Puan vermedi·208 syf.··
2026 8. kitabı
Ali Şeriati’nin "Medeniyet ve Modernizm" kitabı, aslında devrim niteliğinde bir "kavram düzeltmesi" girişimidir. Şeriati, Batı'nın bu iki kavramı kasıtlı olarak birbirine karıştırdığını savunur. ​Kitabın özeti şu üç temel direğe dayanır: ​1. Modernizm Bir Kandırmacadır ​Şeriati'ye göre modernizm, bir toplumun ilerlemesi değil, "tüketim alışkanlıklarının değişmesidir. Batı, sömüreceği toplumlara gerçek bilim ve teknolojisini (medeniyetini) değil; sadece modasını, eğlence anlayışını ve yaşama biçimini (modernizmi) verir. ​2. İthal Edilmiş Kimlik ​Kitapta, kendi kültüründen utanan ve Batı’yı taklit eden "aydın" tipi sertçe eleştirilir. Şeriati bu durumu bir "maymunlaşma" süreci olarak görür. Toplum, kendi köklerinden koparıldığı an, Batı için her şeyi satın almaya hazır, itaatkar bir pazar haline gelir. ​3. Gerçek Medeniyet: Yaratıcılık ​Şeriati için gerçek medeniyet; bir toplumun kendi tarihinden, inancından ve değerlerinden beslenerek yeni bir şey üretmesidir. Sadece başkasının ürettiği otomobili kullanmak veya onun gibi giyinmek o toplumu medeni yapmaz; sadece "modern bir tüketici" yapar. ​Özetle: Şeriati bu kitapta, "Avrupalı gibi görünmek sizi ileri götürmez, sadece sizi sömürenlerin işini kolaylaştırır" der ve kurtuluşun "Öze Dönüş" ile mümkün olduğunu savunur. ​
Medeniyet ve ModernizmAli Şeriati · Yeni Zamanlar Yayınları · 2003321 okunma
Türkiye siyasetinin jargonu
9/10
·255 syf.··
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2022 12:41
Yaşımın genç (28) olması sebebiyle Türkiye siyasetinde bulunan klişe/kült/mutat/muayyen söylemlere pek hakim değilim. Okumuş olduğum bu kitap vasıtasıyla Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan başlayarak doksanlı yılların sonuna kadar yer alan süreçte toplum nezdinde karşılık bulan ifadelerin arasında âdeta bir gezintiye çıktım. Ve Türkiye siyasetinde yer eden kavramları ve başlıkları genel hatlarıyla öğrenmiş oldum. Türk siyasetinde iz bırakan aktörlerin sarf etmiş olduğu sözleri okuyunca siyasi kültürümüzün inşa edilişini, gelişimini ve yaşamış olduğu kısır döngüyü berrak bir şekilde gözlemleyebiliryorsunuz. Kitap içerisinde dikkatimi çeken bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum: *Bütçe Tamam Ordu'ya Selam(1956-1971); Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin görüşülüp kabul edilmesinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Türk Silahlı kuvvetlerine güven, şükran, sevgi ve selamlarını ulaştırılmasına dair karar alması yolundaki gelenek "bütçe tamam orduya selam" olarak bilinir. Kısaca ordu'nun gölgesinde siyaset yapmaya çalışan politikacıların güçlü olana yaranmaya çalışma çabaları diyebilirim. *Devrim Otomobili; 1961 yılında devlet başkanı Cemal Gürsel'in isteği üzerine yapılan ilk Türk Otomobilidir. Üretilen "Devrim" isimli otomobil Türkiye Büyük Millet Meclisi binası önündeki törenle Gürsel'e sunuldu. Ancak "Devrim" birkaç yüz metre ilerledikten sonra durdu. Sinirlenerek otomobilden inen Gürsel'in söyledikleri gündelik konuşmalarda yıllarca yinelendi. "Batı kafasıyla otomobil yaparız, şark kafasıyla benzin koymayı unuturuz." *Kimseye Verecek Bir Avuç...; Türkiye'nin topraklarında birçok devletin gözü olduğu düşüncesi ve Türkiye'nin bölüneceği endişesi cumhuriyet tarihi boyunca hemen her dönemde varlığını sürdürdü. Sovyetlerin, Doğu Anadolu'yu İlhak
Araştırma-İnceleme
Popüler Siyasi Deyimler SözlüğüAlper Aslandaş · İletişim Yayınları · 200212 okunma
Reklam
Kapitalsiz Kapitalistler
10/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2021 332. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 23:57
Harun Karadeniz, 60’lı yıllarda yükselen öğrenci hareketlerinin başrollerinden biriydi. Onun için işçi sınıfı; soyut değil, ete kemiğe bürünmüş, iletişim kurmaya açık insanlardı. Bu kitap da bunun canlı kanıtıdır. Kapitalist sistemin eksikliğini, yanlışlığını, halka en sade dille, bol bol örnekle anlatmaya çalışmıştır. Girişte, insanlığın her zaman iyiye gittiğini, yozlaşmış toplumların yıkılmaya mecbur olduğunu, yıkılan her toplumun ardından, kitlelerin daha iyisini kurmaya meyilli olduğunu hatırlatır. Bir ada örneğiyle başlar: Dışarıyla ilişkisi olmayan bir ada düşünelim. Bu adanın nüfusu 1000 kişi olsun. Bu adada bir kapital sahibi, bir de işçi sınıfı bulunsun. Adada üretim yapılabilmesi için işçilerin eline az para geçmelidir ki, patron sermayesini arttırabilsin. Patron bütün geliri işçilere dağıtırsa, kendine bir pay kalmaz. Doğal olarak sermaye birikimi olmaz ve üretim durur. Yani işçi ne kadar az kazanırsa patronun sermaye birikimi o kadar çok olur. Öbür yandan da patronun üretilen malları satabilmesi için, işçinin elinde çok para olması gerekir. Bu durum da ancak patronun işçiye yüksek ücret vermesiyle sağlanır. Fakat bu patronun sermaye biriktirememesine ve üretimin durmasına yol açar. Patronun işçiye az ücret vermesi, işçilerinin yarattıklarının patronun elinde toplanmasını ve sermayenin birikmesini sağlar. Bu, işçinin ancak yaşamını sürdürecek ölçüde yiyecek ve giyecek bulması anlamına gelir. Patron, adadaki işçiler için lüks gelecek maddeleri üretmeye başlarsa, işçiler bunları alamayacak duruma gelir. Bu adada 500 otomobilin üretildiğini varsayalım. Bunların pek azının satıldığını düşünürsek, bu otomobiller artık değersizleşmiştir. Dağın altındaki demir madeni ile bunların hiçbir farkı yoktur. Yani patron, toplumun ihtiyacı karşılanmamış olsa bile
Emekçinin KitaplığıHarun Karadeniz · Belge Yayınları · 200024 okunma
7/10
·412 syf.··
2020 31. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2020 10:41
İnsanlığın ilk ortaya çıkışından günümüze kadar evrimini dönemler halinde inceleyen bir kitap. Harari'ye göre en büyük devrim tarım devrimi, bundan sonra homo sapiens'in tabiri caizse şirazesi şaşmış. Kitaptaki bölümleri anlatarak spoiler vermek istemiyorum. Dikkatimi çeken bir kaç konuya değineceğim sadece. O kadar çok Türk, Türkiye, Osmanlı örneği var ki. Yazar sanki Türkiye'de yaşamış, ya da kitabı Türk okurlar için yazmış hissine kapıldım. Bir örnek vermek gerekirse Tofaş arabadan bahsediyor, Tofaş otomobili Türkiye'de yaşamayan birinin kolaylıkla bilebilmesi mümkün değil. Orijinal mi böyle çeviri mi böyle bakmak lazım. Yazarın Müslüman kesimden ürktüğü çok belli, din adına açıklamalar, tespitler ve eleştiriler yaparken çoğunlukla Hristiyanlığı örnekliyor. Çok az yerde Müslümanlık adına yorum var. Bir bölümde gayet net bir şekilde eşcinsellik güzellemesi yapıyor (eşcinselliği desteklediğim ya da eleştirdiğim anlaşılmasın). İnsanlık tarihinde kapitalizmin önemli bir yeri olduğu net. Bunu da çok detaylı olarak örnekler şekiller ile anlatıyor hatta ileri götürüp başka seçenek, yok en iyisi bu demeye vardırıyor. Ancak ben insanlık tarihinde önemli yer tutan komünizm hakkında da bilgi vermesini de beklerdim. Bilim adamına yakışmayan yaklaşım olarak değerlendirdim. Bir ara tarihçi kimliğinden çıkıp filozof psikolog gibi felsefeli konularında bilgiler vermeye çalışıyor, kişisel gelişim metni kıvamına kadar götürüyor. Geçmiş döneme ait örnekler ile anlatım çok detaylı ama günümüze yaklaştıkça metin oradan biraz, buradan biraz haline dönüyor, sonunu bağlamak istediği yere bir an evvel gelmek hissiyatı doğuyor. Bunlar benim naçizane tespitlerim.. Aşık olun... İyi okumalar dilerim...
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma