EHL-İ BEYT VE EHL-İ DEVLET KİTABINDAN MERAK EDİP CHATGBT İLE ARAŞTIRDIKLARIM
Selamın aleyküm hayırlı akşamlar arkadaşlar. Uzun zamandır okuduğum Ehl-i Beyt ve Ehl-i Devlet kitabından merak ettiğim sorularla tekrar sizlerleyim. Kitabı okurken merak ettiklerimi not aldım ve ChatGBT'ye sordum. Cevaplarıyla beraber not alıp paylaşıyorum ve eğer bir gün bir hoca tanıdıkla anlaşabilirsem sorabildiğim kadar sorup konuşurken ses kaydı çekip yine 1000Kitapta herkesle paylaşacağım. Sonuçta bilgi çoğaldıkça artar. Şimdi ilk soruları paylaşıyorum: 1) Caferilik mezhebinin kuruluşu nasıl oldu? Caferilik mezhebinin kuruluşunda taraftar toplama, lider seçimi dönemin şartlarına göre nasıl oldu? 2) Hişam b. Salim el-Cevâliki kimdir? 3) Ebû Cafer el-Ahvel kimdir? Hişam b. Salim el-Cevâliki ve Ebû Cafer el-Ahvel'in İmam Cafer-i Sadık ile politikası nasıldı? 4) Hişam b. Salim el-Cevâliki ve Ebû Cafer el-Ahvel'in İmam Cafer-i Sadık öldükten sonra mezhebin başına Abdullah b. Cafer'i lider getirmek istemelerinde ki niyet neydi? Abdullah b. Cafer'in imameti devam ettirebilecek nasıl bir kabiliyeti var? 5) Şuayb b. Yakub birisinin nikahı altında olan kadınla evlenen adamın durumunu Musa Kazım'a sormuş. Musa Kazım, bu muamelenin cezası olarak kadının recmedilmesi gerektiğini, onunla evlenen adama ise bir cezanın gerekmediğini söylemiş. Şuayb b. Yakub Musa Kazım'ın fetvasını Ebû Basîr'e anlatmış. Ebû Basîr ise daha önceden aynı meseleyi İmam Cafer-i Sadık'a söylediğini ama farklı cevap aldığını söylüyor. İmam Cafer-i Sadıkta kadının recmedileceğini ve adamında evleneceği kadın hakkında gerekli tahkikatı yapmadığı için dövüleceğine hükmetmiş. İki imam arasında görüş farklılıklarının sebebi nedir? 6) Büreyd b. Muaviye el-İclî kimdir? 7) Muhammed b. Müslim es-Sekafî ve Büreyd b. Muaviye ile Musa Kazım arasında ki muhabbet nedir? İmam Cafer-i Sadık'ın "yeryüzünün direkleri"
Aldanmayalım! Bozuk İtikadlı Hocalar
Ehli Bidaat Hocardan Tam 45 Tanesini Deşifre Ettik, Kısaca Yanlışlarını Beyan Ettik. #Mutlaka_Okuyalım ve #Paylaşalım 1- Mihr Ali İskender Evrenesoğlu; Kendisi Mehdi Olduğunu Söyleyen Bir Sahtekardır… 2- Harun Yahya (Adnan Oktar); Kendisi Mehdi Olduğunu Söyleyen Bir Sahtekardır, Ayrıca Dansöz Oynatıp, yarı çıplak kadınların üzerinden dinle dalga geçmektedir…. 3- Abdülaziz Bayındır; Allah Gaybı Bilemez Diyen Ve Bunun Gibi Nice Sapık Görüşleri Olan Ehli Bidat Biridir… 4- Yaşar Nuri Öztürk; Kuranda Olmayan Hiçbirşey Günah Değildir diyen, İsteyen İstediği Şekilde Namaz Kılar Namaz Özünde Saçmadır Diyen, Kuran Felsefedir Diyen Sapıklıkları Sayarak Bitmeyecek Olan Bir Sahtekardır… 5- Zekeriya Beyaz; Kabir Azabı Yoktur Diyen, Tavuktan Kurban Olur Diyen Ve Birçok Sapık Fetvalar Veren Biridir… 6- Bayraktar Bayraklı; 17 Ciltlik Tefsir Yazdım, Sahabeden Alimlerden Bir Tane Nakil Yapmadım Diyen Yani Uydurma Şeyler Yazdığını Kendisi Dahi İtiraf Eden, Hz. İsa İnmiyecektir Diyen Nice Sapık Görüşleri Olan Bir Sapıktır… 7- Mustafa Öztürk; Kurana Uydurma Diyen Bir Sapık Daha Fazla Bilgi Vermeye Lüzum Bile Yok… 8- Mehmet Okuyan; Hadislere Gerek Yok Diyen, Kuranda Geçmeyen Hiçbirşeyi Kabul Etmem Diyen Ama Kuranda Geçmediği Halde Hz. Meryem Validemize Çift Cinsiyetli Diyen, Hayızlı Kadın Namaz Kılabilir Diyen, Müminlere Cehennem Yoktur Diyen. Peygamberimizin Tüm Mucizelerini İnkar Eden, Ne Dediğini Bilmeyen Sapık Biridir. Yanlışları Sayarak Bitmez, Fetonun Sol Koludur… 9- Haydar Baş; Kadiri Tarikatının arkasına saklanıp, Şiilik Görüşünü İnsanlara Aşılamaya Çalışan, Bir Sahabe Düşmanıdır •Ayrıca Atarurke Evliya Diyecek Kadarda Ruh Hastasıdır… 10- Mehmet Çelik; Hadis İnkarcısı, Herkes Tarafından Anlaşılmayacak Bazı Hadisleri Diline Dolayıp, İnsanlara Bakın Bakın Böyle Hadismi Olur
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
m.facebook.com/story.php?story... CİCİ DÜNYA Küresel ittifak sağlandı. Birbirlerine mermi atan ülkeler birbirlerine “kutsal sıvı” hediye etmeye başladılar. Örneğin; İsrail Filistinlilere sıvı bağışında bulundu. Peki ülkemizde durumlar nasıl gidiyor? Artık eskisi gibi değil, bu topraklarda kimsenin gözü yok. Bir virüs bütün düşmanlarımızla aramızı düzeltmeye yetti. Tüm dünya devletleri, özellikle büyük devletler bizim sağlığımızı çok düşünüyorlar. Ülkemizde giden bir can onları derin üzüntülere düşürüyor. O yüzden “kutsal sıvı” göndererek yaşamamız için canla başla mücadele ediyorlar. Bir yandan fetö bu kutsal sıvıyı överken, diğer yandan Selahattin Demirtaş herkese tavsiye ediyor. İktidar muhalefet kafa kafaya verip bu illetle birlikte mücadele ediyorlar. Bill Gates gibi dünyaca ünlü hayırseverler ülkemizin kalkınması, sağlık sektörümüzün iyi yerlere gelmesi için milyonlarca dolar yatırım yapıyorlar. Bill Gates yoğun bir adam. Aynı zamanda küresel iklim kriziyle uğraştığı için “Yapay Et” işine de el attı. Ankara Üniversitesi yapay et üretimine başlarken, Müslüman küreselci hocalardan da helaldir fetvaları gelmeye başladı. “Kutsal Sıvı” caizdir diyenlerin “Yapay Et” helaldir demeleri de şaşkınlıkla karşılanmamalı. Sonuçta insanlık için hep birlikte mücadele ediliyor. Sağlık Bakanının; “Yeni Dünya düzenine sert bir geçiş yaptık” sözü anladığınız manada şeytani bir düzen değil. Küresel bir ittifaktan söz ediliyor. Virüsün ortaya çıkmasıyla uyanan tüm insanları tek bir çatı altında toplayacak bir sistemden... Tek dünya (Yeni dünya nizamı), tek devlet (Dünya devleti), tek millet (Dünya milleti) ve tek din (Transhümanizm). O kadar iyi niyetli bir oluşum başlatıldı ki; insanlar ulusal kimliklerinden kurtulup küresel kod
