Puan vermedi·208 syf.··
2026 6. kitabı
​Kemal Karpat, bu kıymetli eserinde Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde patlak veren milliyetçilik hareketlerini, içerideki sosyo-ekonomik dinamikler üzerinden masaya yatırıyor. ​Kitabın en çarpıcı yönü, milliyetçiliği gökten inme bir fikir akımı olarak değil; Osmanlı toprak düzeninin (tımar sisteminin çözülüşü), ticaret yollarının ve taşradaki güç dengelerinin (ayanlar) değişmesiyle ortaya çıkan organik bir sonuç olarak ele alması. Karpat; Balkanlar'da ve imparatorluğun diğer bölgelerinde yükselen etnik bilincin arkasında, ticaretle zenginleşen ve kendi pazarını, dolayısıyla kendi devletini kurmak isteyen yeni bir orta sınıfın (burjuvazinin) doğuşunu harika bir analitik dille anlatıyor. Klasik millet sisteminin bu yeni ekonomik gerçeklik karşısında nasıl yetersiz kaldığını ve dönüştüğünü görmek, tarih okumalarımıza bambaşka bir boyut kazandırıyor. ​Osmanlı modernleşmesini, ulus-devletlerin ortaya çıkış sancılarını ve bugünkü Orta Doğu ile Balkanlar'ın sosyolojik kökenlerini anlamak isteyen her okurun mutlaka kütüphanesinde bulunması gereken bir başucu eseri. Sadece ne olduğunu değil, "neden ve nasıl" olduğunu merak eden tüm tarih ve sosyoloji meraklılarına şimdiden keyifli okumalar. ​"Milliyetçilik, eski toplumsal yapının çöküşü ve yeni bir sınıfın, kendi kimliğini ve çıkarlarını korumak adına kitleleri arkasından sürüklemesiyle ete kemiğe bürünmüştür."
1000Kitap
Osmanlı’da Milliyetçiliğin Toplumsal TemelleriKemal H. Karpat · Timaş Yayınları · 201734 okunma
“her devrimin kurdu kendinden olur.. “
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:15
ilk bakışta bir tarih romanı vaat ediyor gibi görünse de aslında çok daha derin bir yere dokunuyor.. kitap; Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında yalnızca cephede verilen mücadeleyi değil, zaferden sonra başlayan fikir savaşlarını, iktidar çatışmalarını ve devrimin hangi ellerde nasıl şekilleneceğini anlatıyor.. Mustafa Kemal Atatürk’ün çevresindeki isimlerle olan ilişkileri, karabekir’le yolların neden ayrıldığı, ismet paşa’nın hedef haline gelişi, kadro hareketi’nin devletçilik anlayışı ve celal bayar gibi farklı kutupların aynı dönemde nasıl yan yana var olduğu oldukça akıcı bir kurgu içinde aktarılmış.. yani kitap sadece geçmişte yaşanan olayları sıralamıyor; genç Cumhuriyet’in hangi fikir ayrılıkları, kırgınlıklar ve mücadeleler içinden geçerek kurulduğunu hissettiriyor. tarihin görünen yüzünden çok, perde arkasındaki insan ilişkilerine ve ideolojik gerilimlere odaklanıyor.. Osman Balcıgil kalemine olan hayranlığımı zaten beni tanıyan herkes biliyor.. onun kitaplarında hiçbir şey “uzaktan okunan bir tarih bilgisi” gibi kalmıyor; her şey canlanıyor, nefes alıyor, insanın içine işliyor.. sayfaları çevirdikçe sadece okumadım, gerçekten o dönemin içinde yaşadım.. karakterlerin öfkesi, hayalleri, kırgınlıkları ve tutkuları öyle güçlü aktarılmış ki bazen bir roman değil de birebir tanıklık ediyormuşum gibi hissettim.. kitap bittiğinde aklımda yalnızca olaylar değil, hisler kaldı..
