Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/05/metapol... TÜRKÇE: BU MAKALE NEDEN OKUNMALIDIR? 1. Çağımızın En Büyük Krizi: Anlam ve Hakikat Krizine Doğrudan Müdahale İçinde bulunduğumuz çağ, bir bilgi bolluğu çağı olmasına rağmen, aynı zamanda bir anlam ve hakikat krizidir. Kapitalizm, emperyalizm, Siyonizm, dijital kölelik, yapay zeka manipülasyonları ve tahrif edilmiş inanç sistemleri, insanlığı "gerçeklik" sanrısı içinde boğmaktadır. Bu makale, bu çok katmanlı krizi kökünden deşifre eden tek eserdir. 2. Kuantum Fiziği ile Metafiziği, Bilim ile Kur'an'ı Aynı Potada Eritiyor Makale, modern kuantum fiziğinin (Planck ölçeği, Higgs alanı, dalga-parçacık ikiliği) ulaştığı en son sınırları aşarak, evrenin bir "sıkıştırılmış ışık simülasyonu" olduğunu nesnel bir dille kanıtlamaktadır. Bu kanıtlamayı yaparken, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini modern bilimin bulgularıyla harmanlayarak, batıl olan materyalist dogmaları temelinden sarsmaktadır. 3. "Gerçeklik, Hakikat ve Hak" Ayrımı ile Algınızı Yeniden Programlıyor İnsanlık, "gerçek" ile "hakikat" arasındaki farkı unuttuğu için sömürü sistemlerine teslim olmaktadır. Bu makale, bu üç kavramı (Gerçeklik, Hakikat, Hak) daha önce hiç yapılmamış bir netlikle ayırarak, okuyucusuna "Furkan" (hak ile batılı ayıran) gözlüğü takmaktadır. Bu gözlükle bakan bir şuur, artık kapitalist borca, Siyonist tanklara ve dijital algoritmalara asla eskisi gibi bakamayacaktır. 4. "Tersinirlik" İlkesi ile Katı Kader Algınızı Kırıyor Makalenin en devrimci ilkesi olan "Tersinirlik" (Reversibility), maddenin, kaderin ve travmaların katı birer yazgı olmadığını; anında eritilebilecek, geri bükülebilecek geçici frekanslar olduğunu ilan eder. Bu ilke, okuyucuya
14 Şubat, Miladi takvim'ne göre yılın 45. günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 320 gün vardır (artık yıllarda 321). Olaylar 496 - Sevgililer Günü, 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. 1779 - James Cook, Sandviç Adaları yerlileri tarafından öldürüldü. 1804 - Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Birinci Sırp Ayaklanması, Kara Yorgi tarafından başlatıldı. 1859 - Oregon, Amerika Birleşik Devletleri'nin 33. eyaleti oldu. 1876 - Alexander Graham Bell, telefon patenti için başvurdu. 1876 - İstanbul Tramvay Şirketi işçileri greve çıktı. 1878 - II. Abdülhamid, Meclis-i Mebusan'ı süresiz olarak tatil etti ve istibdat dönemi başladı. 1909 - Osmanlı Devleti'nde ilk güven oylaması yapıldı; Kâmil Paşa kabinesi düşürüldü. 1912 - Arizona, ABD'nin 48. eyaleti oldu. 1912 - ABD'nin ilk dizel motorlu denizaltısı, Connecticut'da kullanılmaya başlandı. 1918 - SSCB'de Gregoryen Takvimi kullanımına geçildi. 1923 - Mustafa Kemal, Batı Anadolu gezisine çıktı. 1924 - International Business Machines (IBM) şirketi kuruldu. 1925 - TBMM'de 9 Şubat'ta vurulan Deli Halit Paşa öldü. 1929 - Al Capone'un rakibi yedi gangster, Chicago'da öldürüldü. Olay 14 Şubat'ta gerçekleştiği için "Sevgililer Günü Katliamı" olarak anılmaktadır. 1931 - Türkiye güzeli Naşide Saffet Esen, Avrupa'da "Güzel Göz Kraliçesi" seçildi. 1945 - Şili, Ekvador, Paraguay ve Peru, Birleşmiş Milletler'e katıldı. 1945 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve ABD uçakları, Dresden'in bombalanışının ikinci gününde yangın bombaları kullanmaya başladılar. 1946 - İlk genel amaçlı elektronik bilgisayar ENIAC (Electronic Numerical Integrator and Computer), Pensilvanya Üniversitesi'nde
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayat Rutinine Karşı Okuma Direnişi
Okumak; hayal denizlerine taşıyan, ihtilalin en ateşli zamanlarında vurulanları anlamamı sağlayan, intikam ateşiyle denizler aşanları hislerini anımsatan, göz alabildiğine uzanan kum çöllerinde aşka susatan, evrenin bir köşesinden diğerine ışık hızında seyahat ettiren, bir ağanın tarlasındaki ırgatla empati kurduran ve nihayetinde fikir ve duygu dünyamı şekillendiren eylemdir. Okumayı öğrendiğim günden bu yana, çocukluk ve ergenlik yıllarımda kitapların, ansiklopedilerin, dergilerin ve daha nicesinin sayfaları arasında nasıl kaybolduğumu anımsıyorum. Zamanla o ilk büyünün azaldığını hissetsem de, içeriği ne olursa olsun bir yazıyla karşılaştığımda okuma heyecanım hâlâ artıyor. Beni motive eden basılı kitapların yerini yavaş yavaş teknolojik ekranlar aldı. Fakat bulduğum bir takvim yaprağını ya da üzerine çalakalem bir şeyler karalanmış bir kâğıt parçasını okumak bile şevkimi artırmaya devam ediyor, hatta bazen yetiyor da. Kafka'nın hikayelerindeki o buhranlı ruh hallerine kendimi fazla kaptırmamak için uykuya ve yürüyüşe sığınıyor, zihnimin düşünceler ve rüyalar aleminde gezinmesine izin veriyorum. Ancak ne zaman dursam, bedenim adeta okuma moduna geçiyor ve gözlerim istem dışı harfleri aramaya başlıyor. Ne de olsa insanlar kötüydü; ben kitaplara sığındım. Hayat bizi bir rutine hapsetse de, arkadaşlarımın "Ne çok okuyorsun!" şeklindeki sorgulamalarına rağmen ne yemekte ne de yolda okumayı bıraktım. Farklı mecralarda kimi zaman yavan fikirlerle karşılaştım, kimi zaman da inci gibi değerli düşüncelere sahip insanları hayretle okudum. İster milattan önce yaşamış olsun ister günümüzde, insanın insana kattığı değeri bilen biriyim. Hiçbir düşünceyi küçümsemedim; gönlüm ve zihnim neyi alabiliyorsa onu kabul ettim. Bu okumalar beni zaman zaman çıkmazlara sürüklese de, ruhuma
Hayata Dair
Umutlar hayâldir, acılar gerçek Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selâm, ya bir top çiçek Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar. ** "Çalış" derler, ayak bağlı, el bağlı "Konuş" derler, dudak bağlı, dil bağlı "Kalk git" derler, kapı bağlı, yol bağlı Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar. ** Yürü: duvar beton, otur yer beton Tavana bakarsın “bakma der” beton - Yağmur kokan toprakların nerede? ** İnancın cezalı, yüreğin tutsak Konuşacak yerde çaresiz susmak - Dudakların, dudakların nerede? ** Ayrılık, beşerin dünya ölçüsü Muamma bedenle can arasında Aydınlık, gözlerin yalancı süsü Şaşırdım ilk ile, son arasında. ** Her nereye baksam karşımda duran Ya yıkanmış sevap, ya kirli günah. Bir müjdeli haber kalbimde vuran "Gadir'dir, Rahim'dir, Kerim'dir ALLAH" ** Nar çiçeği kandır yaralarımız Ayrıldı can, beden aralarımız
Şiir
Biz müslümanız. Muhafazakar ya da devrimci olamayız. Muhafaza edilmesi gerekeni eder, devrilmesi gerekeni deviririz. Bu Marifetullah'tır. Bir cüz de müslümanlara ayırmıştır bundan Allah(c.c). Ahsen-i takvim işte budur. Selam olsun istikametini koruyan her kişiye. Bize de nasip olsun inşallah.
ROJ BÚNA TÊ PÎROZ BÁ/ İYİ Kİ DOĞDUN (BÎJÎ YÊK GULAN)
İşçi Hikayeleri | 1 Mayıs ve Gezi Parkı'ndan Hasret Gültekin'e uzanan yol... 1 Mayıs'ta dünyaya geldi, Gezi Parkı'nda evlendi, hayata soldan, sosyalizmin penceresinden baktı. 22 yıllık ömründen geriye büyük bir aydınlık miras bırakan Hasret Gültekin'i eşi Yeter'den dinledik. Bugün 1 Mayıs. Dünyayı yaratan, hayatı var eden büyük insanlığın, emekçilerin mücadele günündeyiz. Bu haftaki işçi hikayelerinde, dünyaya gözlerini 1 Mayıs’ta açan, hayatta olduğu süre boyunca sazı da sözü de emekçilerin yanında olan, Sivas'ta 32 yurttaşımızla birlikte, daha 22 yaşında katledilen Hasret Gültekin var. Hasret Gültekin’i eşi ve yoldaşı Yeter Gültekin'den dinledik... Güle yel değdi 1971 yılında Sivas’ın İmranlı ilçesinde 1 Mayıs’ta dünyaya geldi Hasret Gültekin. Daha dünyaya adım atar atmaz içine doğduğu telli kelamın, bağlamanın içinde buldu kendisini. Müziğin, Hasret’in mayasına işlediği söylenir. Yeter Gültekin’den dinliyoruz: ‘’Hasret daha 7 yaşında ilkokul birinci sınıfta öğretmenine ‘Ben çok güzel bağlama çalarım, müzik yaparım.' diyor. Öğretmeni de bunun üzerine Hasret’in babasını okula çağırıyor. Diyor ki; 'bu yaşta nasıl böyle bir çocuk olur’ diye. Hasret sonra ilkokul ikinci sınıfta öğretmenine çıkıp ‘Keşanlı Ali Destanı’nı ben yapabilirim diyor. Tabii yine bir şaşkınlık havası oluyor, olmaz mı? Hasret koro kuruyor oyun için ve bir oyun düzenleniyor. Hasret de daha 8 yaşında şefi olduğu koroya piyano çalarak eşlik ediyor. Böyle bir insan olacağını, üretmeden duramayacağını daha o yıllardan gösteren bir insan Hasret.’’  Rüzgarın kanatlarında  Üretmek Hasret’in öylesine işi olur ki, lise yıllarında Kadıköy Anadolu Lisesi’ne gideceği zamanı dahi başka yerlerde, ezgilerin izinde koşarak geçirir. Daha 17 yaşındayken Amsterdam Etnik Müzik Enstitüsü’nde ders vermesi için