Alıntı
EHL-İ  SÜNNET ALİMLERCE  EHLİ BİD'AT OLARAK İLAN EDİLEN  YAZARLAR…. 1- Mihr Ali İskender Evrenesoğlu; kendisi Mehdi ve peygamber olduğunu söyleyen bir sahtekardır... 2- Harun Yahya(Adnan Oktar); kendisinin Mehdi olduğunu söyleyen bir sahtekardır, ayrıca dansöz oynatıp, yarı çıplak kadınların üzerinden dinle dalga geçmektedir.... 3- Prof. Abdülaziz Bayındır; Allah gaybı bilemez diyen ve bunun gibi nice sapık görüşleri olan Ehli Bidat biridir... 4- Prof. Yaşar Nuri Öztürk; Kuran'da olmayan hiçbirşey günah değildir diyen, isteyen istediği şekilde namaz kılar namaz özünde saçmadır diyen, Kuran felsefedir diyen sapıklıkları sayarak bitmeyecek olan bir sahtekardır... 5- Prof. Zekeriya Beyaz; Kabir azabı yoktur diyen, tavuktan kurban olur diyen ve birçok sapık fetvalar veren biridir... 6- Prof. Bayraktar Bayraklı; 17 Ciltlik tefsir yazdım, sahabeden âlimlerden bir tane nakil yapmadım diyen yani uydurma şeyler yazdığını kendisi dahi itiraf eden, Hz. İsa inmeyecektir diyen nice sapık görüşleri olan bir sapıktır... 7- Prof. Mustafa Öztürk; Kur'an'a uydurma diyen bir sapık. Daha fazla bilgi vermeye lüzum bile yok... 8- Prof. Mehmet Okuyan; Hadislere gerek yok diyen, Kuran'da geçmeyen hiçbir şeyi kabul etmem diyen ama Kuran'da geçmediği halde Hz. Meryem validemize çift cinsiyetli diyen, hayızlı kadın namaz kılabilir diyen, müminlere Cehennem yoktur diyen. Peygamberimizin tüm mucizelerini inkar eden, ne dediğini bilmeyen sapık biridir. Yanlışları sayarak bitmez. 9- Prof. Haydar Baş; Kadiri tarikatının arkasına saklanıp, Şiilik görüşünü insanlara aşılamaya çalışan, bir sahabe düşmanıdır. 10- Prof. Mehmet Çelik; Hadis inkarcısı, herkes tarafından anlaşılmayacak bazı hadisleri diline dolayıp, insanlara bakın bakın böyle hadis mi olur deyip, hadisleri
Din
Platon 7. Mektup
YEDİNCİ MEKTUP Platon'dan Dion'un akraba ve dostlarına. İyilikler, Sizin de Dion gibi düşündüğünüze inanmam gerektiğini; eylem ve sözlerimle size, elimden geldiğince yardım etmemi istediğinizi yazıyorsunuz. Şu yanıtı veririm: görüş ve istekleriniz gerçekten Dion'unkiler gibiyse, çabalarımı sizinkilerle birleştirmeye hazırım; değilse, uzun uzun düşünmem gerek. Dion'un görüş ve isteklerini size anlatabilirim sanıyorum; hem de tahmin ederek değil; çünkü bunlar üzerinde tam bir bilgim vardır. İlk kez Syrakusa'ya geldiğimde, kırk yaşlarımdaydım; Dion, Hipparinos'un şimdiki yaşındaydı ve o zamanki düşüncesini bugüne dek hiç değiştirmemiştir. Dion, Syrakusalıların özgür olmaları ve kendilerini en iyi yasalara göre yönetmeleri gerektiğini düşünüyordu. Onun için, bir Tanrı'nın Hipparinos'a, Dion'un