CHP için muhalefet olmak sadece bir tercih değil, bir savunma mekanizmasıdır. İktidara geldiği an, devletin tüm denetim mekanizmaları (Sayıştay, Maliye, İstihbarat vb.) partinin ticari/mali geçmişine ve bugünkü kaynaklarına odaklanır. "İktidar olma arzusu" ile gelen her hamle, otomatik olarak bir "gözlem" davetiyesidir. "Servetin halkın gözüne girmesi" veya rakipler tarafından "ifşa edilmesi" riski, iktidarın getireceği yetkiden çok daha büyük bir tehdit oluşturur. Muhalefet kalmak, mevcut serveti ve klik yapısını "dokunulmaz" kılar. Siyasi partilerin bir "ekonomi-politiği" vardır. Eğer bir yapıda; üyeleri, yöneticileri ve kadroları besleyen (maddi veya statü olarak) dışa kapalı bir kaynak havuzu varsa, ve bu havuzun devamlılığı, yapının iktidara gelip "dağıtılmamasına" bağlıysa; bu yapı, iktidarı "varoluşsal bir tehdit" olarak algılar. İktidar koltuğuna oturmak, bu kapalı devre sistemin bozulması, dışarıdan (yani halktan veya devletin bürokratik aygıtlarından) gelecek müdahalelere açık hale gelmek demektir. Klikler için en "kârlı" pozisyon; sistemi içeriden yönetebilecekleri, ancak sistemi tamamen şeffaflaştıracak bir "iktidar" sorumluluğunun getirdiği denetimden uzak kalacakları "muhalefet" pozisyonudur. Rakiplerin, iktidar arzusuna karşı bu "servet ve klik" kozunu kullanması, partinin iktidar söylemlerini etkisiz kılan bir "Caydırıcı Tehdit" mekanizmasıdır. İktidara talip oldukları an, karşı taraf "Bakalım bu servet nereden geliyor?", "Bu klikler kimleri besliyor?" sorularını yüksek sesle sormaya başlar. Bu tehdit, partiyi kendi iç dengelerini bozmamaya ve "gereksiz risk almamaya" zorlar. CHP'nin neden "kazanmaya yakın gibi görünüp son düzlükte kilitlendiği" sorusuna, ideolojik değil "müesses nizamın korunması" üzerinden çok net bir cevap verdik: İktidar olmak,
Siyaset
HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -III-
"Ömer İbnu'l-Hattab (r.a.), Umeyr İbnu Sa'd'ı Humus valiliğinden azledince, yerine Hz. Muaviye'yi (r.a.) tayin etti. Halk: Umeyr'i azledip Muaviye'yi mi tayin etti, diye mırıldandı. Umeyr (r.a.) ise: Muaviye'yi hayırla yâdedin. Zira ben Resulullah aleyhissalatuvesselamın "Allahım onunla (insanlara) hidayetini ulaştır!" dediğini duydum, dedi." Kütüb-i Sitte, Hadis No: 4478 Evvelki yazılarıma yapılan bazı yorumlardan ötürü, daha başlarken bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum: Hz. Muaviye'nin "radyallahu anh" denileceklerden olduğu "şu âhirzamana kadar" Ehl-i Sünnet mabeyninde "netameli" bulunmuş bir konu değildir. Mevzuun gerek İmâm-ı Gazalî'nin İhyâ'sında, gerek İmâm-ı Rabbanî'nin Mektubat'ında ve gerekse diğer makbul/muteber kaynaklarımızda nasıl ele alındığını incelerseniz "netameli" hiçbir noktaya rastlayamazsınız. Hz. Muaviye'nin bir Sahabî olarak "hürmete layık olduğu" gayet açıktır. İttifakla da beyânlıdır. Ulemamızın bu meseleyi medar-ı bahs etmeleri, kendi aralarında tartışma konusu olduğundan değil, Şia vb. bid'a fırkaların Mü'minlerin kafalarını/kalplerini karıştırmalarına engel olmak içindir. Elhamdülillah. İşte biz de bugün o salih seleflerimizin izlerini takip ediyoruz. Rabbim, ne bu dünyada ne ötekisinde, dudaklarımızı ayak izlerinden kaldırmasın. Âmin. Bediüzzaman'ın da bu müceddidler kervanının bir halkası olduğunu hatırlarsak, elbette, ondan da bu hak yoldan başkası sâdır olmaz. Başka muradı olamaz. Zâten, Hz. Ali radyallahu anhın duruşunu "azimet" Hz. Muaviye radyallahu anhın duruşunu ise "ruhsat" noktasında ele alması, "her ikisini de" İslâm dairesi içinde gördüğünün delillerinden birisidir. Mezkûr kavramlar hakkında küçük bir özet geçersem: **Azimet "asıl hüküm"dür. Ruhsatsa şartlarına bağlı olarak uygulanabilecek "geçici
Hazreti Muaviye
Reklam
Suriye'nin Yeniden Dizaynı: Stratejik Sessizlikten Kurumsal Rehabilitasyona I. Giriş: Yanlış Soruların Esareti Buckingham Sarayı'nın altın yaldızlı salonlarında iki adam el sıkışıyor. Biri İngiltere Kralı III. Charles. Diğeri, bundan yalnızca bir yıl önce üzerine 10 milyon dolar ödül konmuş, ABD'nin terör listesinde adı geçen Ebu Muhammed el Şara. Bu fotoğraf bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu nasıl mümkün oldu? Ortadoğu coğrafyası üzerine yapılan analizlerin büyük çoğunluğu bu soruyu sormaz. Bunun yerine daha güvenli, daha sığ sorularla yetinir: "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" veya "Esad neden düştü?" Oysa doğru sorular çok daha rahatsız edicidir: