında yazılmış kitaplar. Niçe hayatı ve felsefesi, Bir tabiat âliminin dini ve Feminizm kitabı… Biri araştırma, diğer ikisi çeviri kitaplar olsa da Baha Tevfik bu kitapların sonuna kendi fikirlerini eklediği bölümler koymuş. Bu sayede onun ne düşündüğünü de görebiliyoruz. Zaten, kitapları inceleyeceğiz ama önce Baha Tevfik’in hayatına bir bakalım, zaten kısa sürer 29 yaşında çok genç yaşta vefat etmiş biri… Hatta şöyle yapalım. Baha Tevfik’ten önce, Osmanlı’ya materyalizmi, pozitivizmi getiren adamı konuşalım. Beşir Fuad’ı konuşalım, çünkü bu adam, aynı fikri savunan savunmayan herkesi derinden etkilemiş biri. Beşir Fuad 1852 doğumlu. Adana ve Maraş mutasarrıflığı yapmış Hurşid Paşa’nın oğlu. Batı yönlü, iyi eğitim almış kendini geliştirmiş biri. İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için batıdaki felsefi ve bilimsel gelişmeleri günü gününe takip edebiliyor. Edebi bir eseri yok ama biyografilerdir, denemelerdir, sık sık gazetelerde yazan, çekinmeden görüşlerini savunan biri. Aydın çevrelerinde de sevilen biri. Ahmet Mithat
Nietzsche Hayatı ve FelsefesiBaha Tevfik · Çizgi Kitabevi Yayınları · 201332 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
İnsan bazı zamanlarda okumakta güçlük çektiği, okumanın sürekliliğini kaybettiği, gözün, günün, gönlün yorgunluğunun satırlara yansıdığı dönemleri olur. Kitaplar masada bekler, konularına göre tasnif edilmiştir, okunmak için göz kırparlar. Ama zaman olur ki eli gitmez insanın, gözü görmez, gönlü istemez. Böyle zamanlarda okunandan alınan keyif azalır, ilgi ve alaka zayıflar; okuma boşluk aleminde yankılanır. Okur insan ama boşlukta kalır her şey. Okuma eylemi sadece görüntüden ibaret hale gelir. Böyle anlarda insanın elini ısıtacak kitaplara ihtiyacı olur. O kitaplar ki okura yeniden okumanın şevkini getirir, yeni seslenişler sunar, yeni kitapların kapısını aralar. Okurun içini ısıtır ve onu yeniden sayfaların arasına çağırır. Okumanın nesnesi yazılı metin, kitap, dergi ve benzerleri olmakla birlikte (modern dünya bu nesneleri çoğaltmışsa da benim okurluğum yönünden bir çoğalmadan söz edemem), okumanın konusu bazen bizzat bu nesnenin kendisiyle örtüşür. Okur, kitabın hikayesini merak eder; kitap üzerine okur, kitabın hikayesine ortak olur, yazının ve okumanın serüvenine eşlik eder. Yazının ve kitabın tarihi, nesne olmaktan çıkarak bizatihi okumanın konusu olarak okurun önüne gelir. Bu başlık, yalnızca yazı ve kitapla sınırlandırılmayacak kadar geniş; alt başlıkları ise meraklısı için bir o kadar dikkat çekicidir. Kitap ve yazının çağrıştırdıkları denildiğinde akla ilk gelen kelimelerden biri kütüphanelerdir. Burada kastım, yalnızca resmî ya da özel kurumlara ait, günümüzde giderek anlamı daralan; sınav çalışılan yahut gezinti için uğranılan mekânlar değildir. Okur dediğimiz insanlar için kütüphane kurmak kadar, başkalarının kitap ve kütüphanelerine merak duymak, nitelikli bir kütüphanede bulunmak, havasını teneffüs etmek dahi büyük bir nimettir. Kütüphaneler
1000Kitap
Kitap Sevenler CemiyetiHalil Solak · Dergah Yayınları · 0148 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2022 35. kitabı