1000Kitap
Devrimciler ve Süs BebekleriOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 202631 okunma
Reklam
Cumhuriyetin Kuruluş Felsefesinde Ekonomi, Milliyetçilik, Devlet
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 01:34
Mustafa Kemal Atatürk döneminin en belirgin özelliklerinden biri, milli bağımsızlığın yalnızca askeri zaferlerle değil; ekonomik, siyasi ve toplumsal dönüşümlerle tamamlanması gerektiği anlayışıdır. Afet İnan’ın belirttiğine göre Atatürk'ün, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında devletin hangi temel düşünceler üzerine inşa edildiğini açık biçimde göstermektedir. Bu metinlerde öne çıkan üç temel unsur vardır: milli egemenlik, ekonomik bağımsızlık ve devletçilik anlayışı. Osmanlı Devleti’nin son döneminde yaşanan işgaller, yalnızca toprak kaybı değil; aynı zamanda milli onurun zedelenmesi anlamına geliyordu. İstanbul’daki yabancı askerlerin varlığı, devletin artık bağımsız hareket edemediğinin sembolü hâline gelmişti. Bu ortamda bazı çevrelerin İngiliz himayesini ya da Amerikan mandasını çözüm olarak görmesi, dönemin umutsuzluğunu ortaya koymaktadır. Ancak Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu düşünce, tam bağımsızlıktan taviz vermeyen farklı bir çizgiyi temsil ediyordu. Onun “kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti kurmak” hedefi, yalnızca siyasi bir karar değil; aynı zamanda Türk milletinin geleceğini kendi iradesiyle belirleme kararlılığıydı. 22 Mayıs 1919 tarihli raporda yer alan “Millet birlik olup hakimiyet esasını ve Türk duygusunu hedef tutmuştur” ifadesi, Milli Mücadele’nin ideolojik temelini göstermektedir. Burada milli egemenlik kavramı ile Türk milliyetçiliği düşüncesi birlikte ele alınmıştır. Bu anlayışa göre devletin meşruiyet kaynağı saray ya da yabancı güçler değil, doğrudan doğruya milletin kendisidir. Böylece Cumhuriyet’in temelini oluşturan “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi daha Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinde şekillenmiştir. Cumhuriyet kadroları için bağımsızlık yalnızca siyasi bir mesele değildi. Ekonomik bakımdan dışa
İzmir İktisat KongresiAfet İnan · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 201847 okunma
8/10
·30 syf.··
2026 49. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 20:08
Sokrat ile Meneksenos arasındaki bu felsefi diyalog; vatanseverlik ve devletçilik, hitabet sanatı (retorik), siyasi propaganda, Atina demokrasisinin eleştirisi, ölüm ve kahramanlık anlayışından oluşmaktadır. Eserin ilgi çekici yanı, Platon’un burada hem toplumun duygularla yönlendirilmesini hem de güzel konuşmanın insanları nasıl etkileyebildiğini eleştirmesidir. Bu diyalogun zaman zaman gerçekten Platon tarafından yazılıp yazılmadığı da tartışma konusu olmuştur. Diyalogda Sokrat ile Meneksenos arasında bir konuşma geçer. Sokrat burada, Atina devletinde ölen askerler için yapılan ünlü “cenaze konuşmaları”nı ele alır ve bu konuşmaların ne kadar yapay, abartılı ve siyasi amaçlı olabileceğini göstermeye çalışır. Eserde Sokrat, ironik bir şekilde oldukça etkileyici ve güzel bir konuşma yapar ve bunu sözde Aspasia’dan öğrendiğini söyler. Eser ağırlıklı olarak siyaset, retorik ve vatanseverlik konularını işlemektedir.