IŞİD kimin işine yaradı? Şara'yı kim, ne zaman ve hangi araçlarla rehabilite etti? Ve tüm bu kaosun sonunda kim kazandı? Bu makale, Suriye'de yaşananların ne bir tesadüf ne de öngörülemeyen bir "blowback" mekanizmasından ibaret olduğunu savunuyor. Ortada, adım adım ve çok aktörlü biçimde inşa edilmiş bir bölgesel dizayn var. Ve bu dizaynın mimarlarını bulmak için komplo teorisine değil, yalnızca sonuçlara bakmak yeterli. II. Blowback'ten Öte: IŞİD ve Güç Boşluğu 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, sadece bir rejimi devirmenin çok ötesine geçti. Ordular lağvedildi, devletin kurumsal hafızası silindi, onlarca yıllık güvenlik bürokrasisi bir gecede yok edildi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. IŞİD bu enkazdan beslendi, büyüdü ve zamanla Suriye iç savaşının yarattığı ikinci boşlukta gerçek bir devlet gibi hareket etmeye başladı. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Daha önce de görülmüştü; 1980'lerde Sovyetlere karşı CIA tarafından beslenen Afgan mücahidleri, zamanla El Kaide'ye dönüşmüştü. Ancak blowback teorisi, IŞİD söz konusu olduğunda kritik bir soruyu
1000Kitap
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
İttihat ve Terakki Cemiyeti, I. Dünya Savaşı yıllarında kapitülasyonları tek taraflı kaldırarak bir "Milli İktisat" politikası başlattı. Amaç, gayrimüslim burjuvazinin elindeki finans gücünü kırıp yerli-Müslüman bir zengin sınıfı (milli burjuvazi) yaratmaktı. Bu politikanın finansörlüğünü yapması için 1917'de Osmanlı İtibar-ı Millî Bankası kuruldu. Bu banka doğrudan İttihatçı kadroların, partinin ve onların palazlandırdığı yerli tüccarların sermayesiyle var oldu. Cumhuriyet kurulduğunda, İttihatçıların yarım kalan "milli burjuvazi yaratma" projesi aynen devralındı. Mustafa Kemal’in talimatıyla 1924’te kurulan Türkiye İş Bankası, yeni rejimin ekonomi politiğinin omurgası oldu. Banka, Hint Müslümanlarının Kurtuluş Savaşı için gönderdiği ve Mustafa Kemal’in şahsi hesabında (Nutuk'ta "görülmeyen hesap" olarak geçen) biriken paranın sermaye yapılmasıyla kuruldu. Kurucuları ve ilk hissedarları tamamen yeni rejimin milletvekilleri, bürokratları ve asker kökenli elitleriydi (Celal Bayar, kılıç artığı İttihatçı sermayedarlar vb.). 1927 yılında Türkiye İş Bankası, İttihatçıların kurduğu Osmanlı İtibar-ı Millî Bankası’nı resmen satın alarak kendi bünyesine katmıştır. Yani İttihatçı sermaye ile Kemalist sermaye, fiziken ve hukuken de tek bir çatıda birleşmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, şahsi hisselerini (mülkiyeti saklı kalmak ve temettü geliri Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu'na aktarılmak kaydıyla) CHP'ye miras bıraktı. CHP, bugün hâlâ İş Bankası'nın yönetim kuruluna 4 üye atama yetkisine sahiptir. Dünya siyaset tarihinde: Bir özel bankanın yönetim kuruluna üye gönderen, O bankanın kredi politikalarında, büyüme stratejilerinde ve serbest piyasa hamlelerinde doğrudan söz sahibi olan, Borsadaki hisse değerlerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen bir "sol parti" modeli
Sosyoloji
(Rüya) (Mafya lideri gençti 20 yaşlarında gibi görünüyordu ve mafya lideri olmamıştı. Baronun altındaki adamla henüz yeni çalışmaya başlamıştı. En yakın arkadaşıyla birlikte Ucuz takım elbiseleriyle baronla bir görüşmeden dönüyorlardı. Rüküş Takım elbiseleri ve ucuz araçları yüzünden onlarla dalga geçmişlerdi.) Mafya Lideri (Gözünü yoldan ayırır ve arkadaşına bakar): Şu birlikte olduğu kadın var ya Benden hoşlanıyor Arkadaşı: Ney ? Uyuşturucuyu fazla kaçırdın herhalde O baronun eşi Zıplama istersen bi ölçülü ol Hadi baronun eşi olmadığı bir gerçeklik yaratalım Hadi onun Rolls Royce’a binmeyip dolmuş kullandığı bir evrenin içine doğru ilerleyelim (Mafya lideri anlamsız anlamsız arkadaşına baktı) aynı sınıfa mensup bireyler olduğunuzu var sayalım demek istiyorum Kadın kırk yaşında yüzündeki kırışıklıkları görmedin mi ? - sen ise 20 yaşındasın- Öyle bir kadın seni niye istesin Öyle bir gerçeklikte bile şansın yok Niye kendine uygun birini yaşıtın birini bulmuyorsun Sülalemizi öldürtmek mi istiyorsun Denyo musun ? Ölçülü olmayı öğren Mafya Lideri: Sen ölçülü ol Ben o kırışıklıklarda sadece güzellik görüyorum Bence o kırışıklıklar olmasaydı bugün olduğum kadar aşık olmazdım (Arkadaşı: Aşırı salaksın ) Gözlerime bakarken duman rengi gözlerini görmedin mi ? - İnsan yalan söyler Ancak gözler asla
Reklam
Reklam