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin." Mevki sahibi olduğunda yürüyüşü değişen, böbürlenenleri Allah sevmez. Dünya, bütün insanlar seni seviyor, Allah seni sevmiyor ya da bütün dünya sana karşı ama Rabbin seni seviyor. Bu ikisi arasındaki ayrım çok önemlidir. Şirk koşmak çok büyük bir zulümdür. Zulüm nedir? Zulüm; adaletsizce davranmak, bir şeyi hakkından mahrum etmek, vazifeyi ehil olmayana vermektir. Yani Allah’a ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. Lokman (as), oğluna Allah’ı tanıtmaya çalışarak şöyle buyuruyor: “Oğulcuğum, yapılan iyi veya kötü bir iş, hardal tanesi ağırlığınca da olsa, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu mutlaka çıkarır. Şüphesiz ki Allah latiftir, her şeyden haberdardır.” Bu bilgi ve iman insan hayatını düzene sokar. İç ve dış dünyasını tanzim ettirir. "Bedir Savaşı'nda Allah'a yemin olsun ki ecir ve sevap ümidiyle savaşan ve arkasına dönmeden ilerlerken şehit düşen herkes cennetliktir." ​Her ne olursa olsun umudunuzu kaybetmediyseniz, umut ışığınız hâlâ yüreğinizin içinde yanıyorsa, yeryüzündeki diğer bütün mumlar sönse bile, o yaktığınız tek umut ışığıyla bütün hepsini tekrar alevlendirirsiniz. Bir gencin bu kadar heyecansız, azimsiz olması, cesaretini, ideallerini kaybetmesi ancak yüreksizlikle ifade edilebilir. Riski göze alma cesaretini gösteremeyenlerin risk olmadan rızık olmayacağını bilmeleri gerekir. Umudunuzu, heyecanınızı, coşkunuzu kaybettiğinizde artık sizin işiniz bitmiştir. Siz gönlünüzdeki umut fenerini söndürmezseniz, belki bugün değil ama yarın mutlaka yolunuz aydınlanacaktır. İçinde bulunduğun toplumun âdet ve geleneklerine saygılı ol. ​Ahirette seni rüsvay edecek çirkin âdet ve geleneklerden sakın. Benzi sarı, zayıf
Geleceğe GülümseSıtkı Aslanhan · Çınaraltı Yayınları · 2016467 okunma
bir yemek nasıl yapılmaz? bir kitap nasıl yazılmaz?
1/10
·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 19:50
Mustafa Kemal'in en sevdiği yemeklerden birini kendisi hakkında okumalar yapan muhtemelen çoğu kişi bilir.. bu yemek, etsiz kuru fasulye; kendisinin ifadesiyle, yağlı fasulyedir.. peki bu yemek nasıl yapılır? şöyle; kuru fasulye, sıvı yağ, kuru soğan, salça, su, tuz gerekli miktarda temin edilir.. tencerenin içerisine önce eldeki sıvı yağ dökülür.. üzerine önceden doğranmış soğan eklenir.. soğanlar yağ içerisinde pembeleşinceye kadar kavrulur.. yağda kavrulan soğanın üzerine salça eklenir.. kısa süreliğine salça ve soğan bir arada karıştırılarak kavrulur.. devamında kavrulmuş salça ve soğanın üzerine kuru fasulye eklenir.. tencerenin içerisinde yer alan fasulyenin üzerine de miktarınca su ilave edilir.. bir süre sonra suda yumuşayan tencere içerisindeki kuru fasulyenin üzerine de gerekli oranda tuz ilave edilir.. ortalama yarım saat ocak üzerinde pişirilir.. evet, etsiz kuru fasulye ya da yağlı fasulye servise hazır.. ek: pişirilecek olan kuru fasulye pişirilmeden bir gün önce suya yatırılır, suda bekletilir.. yukarıdaki kuru fasulye yemeği tarifinin sıralaması yemeği yapan kişi tarafından değiştirilirse, ek olarak; fasulyeler bir gün önceden suda bekletilmezse, kuru fasulye ya yenilecek halden çıkar ya da tatsız tuzsuz, ne idüğü belli olmayan yavan bir yemeğe döner.. elbette bu tarifte malzemeler arası miktarın birbiri ile uyumu da önemlidir.. malzemeler arasındaki uyum oranı bozulunca da kuru fasulye yemeği, kuru fasulye yemeği olmaktan çıkar.. örneğin; bir gece suda bekletilmemiş kuru fasulyeleri, suyu malzemeye kıyasla bol yaparsanız, üzerine de tencereye önce fasulyeleri, sonra suyu, sonra soğanı, sonra yağı, en sonda da salçayı koyarak yaparsanız süreç sonunda tencere içerisinde göreceğiniz görünüşü bakımından büyük bir hayal kırıklığına uğratır sizi, damak
Mustafa Kemal Atatürk
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,411 okunma