devlet yönetimi konusundaki düşüncelerine uygun düşünceler esinlemiş olmasına şaşılmamalıdır. Bu düşüncelerin nasıl oluştuğunu; genç ya da yaşlı, herkesin bilmesi uğraşmaya değeceğinden, her şeyi, ta baştan alarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi bunun tam zamanıdır. Gençlikte, ben de birçok genç gibiydim. Kendi kendime davranabileceğim gün gelince, hemen devlet işlerine atılmaya karar vermiştim. Ama o zaman, bu alanda birçok değişme olmuştu; kendimi şu durum karşısında buldum: Birçok kimse, o zamanki yönetime saldırmış, ayaklanma çıkmış ve yeni yönetimin başına elli bir kişi konmuştu. Bunlardan on biri kentte, onu da Peiraieus'da görev almıştı; görevleri agorayla kentin yönetimini ilgilendiren işlerle uğraşmaktı. Öteki otuzuna, tam yetkiyle en yüksek erk verilmişti. Bunlar arasında tanıdıklarım, akrabalarım vardı; uygun bir iş vermek üzere beni hemen çağırdılar. Genç yaşım düşünülecek olursa, hiç de aşırı olmayan birtakım düşlemler kuruyordum: Bunların devleti, eğrilik yolundan
Akif Makale
Mehmet Akif, 1908’de II. Meşrutiyet’in İlanı’nın ardından yazdığı ve II. Abdülhamit için “Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblîs’e!” dediği “İstibdad” şiirini “Kardeşim Midhat Cemal’e” diyerek yakın dostu Mithat Cemal’e ithaf etmişti. Bu ithaf sadece bir şairin yakın dostuna yaptığı bir jest değildi. Mahkeme üyeliğinin ardından noterlik yapmaya başlayan Mithat Cemal, 1906 yılında Yıldız Sarayı’na ulaşan bir jurnal yüzünden evi basılarak tutuklanmıştı. Suçlama, Mithat Cemal’in bir Namık Kemal kitabının baskı kalıplarını bulundurmasıydı. Bir süre tutuklu yattıktan sonra bırakılmıştı ama uzun süre arkadaşları başka bir jurnale kurban gitmemek için ondan uzak durmuşlardı. Bu muamele ve yakın çevrenin verdiği bu tepki Akif’in içine o kadar oturmuş olacak ki 1908’de II. Meşrutiyet’in ilan edilince yazdığı şiiri Mithat Cemal’e ithaf etmekle kalmadı, “İstibdad” şiirinin altına “Bir gün evvel” diyerek başka bir şiir daha ekledi. Şiir, istibdad günlerinde birine selam verdiği için, eşinin mahalleyi inleten bağrışları arasında bir adamın gözaltına alınışını anlatmaktaydı: “Beş on herif yapışıp bir fakîrin ellerine, Sürüklüyor; öteden bir kadın diyor: — Bırakın! Kocam ne yaptı? Nedir cürmü bî-günâh adamın? Zavallının büyük evlâdı öldü askerde; İkinci oğlu da sürgün Yemen’de bir yerde. Acıklı, göğsü sakat koyverin, didiklemeyin; Günâhtır etmeyin oğlum, ayıptır eylemeyin. Efendi kim, o ne bilsin? Bilirse hem ne çıkar? Kilercisiyle uzaktan biraz hısımlığı var. Geçende komşuyu görmüş, demiş selâm söyle. Demek alınmayacak Tanrı’nın selâmı bile! ... «Sürün! » demiş, ona Şevketli’nin irâdesi var. — Sürüm sürüm sürünün tez zamanda alçaklar!
1000Kitap