Şu an Oblomov okuyorum. Bir yer çok dikkatimi çekti. Oblomov, dışarı ile bağlantısı azaldığından her şeyden ürken birine dönüşüyor. Yani aslında ürktüğü şeyler hareket etmek, hayata karışmak, adam görmek gibi şeyler. Hareketsizlik, evden çıkmama kısacası o Oblomovluk onun güvenli alanı olmuş. Hepimiz öyle değil miyiz aslında? Hayata karışmak en zorlandığımız ama hayattan kaçmak en başardığımız iş. Oblomov’un hayatı oblomov olduğu için değil duygu hissetmeyecek kadar hayattan koptuğu için deyim yerindeyse Gregor Samsa’ya evrilmiş.
1000Kitap
Gitmek
Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara.. Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey.. Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. Ama olmuyor. Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor. Böyle gidiyoruz işte.
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Deccal sisteminin eli deliktir, Mehdi as cömerttir
Geleneksel ahir zaman rivayetlerinde (özellikle Said Nursi'nin Beşinci Şua adlı eserinde geçen hadis yorumlarında) ahir zamanın fitne saçan şahıslarından bahsedilirken "Onun eli deliktir" ibaresi yer alır. ​Buradaki "eli deliktir" ifadesi fiziksel bir delikten ziyade, edebî ve mecazi bir anlatımdır. Klasik Türkçede ve İslamî literatürde bu deyim iki anlama gelir: ​Aşırı İsraf ve Savurganlık: Elinde mal durmayan, parayı, serveti ve kaynakları boş yere ziyan eden, har vurup harman savuran kişi demektir. ​Müptelalık ve Tüketim: Rivayetin devamındaki yorumlarda, bu kişinin ve temsil ettiği sistemin insanları tüketime, lükse, israfa ve hatta alkol gibi zararlı alışkanlıklara alıştırarak toplumun iktisadi ve ahlaki yapısını bozacağı ifade edilir. Mehdi ile İlişkisi Nedir? ​Tam aksine, hadis kaynaklarında Hz. Mehdi’nin eli açıklığı, cömertliği ve adaletli mal dağıtımı övülür. Mehdi ile ilgili sahih hadislerde onun "eli delik (savurgan)" değil, "malı saymadan, bolca ve cömertçe dağıtan" biri olacağı bildirilir: ​"Ahir zamanda bir halife gelecek de malı avuç avuç dağıtacak, saymakla bitiremeyecektir." (Müslim, Fiten 67; Ahmed bin Hanbel, Müsned) Yani Hz. Mehdi bolluk, bereket, sadaka ve adaletle malı ihtiyaç sahiplerine ulaştırırma zihniyetinde olacak iken; "eli delik" olarak vasıflandırılan ahir zaman figürleri Deccal Komitesi ise toplumu israfa, borca ve ekonomik çöküşe sürükleyen bir karakteri temsil eder.
Din
Uyutmayan düşünceler deyim.
TÜRKÇE KONUŞ, ÇOK KONUŞ!
Selam selam selam! Bugünkü konumuz: Türkçe ve asil, matematiksel dilimize yapılan İSTİLA Bir dilin yabancı dillerle etkileşime girmesi ile o dilin yabancı sözcüklerin istilasına uğrayarak yozlaşması/tembelleşmesi tamamen farklı olgulardır! Bugün sözlüğümüzde yer alan Arapça kökenli sözcükler, yüzyıllar boyunca süren din, coşku, edebiyat, hukuk ve ortak yaşam ilişkileri neticesinde Türkçenin kendi potasında erittiği, eklerimizi getirerek Türkçeleştirdiği tarihsel bir sürecin doğal sonucu ben bunu da çok kabul etmeyip özellikle öz Türkçe konuşmaya çalışıyorum ama biri Türkçe kökenli "sözcük" demek arapça kökenli "kelime" diyince de karşı çıkmam. Ben yabancı sözcüklerin İSTİLASINA karşı çıkıyorum Türkçeleşen sözcüklere değil. Bu Türkçeleşme bir zenginleşme olarak yorumlanır. Tehlike büyük! Tehlike, Türkçe'de tam karşılığı olduğu halde tembellikten, özentilikten veya küresel popüler kültürün esiri olmaktan kaynaklanan İngilizce/Batı kökenli sözcüklerin kuralsızca dile boca edilmesi! Ben buna tepki koyarım. Love yerine aşk demelisin tabii ki. Pesimist yerine karamsar demelisin tabii ki. Kendi hayatımızda her sözcüğün "saf Türkçe" olmaması, dilin bugünkü yozlaşmasına göz yumacağımız anlamına gelmez; aksine, geçmişte yapılan zorunlu ödünçlemelerin üzerine bugün yenilerini eklemeyerek dili koruma sorumluluğu yükler. Vatanı korumak sadece sınır nöbeti tutmakla mı oluyordu? Apoyla mücadele sadece silahla mı? Sizin mücadeleniz bu kadar küçük mü? O sınırların içindeki milleti millet yapan en büyük kale olan dili, yani kimliği korumakla başlar mücadele, çünkü dilini kaybeden bir milletin üzerinde kenetleneceği bir vatan bilinci zaten kalmaz. Dilini kaybeden milletler benliğini kaybeder! Eğer diliniz sömürgeciler tarafından şekillenirse zihniniz de öyle
1000Kitap
Musa Eroğlu şarkı sözleri Kurumuş Toprak Gibiyim Zamansız Yağmur Beklerim Dağlar Girdi Aramıza Taş Çürüsün Yol Utansın Diken Sardı Ellerimi Naz Etmesin Gül Utansın Ben Ayrılık İstemedim Sebep Olanlar Utansın Ülker Vurdu Yaprağıma Mevsim Dursun Güz Utansın Çürümüş Yaprak Gibiyim Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın Nöbetin bekleyin alır keşiğin Beklemeli bir sultanın eşiğin Günde yüz bin kere yüzler sürmeli Açtırdım kapıyı girdim içeri Aklımı başımdan aldı o peri Dedim sende buldum halis gevheri Dedi yok yok bir mihenge sürmeli Seher vakti çaldım yarin kapısını Baktım yarin kapıları sürmeli Hoş bulmadım otağının yapısını Çıkageldi bir gözleri sürmeli
Müzik