MeneksenosPlaton (Eflatun) · Sosyal Yayınları · 0618 okunma
8/10
·616 syf.··
2026 79. kitabı
Atatürk'ün Mirası Laik Cumhuriyet #okudumbitti Bu eser “tarih okudum” hissinden çok, bugünü anlamak için elime sağlam bir pusula aldım hissi veriyor. Çünkü kitap, laikliği ve Cumhuriyet’i birer slogan gibi değil; düşünce ve vicdan özgürlüğünden sosyal hukuk devletine, kadın haklarından çağdaş eğitime kadar uzanan geniş bir zeminin “sigortası” olarak ele alıyor. Okurken şunu net biçimde görüyorsunuz: Bu mirası savunmak, aslında tek bir kavramı değil; adaleti, liyakati, eşit yurttaşlığı, bilimi, sanatı, barışı savunmak demek. En çok sevdiğim tarafı, tartışmalı başlıklara “duyguyla” değil, belgeyle, bağlamla ve süreklilik içinde yaklaşması. 1921 Anayasası, devrim stratejisi, Lozan, halifeliğin kaldırılması, Şeyh Sait İsyanı gibi konuların her biri bugün hâlâ sık sık gündeme geliyor ama çoğu zaman parçalı anlatılıyor. Meydan, bu parçaları aynı resimde birleştiriyor: Neyi, hangi koşullarda, hangi amaçla yaptık? Hangi adım hangi toplumsal ihtiyaca cevap verdi? Ve en önemlisi: Laik Cumhuriyet neden “kurumsal bir güvence” olarak tasarlandı? Bu soruların yanıtlarını, okuyucuyu yormadan ama yüzeyde de bırakmadan veriyor. Kitabın “başucu kaynağı” olma hâli de buradan geliyor. Çünkü sayfaları çevirirken sadece tarihsel bir kronoloji izlemiyorsunuz; kuruluş felsefesinin mantığını takip ediyorsunuz. Kılık kıyafet, eğitim, yazı ve dil devrimleri; Halkevleri, Köy Enstitüleri; Cumhuriyet’in sosyal devletçilik yaklaşımı, fabrikalar ve kalkınma hamleleri… Bütün bu başlıkların ortak noktasını görmek insanı ister istemez düşünmeye itiyor: Bir ulusun yeniden inşası, sadece savaşı kazanmakla bitmiyor; aklı, eğitimi, hukuku, üretimi ve yurttaşlık bilincini birlikte kurmayı gerektiriyor. Bu bütünlük duygusu, kitabı “okudum bitti” seviyesinden çıkarıp dönüp dönüp bakacağınız bir referansa
Atatürk'ün Mirası Laik CumhuriyetSinan Meydan · İnkılap Kitabevi · 202616 okunma
9/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 16:37
Suyu Arayan Adam, 20. yüzyıl Türk düşünce tarihini anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir eser. Özellikle genç okurlara, ideolojik savrulmaların, aidiyet arayışının ve gerçekçi vatanperverliğin ne demek olduğunu hissettiriyor. Aydemir’in hayatı, bir aydın için hem ibret verici hem de ilham verici: Büyük hayaller kur, yanılsamalara kapıl, ama sonunda toprağına ve halkına dön. Suyu Arayan Adam sadece bir otobiyografi değil; aynı zamanda 20. yüzyıl başındaki Türk aydınlarının fikirsel fırtınalarını, Osmanlı’nın çöküşünü ve Cumhuriyet’in kuruluş sancılarını çok samimi ve canlı bir dille anlatan etkileyici bir eser. Aydemir, kendi hayatını merkeze alarak dönemin ideolojik arayışlarını, yanılsamalarını ve dönüşümlerini gözler önüne seriyor. Kitap, bir “hatırat” olmanın ötesinde, bir dönemin aynası ve bir milletin anlam arayışının hikâyesi olarak okunuyor. Aydemir, 1897’de Edirne’de doğan, Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak başlıyor anlatısına. Çocukluğu Osmanlı’nın son dönemindeki çalkantılı atmosfere denk geliyor: Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Sarıkamış felaketi… Gençliğinde öğretmen mektebinde okurken savaşlara katılıyor, sonra Turancılık idealine kapılarak Kafkasya ve Hazar ötesi bölgelere (Orta Asya hayaliyle) maceralı yolculuklara çıkıyor. Bu dönemde Enver Paşa etkisi, Turan sevdası belirgin.Sonra fikirleri evriliyor: Sosyalizme, hatta bir dönem komünizme yakınlaşıyor (Moskova’da Komintern bağlantıları, Kadro hareketindeki rolü). Yargılanıyor, hapis yatıyor, devlet kademelerinde görev alıyor, Atatürk’le tanışıyor ve Cumhuriyet’in iktisadi politikalarına (özellikle devletçilik) katkı sağlıyor. Hayatının sonunda ise Anadolu’ya, toprağa ve “suya” dönüyor, yani kendi köklerine ve gerçekçi bir milliyetçiliğe.Kitap, bu uzun yolculuğu “suyu arayan adam”
Edebiyat
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Reklam
Reklam