Suları Islatamadım Bütün Şiirleri 3

8,5/10  (2 Oy) · 
17 okunma  · 
5 beğeni  · 
634 gösterim
SULARI ISLATAMADIM
Savaştayım elli yıldır
Ömrüm geçti boşalt, doldur
Anlamadım, bu ne hâldir
Bir gün silah çatamadım
Suları ıslatamadım.
Ekin ektim başak yılan
Kuşandığım kuşak yılan
Yorgan akrep, döşek yılan
Bir gün rahat yatamadım
Suları ıslatamadım.
Ne payem oldu, ne sayem
En doğruya varmak gayem
Düşüncemdir tek sermayem
Alan yoktur, satamadım
Suları ıslatamadım.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2015
  • Sayfa Sayısı:
    124
  • ISBN:
    9789759000714
  • Yayınevi:
    Kadim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sabriye Yabancı 
26 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Suları Islatamadım Abdürrahim Karakoç'un fikir çilelerini kalemine yansıttığı güzel eserlerinden biri.Toplumu ilgilendiren her konuda geleneksel halk şiirimizin hafızamızdaki izdüşümlerini duygulu, coşkulu bir söylemle dile getirmesi sanırım pek çok şiirinin bestelenmesinin ana sebebi.Halk şiirinin özellikleriyle yazmasına rağmen kalem şairidir Karakoç bağlama çalmayı bilmez bu nedenle kendinden ziyade başkaları tarafından bestelenen şiirleri bilinir çoğunlukla.
Yaşamını tüm içtenliğiyle şiirlerine yansıtan Karakoç hayatı, yaşananları, toplumun çektiği sıkıntıları sürekli sorgulamış neticede bu denli güzel şiirler ortaya çıkmış.
"Ekin ektim başak yılan
Kuşandığım kuşak yılan
Yorgan akrep, döşek yılan
Bir gün rahat yatamadım
Suları ıslatamadım."
Dizeleri onun bu sürekli sorgulayan yönünü su imgesiyle dile getirdiği canım dizelerinden birkaçı sadece.

Bazen kızmış isyan etmiş taşlamalarla meramını anlatmış.
"Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden
Her ocakta üç beş baykuş ötmeden
Çabuk, devlet malı deniz bitmeden
Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek"
Dizeleri 1983 ' te yayımlandığı düşünülürse dönemimin toplumsal aksaklıklarını vermesi bakımından en az edebi değeri kadar mühimdir.
Hiçbir sanatkar yaşadığı süreçten ayrı düşünülemez Abdürrahim Karakoç da dönemin sorunlarına dizeleriyle değinmiş kimi zaman karamsar kimi zaman iyimser toplumun nabzını tutmuştur.
" Bölücülük dağıtan çay
Kurur erinde gecinde
Kardan köprü, buzdan saray
Erir erinde gecinde

Öfkeler hep direk direk
Ellerinde kazma kürek
Türk milleti tek bir yürek
Vurur erinde gecinde."
Zorlu yaşamını, hayat felsefesini, inancını, mücadeleci ruhunu hayranlık uyandıracak bir üslupla anlatıp
" Hayat kilim çile nakış
Dokuyoruz iniş yokuş
Marifet manaya bakış
Görene canımız kurban"
dizelerinin unutulmayacak ustasını sadece "Mihriban" türküsünün şairi olarak yadetmek ona yapılacak en büyük haksızlık kanaatimce.
2012 'de Hakka yürüyen; bağlamasız, yürekleri bağlayan ustayı rahmetle anıyor,
Okumanızı tavsiye ediyorum.
Şiirlerle hayat daha da güzel...