Bir Şarr Bir Kitap
Ali Lidar – Alengirli Şiirler Kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz beraber uyanmadığımız bütün sabahlar bir şey eksikti vardı yeryüzünün haberi yanımızda başka bedenler aklımızda başka hayaller ama aynı güneş aynı gökyüzü ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere durmaksızın seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz. ** Ama günün başka kimselere anlamlı gelmeyen anlarında bazen onu elli geçe mesela bazen ikiye altı kala çorabımın tekini ararken ya da kaç yumurta kıracağımı düşünürken tavaya mütemadiyen seni düşündüğümü söyleyebilirim sevgilim denmez artık uzaktaki sevgiliye sevgilim denmez çok ayıp ama sevdiğim diyebilirim sevdiğim belli olmaz saçma sapan bir zamanda bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde farkında bile olmadan aklına gelebilirim. ** Belki kadar kesin ve keşke kadar imkânsız birbirimizden uzaklaşmamız kırılsak da tırnak uçlarımıza kadar kırılırız elbet bunu gerektirir yaşamak. **
İthaki
Bir Şair Bir Kitap
Dilek Kartal – Taşı Kim Atacak kısa boylu bir kadınım ben bundandır boyumdan büyük ne yazsam ne yapsam; yaşımı kestirmeniz güç başıma bakarsınız oysa, gülünçtür belki durup narin nazenin bir elif miktarı evet evet ya da kalıp biraz pişmanlık biraz nostalgia olmasaydı sonumuz böyle ** çocuklar kalır bölünmelerden geriye yetim çocuklar; ana dilleri öfke ** besmeleni çek ve başla! tumturaklı sözlere ihtiyacın yok buğzetmek için ** biyoloji soğukkanlı: insan doğar, büyür, yaşar ve ölür sosyoloji: arada bir yerde de okula gider ben: türk olduğunu öğrenir, doğru ve çalışkan varlığını armağan etmeyi bir de ** eğitim şart, okullar mühim tam böyle dört bin isteyen bir dershaneyle dershane isteyen bir düzen arasında anneyim diyecektim kapısı takılmamış sınıflar sınıflar boyası yapılmamış yakacak için ödenek var da
İzdiham
Reklam
pkk'lı beyinsizlere ithafen...
'Allah sizin belanızı versin, bir eşeğiniz bile yok, devlet kurmak için benim eşe­ğimi almaya kalkıyorsunuz.'
Sayfa 85·Kitabı okudu
Ayrıca unutulmamalı ki, ulus-devlet öncesi imparatorlukların en hayırhahının dahi üst veya alt kimliklere tamamıyla lakayt durduğunu, resmi tarih inşası (gibi bir şey) dahil çeşitli ideolojik ve idari aygıtlara başvurmadığını, "dileyen dilediğine inanır, dilediği dille konuşur, yeter ki vergisini versin, sadakatten şaşmasın," genişliğinde bir tavır sürdürdüğünü iddia etmek mümkün değil. Toplumun değişik katmanları ve zümreleri için de aynı şeyi söyleyebiliriz.
Bu dünyada kadınların başına gelen en güzel şey yaşlanmak. Belli bir yaştan sonra itibarın törenle iade ediliyor, apoletlerin oluyor yıllardan, yıldız yıldız. Kırklı yaşlarda bir yıldız. Artık öyle kolay kolay azarlanıp eğilip bükülemeyeceğin ilk yıllar. Herkes bir haddini biliyor. Gözünü dikip gözünün içine, öyle emirler yağdıramıyor kimse. Genç değilsin, güzel değilsin, son demlerin tatlı tatlı demlenirken, bir ferahlık, bir genişlik, bir ayağınızı denk alın hali. Çekeceğinizi çektiniz, azıcık soğumaya alalım sizi, zaten pek arzulanır bir yanınız da kalmadı, meme, kuku, hep birlikte dinlenin güzelce, rahat edin... Sonrası daha da heyecanlı. Büyük devlet töreni elli yaşında. Ağzına geleni söyleme hakkı, sıçıp sıvama, üstüne tüy dikme mertebesi, deliliğin ilan edilip herkesin yanına desturla yaklaştığı o altın çağ. Genç kadınların idolü, erkeklerin gece karanlık sokakta karşılaşmayı en son isteyeceği türden bir, ne bileyim, insan desen değil, kadın desen hiç değil, mahluk gibi bir şey. Göt büyümüş, memeler sarkmış, surat hep beş karış, arada deli deli kahkahalar, ne yemeğe ne içmeye dikkat eden var artık, çocuklar büyümüş, ne halleri varsa görsünler, koca desen Allah bin belasını versin, kıllarımı bile almasam olur da işte, öyle öğrenmişiz yüce makamı burası. Tüm diğer yıldızlar ellide takılıyor. Üst sınır burası. Kimsenin haddine değil tabii yanına yaklaşmak, önüne fırlatıyorlar korkuyla, sen kendi ellerinle takıyorsun. O rütbede biri yok zira. Zirvelerin zirvesi. Bundan böyle zehirli bir çatal dil, tüm intikamını alıyorsun hayatta seni üzenlerden, doya doya.
Sayfa 177 - Doğan Kitap
Dünyada bundan daha mantıksız ve daha cüretkâr bir hareket düşünemiyorum. Dünyada bağımsız bir devlet düşünülebilir mi ki, içişlerine, henüz düşman sıfatını taşıyanların değil, dostlarının bile müdahalesine izin versin?
Sayfa 40
Atatürk
Reklam
Reklam