Anne, üç çocuk, kayıp baba, Süphan dağı etekleri, Van gölü, okul ve bir lojman üzerinden şekillenen bekleyişin, reddedişin, sabrın, özlemin yargılamanın ve isyanın romanı. Annelik tabularının yerle yeksan edildiği, memnuniyetsizliğin anne ve çocuk üzerindeki etkilerin sansürsüz anlatıldığı bir distopik eser.
Doğru veya yanlış her insan öğretilen ve öğrenilen ile yaşamaya başlıyor ve hayatını devam ettiriyor. Bireyi toplumdan, aileden ve çevreden bağımsız düşünmek mümkün değildi.
Selma bir anne, çocukları ile arasında hiç bir bağ kuramamış, çocuklarından ve çevresinden nefret etme derecesine gelmiş bir anne. Görkem annesinden sevgi görememiş, sevgisizliği nefret ile örtmeye çalışan bir çocuk. Diğer çocuklar sevgisizliği iliklerinde hisseden diğer evlatlar...
Herkesin yaptığının doğru olduğuna inandığı bir toplumda yanlışın varlığını insanlara izah etmeye çalışmak belki de yanlışların en büyüğüydü...
Korkumuz, hırsımız, inadımız, aşkımız, huzurumuz ve diğer bütün duygularımızın birleşimidir varlığımız. Birinden vazgeçmek ya da birini üstün görmek dengeleri bozmaktan başka bir işlev görmez. Büyü dükkanı ve büyü vadisi bu gerçekliği bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hayaller üzerinden gerçekleri vermeye çalışan insanı düşünmeye ve kendini tanımaya sevk eden, bir duygunun varlığı ve yokluğunun insana neler yaptırabileceğinin masalsı anlatımı. İsteklerimiz ve gerçeklerimizin dengesini kurmaya çalışan kitap. İnsana ve hayata dair.
Küçücük bir hücreden, küçücük yüreklerden koskocaman bir İstanbul masalına doğru başlıyor hikayeleri…
Berber Kamo, Öğrenci Demirtay, Doktor, Küheylan Dayı, Zine Sevda ve bir hücrede kesişen yolları. İlk defa karşılaşan insanların yolculuğu, bir karanlıktan başka bir karanlığa doğru. Bu karanlığı aşmanın yolu İstanbul. Yeraltıyla, yerüstüyle; görüneniyle, görünmeyeniyle; hayaliyle, gerçeğiyle İstanbul. Acının bedenlerini teslim aldığı ama kimsenin görmediği, kimsenin bilmediği, kimsenin duymadığı yeraltıydı onların İstanbul’u.
Yoktan var olmaya çalışmanın, işkencelerden yara almadan çıkmanın, insanlığın yok olduğu bir zamanda insana inancını yitirmemenin, son nefesine kadar direnmenin, çekilen acıda ruhunu teslim etmemenin mücadelesi…
Gidenlerin ardından dik durabilmenin, her şeye rağmen yıkılmamanın, acıya beraber göğüs germenin, güvenin, sevdanın, tükenmemenin hikayesi…
İstanbul İstanbulBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 20191,283 okunma
Çöp masalları! ilk bakışta çok enteresan görünüyor. Ancak kitabı okudukça sayfalar birbiri ardına ilerledikçe ne kadar doğru bir tabir olduğunu belirtmekten alamıyorum kendimi. Evet çöpten masallar; evinin çöp, çevrenin çöp ve hayatının çöple dolu olduğu...
Berci ve Kristin in ne veya kim olduğunu merak edebilirsiniz. Onu da kitabın ilerleyen sayfalarında karakterleri tanıdıkça anlayacaksınız ve çok şaşıracaksınız..
Sanayi devrimi ilk zamanlar insanlık için büyük bir nimetti ki halen teknolojik acıdan baktığımızda .önemini muhafaza etmekte. Ancak getirileri kadar götürülerini de görüyoruz acı bir şekilde. Güçlünün daha da güçlendiği zayıfın ise daha da insanlıktan çıktığı bir sistemden fayda beklemek pek akıl karı olmasa gerek.
İnsanların oldukları için aşağılandığı yok sayıldığı bir masal... Ne masal ama... Yaşadıkça pisliğe battığımız, çırpındıkça ruhumuzun kirlendiği hayalimizin ütopyalar gerçeğimizin ise distopyalar olduğu hakiki bir masal...
Şimdi size Çakır ın hikayesini anlatacağım diyor ve giriyor yazar. Hiç olmayan bir insanın, hiç olmayan resimlerinden hikayesini anlatmaya koyuluyor. Sözlerinde de belirttiği üzere ;
...Ona bir geçmiş uyduruyordum. Çünkü geçmişi hakkında çok az şey biliyordum. Yıllar boyunca düşleye düşleye ona gerçek bir hayat kurdum...
Böylelikle Çakır ın hikayesi başlıyor. Daha doğrusu yazarın yarattığı Çakır ın hikayesi. Anlatabilmiş mi ? diye sorarsanız. Gerçeğini aratmayacak kadar sahici Çakır ve hikayeye sonradan katılanların hikayesi.
Yalnızlık üzerine derin bir düşünüş ve düşündürüş. Bitirilmemiş cümlelerle okura da kendi gerçekliğini yaratma imkanı vermiş. Bambaşka bir üslup bambaşka bir teknikle kimsesizlik ve yalnızlığı tasvir etmiş.