Rasûlullah Efendimiz buyurur : "Kim bana salâtü selâm getirmeyi unutursa Cennet'in yolunu şaşırır." (İbn-i Mâce, İkamet, 25) "Cimri, yanında adım anıldığı hâlde bana salât ü selâm getirmeyen kimsedir." (Tirmizî, Deavât, 100) "Yanında anıldığım kişi bana tam bir salât ü selâm getirmezse o benden değildir, ben de ondan değilim. Allah'ım! Benimle alâkasını devam ettirenle Sen de alâkanı devam ettir. Benimle alâkasını kesenle Sen de alâkanı kes." (Deylemi, el-Firdevs, III, 634)
Allah'ın gönlünüzdeki yeri, Allah katındaki yerinizdir...
Rasulullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kim: "ben cennetliğim" derse, o, ateştedir. Kim: "ben âlimim" derse gerçekte o, cahildir." ¹ Diğer bir hadisi şerifte de şöyle buyrulmuştur: "Kim, Allah katındaki yerini ve değerini bilmek istiyorsa; kalbinde, Allah'a nasıl yer verdiğine ve itibar ettiğine baksın. Şüphesiz Allah, kuluna, onun kendisine verdiği kıymet kadar değer verir, kendisine (öyle) tecelli eder." ² _______________________________ ¹ Deylemi, Firdevsü'l-Ahbar, No: 5565; Tabaranî, es-Sağır, No. 176; el-Vasit, No: 6842 (Hadisin son kısmı): Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, l, 186. ² Hakim, Müstedrek, I, 494; Ebu Ya'la, Müsned, No: 1866; Bezzar, Müsned, No: 3064; Münzirî, et-Terğib, 11, 405; Zebidî, İthafus-Sâde, IV, 651.
Sayfa 408 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Reklam
Yusuf b. Esbat demiştir ki: "Bir haberde şöyle denmiştir: “Şu üç şey, kimde bulunursa, o, imanını kemale erdirmiştir. 1- Razı olması onu, batıla götürmez. 2- Kızdığı zaman öfkesi onu haktan uzaklaştırmaz. 3- Güçlü olması onu, hakkı olmayan şeyleri almaya götürmez.” Bu manada bize müsned bir hadis rivayet edilmiştir.¹ Bize rivayet olunduğuna göre, Serî b. el-Mağlis şöyle demiştir. “Kalpte yakîn derecesindeki imanın varlığını gösteren üç şey vardır: 1- Ölüm pahasına olsa bile, hakkı ayakta tutmak ve haktan yana olmak. 2- Bela ve musibet zamanında da Allah’ın emrine teslim olmak. 3- Nimetin zevali (bitmesi, sona ermesi) anında da, kaza ve kadere rıza göstermek. Nimetin zevalinden Allah’a sığınırız.” ______________________________ ¹ Deylemi, Fİrdevsül-Ahbar, No: 2285; Tabaranî, es-Sağır, I, 61; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, I, 59.
Sayfa 315 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
"Allah bir kulunu sevdi mi onu sıkıntılara mübtelâ kılar. Eğer sabrederse, kendisine alır. Ya Resûlüllah, kendisine almak ne demektir, dediler. "Geriye ne mal ne evlat bırakmaz." dedi. (Deylemi, Firdevs, hadis no: 968
Sayfa 93
Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Mâliki yevmid dîn:(Fatiha /3) “(Allah) Din gününün sahibidir.” Allah ahiretin sahibidir. Ahirette kazanma imkânı bitmiştir; çünkü kazanma imkânı dünyadadır. Ahiret ya mükâfat yeri ya da ceza yeridir. Kazananlar mükâfatını, kaybedenler, yanlış yapanlar da cezasını alır. Allah mükâfat olarak mü’minlere cenneti, kâfirlere de cehennemi verir. Bu cehennem ebedidir; yani öyle geçici süreliğine cehennem yoktur. Neden? Çünkü Allah’a iman etmişsen yanlışlarının cezasını dünyada çekersin, cezan bitmezse sırasıyla kabirde, kıyamet yerinde çekersin böylelikle cezan biter ve cennete gidersin; ama Allah’a şirk koşmuşsan, Allah’ı kabul etmemişsen imanını kaybedersin. Bu nedenle Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadis-i şerifinde; “öyle insanlar var ki ibadet yaparlar, öldüklerinde siz onların mü’min olarak öldüklerini zannedersiniz. Sonra onun namazını kılar, mü’minlerin, Müslümanların kabristanına defnedersiniz. Oysaki onlar, imansız gitmiş, kâfir olarak ölmüştür. Allah’ı kabul etmedikleri, Allah’a şirk koştukları için son nefeste imanlarını kaybetmişlerdir” buyurmuştur. Mâliki yevmid dîn; Allah ahiretin, din gününün, Kıyamet gününün sahibidir ve hükmü o verir. Allah ayet-i kerimede; “o gün hiç kimse konuşamaz. Allah herkesin kitabını eline verip, ‘al kitabını oku’ der. Hükmünü kendin ver, bugün hesap sorucu olarak sen kendine yetersin”(İsra /13-14, Nebe /38) buyurur. Yani kendi hesabını kendin gör, nereye gideceğine dair kararını sen ver. Başka bir ayet-i kerimede ise; “onlar diyecekler ki: Biz kendimize zulmettik (cehennemi hak ettik)”(Enbiyâ /97) buyurur. Bu yüzden kitap elimize verilmeden önce biz kendi kitabımızı elimize alıp, okuyalım; çünkü dünyadayken o kitabı değiştirme imkânımız; yani tövbe edip o günahları silme imkânımız vardır. Rabbimize samimiyetle dönüp; “ya rabbi
Sayfa 161·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam