Rus Devrimi’nin liderleri de benzer bir zamansal darbe girişiminde bulunmuşlardır. Joseph Stalin, 1929 yılında Hıristiyan yılını ortadan kaldırma çabasıyla Gregoryen düzenin yerini alacak devrimci bir takvim oluşturmuştur. Bu yeni sistemde ilk başta dört günlük çalışma ve bunu takip eden bir günlük dinlenmeden oluşan beş günlük bir hafta ortaya kondu. Her ay da altı haftadan oluşuyordu. Daha sonra, bir haftanın altı günden oluştuğu bir döngüye geçildi. Bu devrimci proje de ülkenin aşina olduğu Gregoryen takvimine 1940 yılında geri dönmesiyle terk edildi.
On yıl da uygulanmış!
1793 yılında, Fransız Ulusal Kongresi, gerici Gregoryen takviminin yerini alması için bir “devrimci takvim” oluşturmuştur. Pek çok şeyin yanı sıra yeni takvim şunları ilan ediyordu: Hıristiyanlık çağının 1792 yılı, yeni Cumhuriyetçi takvimin yılı olacaktır. Her yeni yıl eski takvime göre 22 Eylül’de başlayacaktır. Her ay, yılın sonuna eklenen beş fazladan gün ile birlikte otuz gün sürecektir. Aylar üç adet onar günlük döngüye ayrılacak, günler yirmi dört saat yerine onar saatlik birimlere bölünecektir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İçler Dışlar Çarpımı "Ve her şey dönüştü işte, Kahverengi bir çarşambadan Sapsarı bir cumartesiye." Edip Cansever İçindeki sıkıntıyı saklarcasına bakımlı olacak Melda'nın elleri. Apartman kapısı arkasında kapanırken torbaları yere bırakacak. Atkısının ucu toz olacak. Posta kutusundaki zarfa uzanacak; üze­rinde yazılı ismi görünce ağlamaya başlayacak. Karşıdaki kapının deliğinde beliren gözü ve merdivenin ortasında donakalan kapıcıyı fark etmeyecek. O serin loşlukta hepsi, hıçkırıklar su sayaçlarının arasında yitene kadar bekleyecekler. Daha değil ama. Henüz vakti gelmedi. *** Murat Bey'in solgun fotoğrafı, yüzündeki on yıllık tebessümle, üçlü kanepenin ötesindeki gri binalara bakıyordu. Gözleri bi­raz kısıktı. Murat Bey sağken hep bu ifadeyle dışarı bakardı, o zaman dışarıda ağaçlar vardı. Elinde çay bardağıyla pencerenin önünde durur, uzaktaki tepeleri göstererek, "Ne güzelmiş şu çamlar Melda" derdi, "Seninle evlenmeden önce böyle güzel de­ğildi buralar." Senden sonra da güzel değil, diye düşündü Melda duvardaki fotoğrafa dalmışken. Televizyonun altındaki çekmeceyi açtı. Koca­sından kalan emekli maaşını, katlanmış dantellerin en altına koy­du. "Kiri belli etmez abla" demişti bohçacı bu danteller için, daha neleri belli etmezdi kimbilir? Melda çekmeceyi kapadı, televizyonu açtı. "Şampiyonluğa kanat açan kara kartalların yıldızı Metin, Tan'da parlıyor. Siyah beyaz gollere imza atan Sarı Fırtına'nın hayatı bu pazar Tan'da!" dedi televizyon. Bir maç kuyruğunda Murat Bey'le yediği is kokan köfteler geldi Melda'nın aklına. Dolmabahçe'den İnönü'ye hafif bir rüzgâr esiyor­du o gün, ikisinin de boynunda siyah beyaz atkılar vardı. Sarı Fır­tına, "Çocukluğumu, gençliğimi, hayatımı Tan'a anlattım" derken Melda kanalı değiştirdi. Tık. "Bazen Büdü bir sayı
Sayfa 7 - İçler Dışlar Çarpımı·Kitabı okudu
Devrim’in muarızları yeni rejime düşmanlıklarını sergilemenin bir yolu olarak eski takvime ve bilhassa Pazar ayini ritüeline sıkı sıkıya bağlı kalmışlardı. Bu anlamda, takvim savaşı devrimci kavganın en çatışmalı alanlardan biri haline geldi.
Sayfa 469·Kitabı okudu
Tarih-Araştırma
Bir Şair Bir Kitap
Umutlar hayâldir, acılar gerçek Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selâm, ya bir top çiçek Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar. ** "Çalış" derler, ayak bağlı, el bağlı "Konuş" derler, dudak bağlı, dil bağlı "Kalk git" derler, kapı bağlı, yol bağlı Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar. ** Yürü: duvar beton, otur yer beton Tavana bakarsın “bakma der” beton - Yağmur kokan toprakların nerede? ** İnancın cezalı, yüreğin tutsak Konuşacak yerde çaresiz susmak - Dudakların, dudakların nerede? ** Ayrılık, beşerin dünya ölçüsü Muamma bedenle can arasında Aydınlık, gözlerin yalancı süsü Şaşırdım ilk ile, son arasında. ** Her nereye baksam karşımda duran Ya yıkanmış sevap, ya kirli günah. Bir müjdeli haber kalbimde vuran "Gadir'dir, Rahim'dir, Kerim'dir ALLAH" ** Nar çiçeği kandır yaralarımız Ayrıldı can, beden aralarımız
"Görevli temsilci" sıfatını taşıyan ve Kongre'nin bütün yetkileriyle donatıldıktan sonra huzursuzluğun hâlâ devam ettiği bölgelere gönderilen kimi vekiller, birçok durumda, haklı olarak, dini karşı devrimin yaşam kaynağı olarak tanımlamaya başladı. Bulundukları bölgeleri "Hristiyanlıktan arındırma"ya karar verdiler ve bu anlayış Kasım ayında Paris'e de ulaştı. Eski Hristiyan takvimin yerine yepyeni bir "devrimci takvim" getirilirken, çok sayıda kilise de kapatılmaya başladı. Amaç, Hristiyan inancını olmasa bile, uygulamalarının tüm formlarını silmekti. Artık büyük ölçüde Kongre'nin Kamu Güvenliği Komitesi'nin eline bırakılan yönetim, saflarına kazandığı vatandaştan daha fazlasının devrime soğuk bakmasına neden olabileceğini anladığı bir siyasaya asla resmen destek olmadı, ama 1794 baharında nihayet Hristiyanlıktan uzaklaştırma dalgasını bastıracak kadar güçlenene kadar Fransa'da açık tek bir kilise bile kalmamıştı ve "Özgürlüğün 2. Yılı" boyunca da papazların çoğu ya ülke dışına kaçmış ya da saklanmak zorunda kalmıştı.
Sayfa 82 - Dost Kitapevi·Kitabı okudu
Tarih